Atiker Konyaspor – Galatasaray maçı yazar yorumları

HALİL ÖZER: BÜYÜK TAKIM OLABİLMEK
Aslında sıkıntılı bir maçtı.
Ve bana göre sezonun en önemli maçlarından birisiydi.
Beşiktaş’ın 3 puan bıraktığı haftada alınacak bir galibiyet Galatasaray’ın önümüzdeki hafta oynanacak olan Fenerbahçe maçına kafası rahat bir şekilde çıkmasını sağlayacaktı.
Sezon içinde bu tip maçlar iki ya da üç tanedir. Bu fırsatları iyiye, kötüye, strese bakmadan değerlendireceksin.
Galatasaray da öyle yaptı.
İyi mi oynadı, hayır. Organizasyonu kuramadılar ve orta alanda çok top kaybettiler, kolay çalım yediler. Kanatlara hiç inemediler. İlk yarıda tek bir orta bile yoktu. Serkan Kırıntılı’yı ancak 25. dakikada görebildik. Ayrıca ortada bir garip diziliş vardı. Rodrigues’in oyunda kaldığı süre içinde nerede oynadığını ve ne yaptığını bir türlü anlayamadım. Ancak her şeyde bir hayır vardır. Bu oyuncunun sakatlanması ve yerine Selçuk’un girmesi bu sezon devam eden Tudor şanslarından birisi oldu. Maç o andan itibaren döndü. Fernando, Ndiaye ve hala çözemediğim Belhanda’nın atamadığı dikine topları Selçuk attı. Gomis’i hareketlendirdi, oyuna ısındırdı.

HALİL ÖZER
Galatasaray ligin en kritik maçlarından birisini oynadı ve kazandı.

Gomis’in bu yıl Türkiye’de yapılan en iyi transfer olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İlk goldeki bir acayip sol vuruşu, ikinci gol öncesi fiziğini kamyon gibi kullanması, üstüne sprint özellik koyması ile penaltıyı ve ikinci golü tek başına yarattı. Her türlü özellik var. Efendi, saygılı, sempatik, sağ, sol, kafa hepsi mevcut. Bir oyuncudan daha ne istenir ki?

Ayrıca bu maçın sessiz bir kahramanı vardı. Bana göre Maicon ilk yarıda o kadar kritik iki top kesti ki o anlar maçın kader anlarıydı. G.Saray’ın son üç yıldır Ujfalusi ve Lugano tarzı bir savunmacıya ihtiyacı vardı. Onu da buldu.
Konya tipik bir Reşit Akçay takımı. Sadece savunma ile maçı kazanmayı düşünen bir takım. İşleri çok zor.
Sonuç olarak G.Ssaray ligin en kritik maçlarından birisini oynadı ve kazandı. Büyük takım özelliğini sahaya yansıttı. Tudor yanlış da olsa bir şeyler yapıyor. Asla kararsız kalmıyor. Ve her geçen gün teknik direktörlüğüne bir şeyler katıyor. G.Saray ligin en kritik maçlarından birisini oynadı ve kazandı.

Türkiye – İzlanda maçının yazar yorumları

EURO 2016 Elemeleri’ndeki gibi İzlanda’yı yıkıp 2018 Dünya Kupası’na gitmekti hayalimiz ama ne umduk ne bulduk!

Eskişehir’deki muhteşem taraftara rağmen 3-0’lık hezimetle kahrolduk. Balıkçılar karşısında özellikle savunmada inanılmaz hatalar yapıp Rusya yoluna havlu attık. Milliler, ‘akıllı’ oynayan İzlanda’nın ördüğü duvarı aşmakta zorlanırken Finnbogason, G. Sigurdsson ve Magnusson’la ilk 15’te 3 kez kalemizi yoklayan konuk ekip 32’de Gudmundsson’la öne geçti: 0-1.

3 dakika sonra Bjarnason farkı ikiye çıkarırken ilk yarı böyle sona erdi: 0-2. 2. yarı başlarken zaten az olan umudumuzu 49’da Gunnarsson’un kafa vuruşunda topu kale ağzında tamamlayan Arnason bitirdi, uyuyan defans yine evlere şenlikti: 0-3.

Yarattığımız nadir tehlikelerde kaleci Halldorsson geçit vermedi. Milliler, Rusya’daki kupaya gidemeden ‘elveda’ dedi.

SERDAR ALİ ÇELİKLER: OYUN MANTALİTESİ DEĞİŞMELİ

Yediğimiz üçüncü golden sonra maçın istatistiklerine baktım. Adım gibi emindim ama tam oranı öğrenmek istedim. Rakibin 5-6 kornerine karşı hiç korner atamamış, 6 isabetli şutuna karşı sadece 1 isabetli şut atabilmiş, toplamda 4 şut çekebilmiş, kalemizde 15 tane şut görmüşüz. Ama top yüzde 65 bizdeymiş.

Bizim kulüplerimizin de, Milli Takımımız’ın da sorunu bu. Topa sahip olmayı futbolun her şeyi sanmaya başladık. İzlanda yapabildiklerini iyi yaparak, kısıtlı yeteneklerine uygun bir anlayışla, oyun planlarına sadık kalarak son 3 turnuvadır bütün Avrupa’nın saygısını kazandı. Şimdi diyebilirler ki; “İzlanda’ya beraberlik yetiyordu. Biz kazanmak zorundaydık. O yüzden adamlar topu bize bıraktılar. Kendileri de gelip gelip attılar. İzlanda da kazanmak zorunda olup önde oynadığı zaman kaybedebilir.”

Harry Kewell’dan Galatasaray yorumları

2008 ile 2011 yılları arasında Galatasaray’da forma giyen Avustralyalı futbolcu Harry Kewell, şimdilerde İngiltere 2. Lig takımlarından Crawley Town’un teknik direktörlüğünü yapıyor. Kewell, İHA’ya sarı-kırmızılı takımdaki kariyeri hakkında açıklamalarda bulundu.

Galatasaray’a teknik direktör olarak dönmek isteyip istemeyeceği sorusuna efsane oyuncu, “Antrenörlük yapmak gibi konularda daha kariyerimin başlarındayım. Galatasaray’da oynarken ailemle beraber güzel bir üç yıl geçirdim. Eğer kendimi iyi bir antrenör olarak ispat edersem ve iyi bir fırsat yakalarsam benim için cevap her zaman ‘evet’ olacaktır” cevabını verdi.

“GALATASARAY TARAFTARLARINDAN TAKDİR GÖRMEK GÜZEL BİR ŞEY”

Sosyal medyada doğum gününü kutlayan Galatasaray taraftarlarına teşekkür eden genç antrenör, “Takdir edilmek güzel bir şey. Sadece futbolcu olarak değil iş dışında da takdir görmek güzel bir şey. Oynadığınız takımın taraftarlarından mesajlar almak harika bir duygu. Sosyal medyada çok aktif değilim ama bana gönderiler tüm doğum günü dileklerini okudum ve hepsine teşekkür etmek isterim” şeklinde konuştu.

“UMARIM GALATASARAY BU ŞEKİLDE DEVAM EDER”

Kewell, Galatasaray’ın Süper Lig’de şu an iyi gittiğini söyleyerek, “Bu sezon iyi başladılar. Adım adım ilerlediler ama birkaç adım geriledikten sonra. Şimdi Galatasaray’ın ilerlemeye başladığını görebilirsiniz. Umarım bu şekilde devam eder” açıklamasını yaptı.

“FUTBOLCUNUN İYİ OLMASI TAKIMLA ALAKALIDIR”

Galatasaray forması ile 7 maçta 7 gollük performans sergileyen Fransız oyuncu Bafetimbi Gomis’i değerlendiren 39 yaşındaki antrenör, “Takımdan sadece tek bir kişiyi ayırıp konuşmak istemem çünkü bu bir takım oyunu. Bir futbolcunun iyi oynaması sadece kendisi yüzünden değil, takımın takımla alakalıdır. Bu bir takım performansıdır” dedi.

“SÜPER LİG HER ZAMAN HEYECAN VERİCİ”

Süper Lig ile ilgili de açıklamalarda bulunan Avustralyalı teknik adam, Türk futbolcuların yeteneklerine dikkat çekerek, “Süper Lig her zaman iyi ve heyecan verici. Türk futbolcularının yeteneklerinin her zaman olağanüstü olduğunu söylemişimdir. Top hakimiyeti ve topun üzerindeki kontrol yetenekleri mükemmel. Biraz Avrupa stilinde çalışmaları, koçun istediklerine bağlı kalmak gibi şeylerle gerçek bir güç haline gelebilirler” değerlendirmesinde bulundu.

“GALATASARAY’DA OYNAMAK İLGİNÇ BİR TECRÜBEYDİ”

Sarı-kırmızılı formayı giymenin en ilginç tecrübesi olduğunu dile getiren Harry Kewell, “Derbiler harikaydı, her maç benim için özeldi, sizi izleyen 60-70 bin kişi hatta evlerinde izleyen milyonlarca kişinin önünde oynamak gerçekten çok özel ve keyifliydi. Bunun için müteşekkirim” diye konuştu.

“BORDEAUX MAÇINDA GOL ATMAK GÜZELDİ”

Bordeaux ile UEFA Avrupa Ligi’nde Ali Sami Yen Stadyumu’nda oynadıkları maçta uzaktan attığı golün hatırlatılması üzerine Kewell, “Bu maçlarda her zaman hazır olmalısınız. Oyunla ilgili bir hayal kırıklığım olmadı, futbol menajerinin oyuncu olarak kabul etmeniz gereken istekleri var ve sizin hazır olmanız gerekir. Bir yaralanma vardı fakat nasıl olduğunu hatırlamıyorum. Ama hazır olmalısınız. Isınmaya vakit olmadan oyuna girmek durumunda kaldım. Bazen oyuna baştan etki edersiniz, bazen ortasında. Menajerin dediklerini uygulamak için her zaman hazır olmak zorundasınız. Bizim için çok özel bir geceydi. İyi bir maçın parçası olmak ve gol atmak güzeldi” ifadelerini kullandı.

SARI – KIRMIZILI TARAFTARLARA MESAJ

Son olarak sarı-kırmızılı taraftarlara seslenen Kewell, “Her gün yolladığınız bütün iyi dilekleriniz ve mesajlarınız için çok teşekkür ederim. Umarım devam eder. Hem Galatasarayımız hem de Crawley Town var, haydi bizi destekleyin” diyerek sözlerini tamamladı. 

cbgAds.AdsInline(1893);

Beşiktaş – Trabzonspor maçının yazar yorumları

UMUR TALU: DERİN KADRO

Maç çılgındı. Beşiktaş’ın kadro derinliği iyi de derinliğin kadrosu o kadar iyi değil:

6 eksikle yine ciddi 11. Önceki şampiyon kadrondan 2 oyuncu da rakibine veriyorsun!

Bizde çok takım 2-3 eksikle sarsılır.

Manchester City sarsılmıyor mesela!

Maçın ana fikri: Lens, Quaresma; Negredo, Cenk; Medel, Atiba; top kaybeden Tolgay, Oğuzhan değil henüz!

***

Bu sezon Talisca’nın kafası iyi! Zeka dolu kafa golleri var, frikik yok. Trabzonspor Beşiktaş’ı “çözen” her takım gibi ileride basarak başladı; bu Beşiktaş’ı kontratak takımı yapan, iki takımı yoran “çözüm.”

13’te darmadağın eden Talisca kıvrılması, Babel’in defansa pabucu ters giydiren asisti ve müthiş vuruş. Manchester seviyesi, bir an işte öyle bir şey!

Talisca’nın ters aşırtma çalımı, haftanın Vagner Love golüyle yarışacak hareketi.

Olcay sevinmedi, adeta özür diledi; tribünler Beşiktaş için gol atmış gibi alkışladı! En müthiş futbolcu olmasa bile futbolun en iyi insanlarından çünkü.

Negredo, Lens yok derken, ilki direkle tanıştı. Asıl eksik Quaresma ortalarıydı; derken Atiba-Oğuzhan fark edildi.

Abdülkadir sahada çok yol yapıyor, hakikaten çok yol alacak. Belki takım olgunlaşmadan o olgunlaşır!

Fabri’yi stoper gördüğümüzde Trabzon özgüvenliydi. Beşiktaş orta sahasız, bitkin Talisca’sız, uzun hızlı toplara kalmıştı. Pas ve ceza sahası takımı orada yoktu.

TALİSCA ’61’İ YAZDI
Beşiktaş’ın yıldızı Anderson Talisca 13. dakikada attığı golle ilginç bir de tesadüfe imza attı. Sahasında mağ- lubiyet yüzü görmeyen Siyah-Beyazlılar, dün Brezilyalı’nın golüyle Vodafone Park’ta çıktığı 24. maçta 61. golünü kaydetti. 61 numarasının Trabzon’un plakası olması ilginç bir tesadüfü de beraberinde getirdi. Öte yandan bir gol atan Talisca, Lens’e de bir asist yaptı.

Negredo golsüz çıkarken, Lens birden golcü oldu! Onur ne kadar da öndeydi.

Müthiş Abdülkadir şutunun şanssızlığı, Beşiktaş’ın erkenden ellerine sarıldığı Fabri’ydi.

Müthiş hızlı girdiği pozisyonu Lens’in acayip auta atışı döndü, Rodallega kafasıyla 3-1 yerine 2-2 oldu. Rodallega 3-2’yi de kaçırdı!

Pektemek’e bile sıra geldi. Yine kafası gelip giden deli dolu bir maçtı!

***

Trabzonlular beklenmeyen bir galibiyetle bir “Büyük” devirmişti. Duş yaptılar, havlu yoktu; çamurla sırılsıklam olup acele yıkadıkları, yine sırılsıklam formalarla kurulandılar.

Uçak yıldırım yüzünden Samsun’a döndü. Taksilerle Armenik dağında kar fırtınasına tutuldular. Bir hafta moral izni, bir şirketten birer dolmakalem ödül geldi.

Şubat 1965, daha Trabzonspor yok; Türkiye Amatör Şampiyonu İdmanocağı, 0-0 rövanşı Beşiktaş’ı Mithatpaşa’da 1-0 yenip kupadan eledi.

Golü atan Yaşar Kömürcü, “Rüyamda Baba Hakkı’yı bana karpuz verirken görmüştüm. Golü haber vermiş” dedi.

Bir başka Baba, Beşiktaş Yardımcı Antrenörü Recep Adanır ise oyunculara “Kaybedecek bir şeyiniz kalmadı, bol bol gezin, twist yapın!” diye sitem edecekti. O sitemle, Spajiç’in o takımı 2 yıl üst üste şampiyon oldu.

İdmanocağı’ndan 6, 7 oyuncu 2 yıl sonra kurulan Trabzonspor 2.Lig kadrosundaydı. Biri, Ahmet Suat, Trabzonspor’u önce 2. Lig, sonra 4 kez (Süper) Lig şampiyonu yapacaktı. Şenol Güneş’in de hocası! O Güneş de futbolu bir Beşiktaş maçıyla bırakacaktı.

Yani…

Bazı şeyler yokken var olmuyor, varken de yok olmuyor.

Akhisar – Fenerbahçe maçı yazar yorumları

SERDAR ALİ ÇELİKLER: ÜRETİMSİZLİK LOBİSİZLİK

Geçen haftaki derbi sonrası TV programında maçın hakeminin Bülent Yıldırım olacağını tahmin etmiş ve şunu söylemiştim: “Bu hafta kim atanırsa atansın Fenerbahçe maçının hakeminden endişeliyim. Çünkü hakem bu kadar tartışmanın ardından ‘Yahu Ali Palabıyık’ı bitirdiler. Aman Fener lehine hata yapmayayım da ne olursa olsun’ diyecektir…”

Üstüne perşembe günü biri Anadolu Ajansı, diğeri DHA’ya düşen 2 haber endişelerimi daha da güçlendirdi. PFDK, hakem Palabıyık’a alenen küfreden Şenol Güneş’i küfürden değil, sportmenliğe aykırı hareketten sadece 1 maçla cezalandırmıştı. DHA’ya düşen habere göre de Ali Palabıyık 9. haftaya kadar dinlendirilecekti. Bu iki karar açıkça şu demektir: “Fener lehine hata yaparsanız sizi bitiririm. Şenol Güneş de size ana avrat küfretme hakkına sahiptir.” Dün ilk yarıda gayet normal giden maçın 2. yarısında Ozan’a yapılan faul ile kazanılan top Akhisar’ın golü ile sonuçlandı. 82’de de Alper tamamen yanlış bir kartla atıldı. Sonra maçın en gerçek kırmızı kartını görmesi gereken Soldado maçı sarı kartla bitirdi. Skrtel’in 2. sarıdan atılması ise doğruydu. Ama 1 hafta boyunca Beşiktaş’ı yenen F.Bahçe üzerine estirilen hava; zaten Fikret Orman’ın tamamen etkisindeki TFF ile bir hafta sonra karşılığını buldu. Buraya kadar F.Bahçe yönetiminin lobi gücünün hiç kalmadığını bir kez daha belirtmek gerek. F.Bahçe, MHK ve PFDK’nın değiştirilmesi konusunda öncülük etmeli.

                                                      ★

Fakat Fenerbahçe dünkü maçın mağlubiyetini sadece Bülent Yıldırım’a bağlarsa büyük hata yapar. Alper atılana kadar F.Bahçe’nin sıfır (0) pozisyonu var. Giuliano 3’te bir şut çekti, sonra ortada yoktu. Valbuena oyundan alınana kadar maçın en çok top ezen ismi. Janssen’e bir tane top indirilemedi, Kocaman da çift santrforlu sistemi sadece 6 dakika denedi. F.Bahçe’nin maçın uzatma anları dışında ceza alanı içine hiç top indirememiş olması; sadece 1 korner atabilmesi hakemle açıklanamaz. Bu maçın 2 etkisi vardır; lobisizliğin getirdiği hakem gadri; takımın üretimsizlik ve verimsizlik açmazı. Bu mağlubiyet puan anlamında çok da önemli değil ama üretimsizliğe çarenin kesin bulunması lazım.

SKRTEL

Sarı gördüğü maçlarda atılacağı o kadar belli oluyor ki… Çok formsuz. Bence Neto’nun partneri Roman olmalı.

Beşiktaş Leipzig maçının yazar yorumları

CEVDET ERGÜN: BİR ŞARKISIN SEN

İstanbul’da beklenen yağmur henüz yağmamıştı, ancak ilk şimşekler Vadafone Park’ta çaktı… Kartal ilk 45’te şiir gibi oynadı, Red Bull Leipzig, o an kanatlanıp uçmak istedi!

Ölüyü dirilten Siyah-Beyazlı yürekler, Dolmabahçe’ye koşmuş, ‘Kadıköy meydan muharebesi’nden çıkan takımlarının gücüne güç katmış, formasında ter olmuşlardı. Kartal’ın asi çocuğu Quaresma, belli ki derbideki kırmızıyı doğum gününde affettirmeye kararlıydı, pasta için de çok iştahlıydı… Talisca’nın ayakları suskun, kafası zıpkındı… Ahtapot Atiba savaşçı, Pepe’nin komutanlığındaki Tosic’li savunmamız müthiş dirençliydi… Negredo’yla giriştiği ‘Cenk’i kazanan Tosun ise “İyi ki 12.5 milyon Sterlin’e C.Palace’a satılmamış” dedirtti… Cenk’in gelişimi genç forvetlere ders olarak gösterilmeli.

BABEL:
Taraftarlarımız da galibiyette büyük bir rol oynadılar. Önemli bir galibiyet aldık. Şansımız fazla ama önümüzde birçok maç var. Bir şeyler söylemek için henüz erken. Kesinlikle gevşemememiz lazım.

Ne güzel bir goldü 11’deki… Sanki vücudu tereyağıyla kaplı Cenk, kaptan Orban’ın içinden geçti, Babel’in tek vuruşu ağlara gittiğinde ‘gol’ sesi Anadolu yakasına geçti. Fayda-maliyet açısından tartışmasız Kartal’ın en iyi transferi Babel, asma bahçelerinin en güzel meyvelerinden birini daha ikram etti!

Dev arenada ilk deplasmanına çıkan, grubun en genç (24.6) çocukları, grubun tecrübeli ağabeyleri (28.5) karşısında 20’den sonra oyunu dengeledi. Hakemin imtinayla Keita’ya kırmızı çıkarmadığını görünce, ister istemez akıllar Kadıköy’de Q7’ye çıkan 2. sarıya gitti.

Hasenhüttl, 5 maçta 5 gol atan Timo Werner’i çıkardığında “İçine Tudor mu kaçtı” derken, gerçek tarihe not düşülecek cinstendi. “Korkmuyoruz” diyerek meydan okuyan Werner, Beşiktaş seyircisini görünce depresyona girmişti! Güneş’in kontraya karşı kontra, prese karşı pres stratejisi, Talisca’nın golüyle taçlandı. Q7’nin sihirli ayaklarından çıkan top, solucan gibi kıvrılabilen Talisca’nın kafasından ağlara gittiğinde başka bir boyuta geçtik.

Fenerbahçe-Beşiktaş yazar yorumları

HALİL ÖZER | ”Kocaman orta alan”

Kocaman orta alan Abdullah Avcı, Fenerbahçe’yi yendikten sonra bir sohbette şöyle demişti: “Bu galibiyet bizim için çok önemli. Çünkü Kadıköy’de maç kazanmak dünyanın en zor işlerinden birisi. Bunu herkes yapamaz.” Gerçekten de öyle. Ben bu sözü muhabirlik dönemimde de çok duymuştum. Fenerbahçe seyircisi istediği zaman rakip üzerinde en ağır baskıyı kurabilen ve adeta sahada futbolcularla birlikte oynayabilen seyirci. Bu baskıyı kaldırabilmek çok zor. “Ben etkilenmem” diyen her futbolcu, Kadıköy’den sonra birkaç gün kendine gelemiyor. Ama şu gerçek var: Fenerbahçe takımı, bu sezon oynadığı en mücadeleci ve futbol adına en pozitif etki yaratan oyunu sergiledi. Özellikle ilk 20 dakikada Beşiktaş gibi kadrosunda yaratıcı isimler dolu olan bir takımı orta alanda çaresiz durumlara düşürdü.

Ozan, Mehmet Ekici, De Souza, Giuliano ve Valbuena; hiç beklenmedik şekilde baskılı ve dikine oynadı. Rakibinin gücünü ve etkili oyuncularını düşünerek top kaybetmemeye çalıştı. Maç boyunca sadece bir kere hata yaptılar, onda da Neto kırmızı kart gördü. Ben Mehmet Ekici’yi gerçekten çok beğendim. Ve Trabzonspor’un neden onu Fenerbahçe’ye göndermek istemediği net olarak belli oldu. Fenerbahçe’nin bu etkili, kavgacı ve sinir bozan oyun planına Beşiktaş hiçbir karşılık veremedi. Aksine her geçen dakika sinirlerini bozdu. Kontrolü kaybetti. Dolayısıyla her Fenerbahçe maçında olduğu gibi Şenol Güneş bir kez daha öfkesinin ya da geçmişte kalan birikimlerinin kurbanı oldu.

Onun bu hali, zaten gerilen takımının tüm düzenini bozdu. Şenol hocanın Fenerbahçe maçları öncesi mutlaka öfke kontrolü yaptırması artık şart oldu. Ama şu var. Her ne kadar Fenerbahçe orta alanının müthiş oyunu Beşiktaş’ın dengesini bozsa da Talisca, Babel, Quaresma ve hatta Atiba normal grafiklerinin çok altında bir görüntü çizdiler. Sadece Oğuzhan ara sıra gözüktü o kadar. Beşiktaş belki hakemi suçlayacaktır, haklı da olabilir ama kesinlikle kendi hayrı için aynaya da bakmalı. Quaresma ise kendini dokunulmaz sanarken en sonunda patladı ve takımını yaktı. Bence yenilginin baş mimarı oldu.

AYKUT KOCAMAN
Eleştirdiğimiz zaman asıp kesiyoruz. Ama iyi olduğu zamanda hakkını vermek gerekir. Aykut hocanın uzun zamandır takımını bu kadar iyi hazırladığını görmemiştim. İlk 20 dakika muhteşem bir Fenerbahçe vardı. Geri kalanlarda ise hoca kulübeden iyi idare etti. Şenol hocayı nakavt etti. Kadro mühendisliği ise neredeyse kusursuzdu. Kocaman bir tebrik hocanın hakkı.

SERDAR ALİ ÇELİKLER | ”Yabancı hakem şart oğlu şart”

Birinci penaltı: Medel’in Janssen’e elleriyle müdahalesi var. Türkiye’de futbolu bilen herkes ama herkes şunda hemfikir: Evet, Medel’in müdahalesi var ama aynı pozisyonu Beşiktaş lehine vermez. Bu pozisyonun aynısı Vodafone Park’ta olsa yine vermez. İkinci penaltı: “El açık olursa çarpma olsa bile ver” denildi. Tamam ama elle müdahale etme isteği olmayan, açık olan eline hasbelkader çarpan top nedeniyle penaltıya sebep olan Atiba’ya 2. sarı karta gerek yoktu. Yine Türkiye’de herkes biliyor ki Atiba’yı atmasa İsmail’i de atmazdı. Şenol Güneş’in atılmasına neden olan faul: Valbuena ile Pepe arasındaki pozisyonda faul kesin olarak yok. Şenol Hoca çıldırdı sonra da tribüne gönderildi.

”O PENALTIYI BEŞİKTAŞ’A HAYATTA VERMEZDİ”

Hakemin sadece Q7’ye gösterdiği 2 sarı kart doğruydu. Eğer Quaresma’yı atmamış olsa Neto’yu da atamazdı.. Ve en önemlisi; durum 1-0 iken Cenk’e HAK’ın yaptığı net penaltıyı vermedi. Ali Palabıyık maçın önüne geçti. Yardımcısı da Negredo’nun golünü hiç etti. İşte Türk hakemliği bu! Eyyam, sahaya ve duruma göre kararlar. Biz futbol yerine hakem konuşmak istemiyorsak artık yabancı hakem getirmeyi düşünmeliyiz. Maça gelirsek F.Bahçe ilk yarıda istediğini yaptı. Arkada iyi beklediler, istekle telaşı karıştırmadan baskıya gittiler ilk atakta devşirme sağ bek Medel’in zaafından yararlanma taktiği tuttu ve penaltı böyle geldi. Sonra Ozan ile aynı bölgeden net bir pozisyon daha yakaladılar. Bu dönemde OJE muhteşem işler yaptı. Ozan-Josef-Ekici’den oluşan OJE F.Bahçe’yi güzelleştirdi. Ekici 2 kere 50 metre top taşıdı ve pozisyon üretmeye çalıştı.

Quaresma da atılınca her şey F.Bahçe’nin lehine gelişiyordu ki Neto’nun da atılması oyun dengesini getirdi. Kocaman Topal’ı ön stopere Josef’i stopere attı. Bu devrede F.Bahçe çok bekledi ve hiç çıkamadı. Alper daha erken girmeli, Giuliano çıkmalıydı diye düşünüyoruz. Bu dönemde Kameni skoru tuttu, Palabıyık da net penaltıyı vermeyince Beşiktaş’ın en kötüsü Atiba’nın kendi hatası ile başlayan pozisyonda penaltıya sebebiyet verince maç aslında o anda bitti. Akabindeki gol son 7-8 dakikayı kakafoniye döndürdü. Sonuç olarak Beşiktaş bu maçtan kenetlenme ile çıkacaktır. Her Beşiktaşlı mağlubiyeti Palabıyık’a yükleyecek ve oyuncularını kucaklayacaktır. F.Bahçe ise bu galibiyet ile lige döndü. F.Bahçeliler bu kritik sonuçla tribüne daha çok gelecektir. Kocaman’ın Başakşehir maçından bu yana oynattığı 3’lü orta alan Alanya maçında Dirar’ın sakatlanması ile idealini buldu. Ekici-Ozan-Josef üçlüsü ile en önde Janssen artık bu takımı taşıyacak omurgadır.

Alanyaspor – Fenerbahçe maçının yazar yorumları

SERDAR ALİ ÇELİKLER: ÇOK BEĞENDİM

TV ekranındaki skor grafiği 76.53’ü gösterirken maçın yorumcusu Reha Kapsal, spiker Yalçın Çetin’in ara pasını aldı ve yorumunu şu sözlerle bitirdi: “Tabii mesele alan katetmek pasla ya da driplingle dikine oynamak. Bugün bunu dikine paslarla çok iyi uyguladı Fenerbahçe…”

Ben bir mantalite peşindeyim. Dikine oyun, dikey oyun, driplingçi oyun derdindeyim. Aykut Kocaman ise ‘kontrol-pas’ futboluna inanır. Ben ise bu oyunun hükmünü tamamladığını düşünenlerdenim. F.Bahçe geçen hafta da Başakşehir karşısında 4-3-3 ile çıkmış ve o maçta da özellikle 2. yarıda benden geçer not almıştı. 2 stoperin önünde Josef; sol iç Ozan; sağ iç Dirar gibi diziliyorlar. Isla ve HAK da çizgiye bastığında F.Bahçe aslen 2-5-3 gibi bir dizilişe sahip oluyor. Öndeki 3’lünün ikisi Valbuena ve Giuliano’nun serbestliği önde bir santraforla desteklenememişti geçen hafta.

Ama dün Vincent Janssen bir santraforun takımda nasıl fark yaratacağını gösterdi. Bir kere takımda herkes ileriye baktığında bir santrafor gördü. Top tuttu, top istedi, koşu attı, gol attı ve en önemlisi top taşıyabilen bir oyuncu olduğunu gösterdi. Bilhassa 32. dakikada Dirar’ın yerine Ekici’nin girmesi ile bana göre doğru diziliş bulundu. Bu andan itibaren Neto-Ekici-Valbuena ile oluşan dikey pas kanalları önde bir santrfor varlığı ile anlam kazandı. Giuliano kenarda yaratıcılığını çok konuşturamadı ama Dirar çıkana kadar 2. forvet gibi ceza alanına girdi ve iyi sinyaller verdi. Belli ki 4-3-3 devam edilecek. Ve belli ki Janssen ilk tercih olacak. Neto-Ekici-Valbuena ve Janssen’li omurga iyi ve kaliteli bir takım omurgası olabilir. Yeter ki kapanan takımlara karşı da driplingi, dikey pasları unutmadan mıymıntı yana-geriye pas oyunu saçmalığına dönülmesin. Şimdi bu takıma bir rüzgar gerek… Bu rüzgar fırsatı da önümüzdeki haftada Saracoğlu’ndaki Beşiktaş maçı olabilir.

VALBUENA
Şu anda 33 yaşındayım ama çok genç hissediyorum. Kazanırsak maçlarda daha da keyif alıyorum. Kaybetmekten nefret ediyorum, tıpkı diğer arkadaşlarım gibi. Takım iyiyse Valbuena da iyi. Şu anda hızlı bir şekilde adapte olabildim. Takımıma uyum sağlayabildiğim için mutluyum.

PFDK’dan Fikret Orman’a, Beşiktaş’a ve Konyaspor’a ceza verildi! İşte yazar yorumları!

TFF, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Süper Kupa maçındaki olaylar nedeniyle, Konyaspor’a 5, Beşiktaş’a 1 maç seyircisiz oynama, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a ise 45 gün hak mahrumiyeti cezası verdi. HT Spor yazarları verilen cezaları yorumladı:

SERDAR ALİ ÇELİKLER: TÜRKİYE’DE FUTBOLUN ÇİVİSİ ÇIKMIŞTIR

“5 maç makul olabilir ama, kupa finalindeki Başakşehir-Konyaspor maçından sonra Konya’ya 1 maç ceza verilmişti. Ya 1 maç ceza yanlış, ya 5 maç ceza yanlış. Bizim sıkıntımız bu. Kuralları doğru uygulayamamak. Bu cezalar neye göre veriliyor? Türkiye’de futbolun çivisi çıkmıştır. Bu Federasyon bütün kurullarıyla beraber değişmeden, Türkiye’de futbolun tekrar düzelmesi mümkün değildir. Bugün bile sayın bakanları kandırıyorlar. Yanlış bilgilendiriyorlar. Hem Osman Aşkın Bak, hem Süleyman Soylu, bu şiddetle ilgili toplantı yaptılar. ‘Artık kupa finallerinde de Passolig uygulaması olacak’ diyorlar. Ama kendilerine yanlış bilgiler veriyorlar. Sayın Bakanlar, ‘Size yanlış bilgi veriyorlar efendim. Bu iki maç için de biletleri Federasyon satıyor, Federasyon da TC kimlik numarası olmadan kimseye bilet satmıyor.’ Örneğin, bir taraftar Samsun’daki Konyaspor-Beşiktaş Süper Kupa finaline bilet almak isterse, TFF’nin sitesine girecek, TC kimlik numarasını yazacak, hangi bölümde hangi koltukta oturduğunu belirtmek suretiyle biletini alacak. Ha Passolig, ha bu iş. Ne fark eder? Fark eden bir şey var mı? Ama bize Passolig’de ‘Her kamerayla adamın yakasındaki iğneyi bile göreceğiz’ dediler. Passolig projesi ölmüş, uygulanmayan bir projedir. Sayın bakanlara da buradan sesleniyorum; bu işin düzelmesi için bir numaralı şart, bütün kurullarıyla beraber Federasyon’un artık değişmesidir.”

Sturm Graz – Fenerbahçe maçı yazar yorumları – Sturm Graz – Fenerbahçe değerlendirmesi

Fenerbahçe, 2017-2018 sezonunun ilk resmi maçına UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turunda deplasmanda Avusturya temsilcisi Sturm Graz’ı 2-1 yendi. HTSPOR yazarları bu mücadeleyi yorumladı.

SERDAR ALİ ÇELİKLER: ARTILAR VE ESKİLER
Öncelikle yeni sezon ilk resmi maçla açıldığı için 2017-18 sezonunun Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler’e hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum. Yeniden Fenerbahçe teknik direktörlüğü koltuğuna oturan Aykut Kocaman’a da yeniden “Allah utandırmasın” demek istiyorum.

Dün Fenerbahçe henüz hazır değilken, satıldıkları için oynatılmayan Kjaer ve RvP gibi 2 kalite isimden yoksun, bazı oyuncularından sakatlık nedeniyle mahrum bir takım olarak bence zor bir maça çıktı.

Nitekim 20 dakika kadar epeyce kötü oynadılar. Uyumsuzluk vardı ve normaldi ama daha önemlisi ne yaptıklarını bilmez haldelerdi. Atağa çıkılamaması belki anlayışla karşılanabilirdi ama savunma da yapılamaması ürkütücüydü. Nitekim golü de yediler. Ne var ki Alper’in bir iki driplingi takımı canlandırdı ve bana göre ilk 60 dakikanın en iyi oyuncusu olan bu ismin zorla rakibe attırdığı golle denge de, moral de kazanıldı.

Yeniler ne yaptı? (VALBUENA)
Kanarya’nın yeni transferi için teknik direktör Aykut Kocaman “Onda Kuyt’ı görüyorum” demişti. Fransız yıldız, ilk resmi maçında hocasının yüzünü kara çıkartmadı. Dinamo gibi çalışan ve takım arkadaşlarını hücumda adeta bir maestro gibi yöneten 33 yaşındaki futbolcu, Roman Neustadter’e yaptığı asistle de galibiyette önemli rol oynadı.

Sonrası dengeli, ne istediğini bilen, sağlam bir takım görüntüsü vardı. 70’ten sonra yoruldular ki normal. Buna karşın şut imkanı dışında doğru dürüst pozisyon vermediler rakiplerine. Takımın bu turu geçtiğini söyleyebiliriz. Aykut Hoca’nın istediği 1.5-2 aylık süreye de saygı duyalım ama övgülerim ve eleştirilerimi sıralayalım: