Diyarbakır’da çatışma! 2 güvenlik görevlisi yaralandı

Diyarbakır’ın 6 ilçesine bağlı 104 köy ve mezralarında terör örgütü PKK’ya ve finans kaynağı uyuşturucuya karşı başlatılan, 10 bin 73 güvenlik görevlisinin katıldığı ‘Bayrak-54 Şehit Jandarma Yüzbaşı Fuat Oğuzcan’ operasyonu devam ediyor. 186 bin 200 kök hint kenevirinin ele geçirildiği operasyonda teröristlerle girilen silahlı çatışmada 2 güvenlik görevlisi yaralandı.

Diyarbakır Valiliği’nden yapılan açıklamada, ” Diyarbakır ilinde 6 ilçe 104 köy ve mezralarında toplam bin 528 kilometrekare alanda aralarında üst düzey örgüt yöneticilerin de bulunduğu değerlendirilen bölücü terör örgütü (BTÖ) mensuplarını etkisiz hale getirmek, BTÖ ile yasadışı uyuşturucu üretimi ve ticareti yapanlar arasında var olan bağı somut deliller ile ortaya koymak, operasyon bölgesi içerisinde saklanan uyuşturucu maddeleri ve bunları gizleyenleri bularak adalete teslim etmek, bölgede bulunan yerleşim yerlerinde tespit edilen işbirlikçiler ve aranan şahısları yakalamak maksadıyla, 18 Komando Taburu, 1200 Polis Özel Harekat Personeli ve 1457 Güvenlik Korucusu olmak üzere toplam 10.073 güvenlik personelinin katılımıyla 28 Mayıs 2017 Pazar günü saat 22.00’dan itibaren Bayrak-54 Şehit Jandarma yüzbaşı Fuat Oğuzcan Müşterek Birlik Operasyonu başarıyla devam etmektedir. 30 Mayıs 2017 Salı günü icra edilen operasyon kapsamında; Cumhuriyet Savcılığından alınan adli arama kararlarına istinaden 5 köy ve mezralarında toplam 10 ev ve eklentilerinde icra edilen adli arama faaliyetinde, 1 adet ruhsatsız av tüfeği, 1 adet tabanca, 100 gram plastik patlayıcı, 6.5 kilogram toz, 45 kilogram kubar esrar olmak üzere toplam 51.5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiş, 2 şüpheli şahıs gözaltına alınmış, tesis edilen 31 yol kontrol noktasında yapılan kontroller neticesinde; 362 araç ve 796 şahsın sorgulaması yapılmış, yapılan sorgulamalar sonucu yoklama kaçağı olduğu tespit edilen 9 şahıs yakalanarak 1111 Sayılı Askerlik Kanunu gereğince tebligatın yapılmasını müteakip serbest bırakılmış, BTÖ mensuplarına ait 1 sığınak içerisinde yapılan detaylı aramada; el yapımı patlayıcı (EYP) yapımında kullanılan 22 adet mutfak tüpü, 10 adet silikon, 20 adet koli bandı, 2 adet streç film, 1 adet terörist kıyafeti ele geçirilmiş, Cumhuriyet Savcılığının talimatı gereğince tespit edilen sığınak kullanılamaz hale getirilerek sığınaklar içerisinde bulunan çok sayıda örgütsel doküman ile yaşam ve giyim malzemeleri yerinde imha edilmiş, Teröristlerce 100 kilogram amonyum nitrat ve alüminyum tozu kullanılarak tuzaklanmış 1 adet EYP düzeneği tespit edilmeyi müteakip, Patlayıcı Madde İmha Timi marifetiyle yerinde tahrip edilmiş, BTÖ mensubu teröristlerce girilen silahlı çatışma neticesinde 2 kahraman silah arkadaşımız hafif şekilde yaralanmış olup, olay bölgesindeki BTÖ mensuplarını etkisiz hale getirmek amacıyla arama faaliyetine devam edilmektedir. Narko-terörizmle mücadele kapsamında; 186 bin 200 kök kenevir bitkisi, 1 adet su motoru, 1 adet jenaratör ele geçirilmiş olup, kenevir bitkisi numune alınmasını müteakip, Cumhuriyet Savcılığının talimatı gereğince yerinde imha edilmiş, 1 şüpheli şahıs gözaltına alınmıştır” denildi.

Şırnak’ta yaralanan uzman çavuş şehit oldu

Şırnak’ın Küpeli Dağı Görmeç Bölgesi’nde geçen Pazartesi günü arazi arama ve taraması sırasında, PKK’lı teröristlerin araziye tuzakladıkları el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu yaralanan 3 askerden Tankçı Uzman Çavuş Musa Vuruşkan, Şırnak’taki ilk müdahalesinin ardından helikopterle Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

DHA’nın haberine göre; Tedaviye alınan Uzman Çavuş Vuruşkan, bu sabah yaşam mücadelesini kaybedip şehit oldu.

Şehit Uzman Çavuş Vuruşkan’ın acı haberi, memleketi Adıyaman’ın Gölbaşı İlçesi’nde yaşayan yakınlarını yasa boğdu. Eşi Fatma, annesi Hüsne ve babası Mehmet’in Ankara’da bulunduğu, 3 çocuk babası şehit Uzman Çavuş Vuruşkan’ın cenazesi, memleketi Adıyaman’ın Gölbaşı İlçesi’ne bağlı Hamzalar Köyü’nde yarın düzenlenecek törenle toprağa verilecek.

TSK’DAN AÇIKLAMA

TSK’dan yapılan açıklamada, “15 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak Akçay, Görmeç Üs bölgesine bölücü terör örgütü mensubu teröristler tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucunda yaralanan ve hastanede tedavi altına alınan bir kahraman silah arkadaşımız tedavi gördüğü Ankara Gülhane Araştırma ve Eğitim Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 17 Mayıs 2017 tarihinde şehit olmuştur” denildi.

Açıklamada, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah’tan rahmet, şehidimizin değerli ailesine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile Yüce Türk Milletine başsağlığı ve sabır dileriz” ifadesi kullanıldı.

Bakan Işık’tan Sincar operasyonu açıklaması

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, katıldığı Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ( TSK) Irak’ın kuzeyindeki Sincar Dağı bölgesinde ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Karaçok’ta terör örgütü PKK ve PYD’ye karşı düzenlediği hava harekatına ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SİNCAR OPERASYONUNDA TÜRKİYE’NİN TEK HEDEFİ TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”

Sincar’ın ikinci Kandil olmasına müsaade edilmeyeceğini vurgulayan Bakan Işık, şöyle konuştu:

“Komşumuz Irak’ın, komşumuz Suriye’nin topraklarının bir karışında dahi gözümüzün olmadığını herkes bilmelidir. Sincar operasyonunda Türkiye’nin tek hedefi, terör örgütüdür. Sincar’ın ikinci bir Kandil olmasına müsaade etmeyeceğimizi, bu konuda Türkiye’nin ne pahasına olursa olsun gerekli tedbirleri alacağını daha önce gerek Sayın Cumhurbaşkanımız gerek Sayın Başbakanımız gerek bakan arkadaşlarımız gerekse şahsım, defalarca ifade ettik. Bu, Türkiye’nin beka meselesidir. Evet, Sincar’daki operasyon, başka hiç kimseye karşı yapılmış bir operasyon değildir. Sincar ve Karaçok operasyonu, terör örgütüne karşı yapılmış operasyondur. Herkes şunu iyi bilmelidir ki PKK terör örgütüne ve onun uzantılarına kesinlikle Sincar’da yeni bir üs kurma imkanı tanınmayacaktır. Bu konuda arzumuz, uluslararası iş birliğinin en üst düzeyde oluşturulmasıdır. Bunu yaparken de müttefiklerimizle olabilecek en üst düzeyde iş birliğine önem veriyoruz. Bunu yaparken de özellikle Irak’ın toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetimizi tekrar vurguluyoruz. Bu konuda, her zaman iş birliğine açık olduğumuzu da ifade ediyoruz. Özellikle bu operasyonu icra eden başta komutanlarımız olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarını kutluyorum ve tebrik ediyorum. Çok başarılı bir operasyon yapıldı. Türkiye’nin güvenliğini hiçbir şekilde riske etmeyeceğimizi herkesin bilmesi gerekir”

cbgAds.AdsInline(1751);

TSK’dan Sincar’a hava harekatı!

Türk Silahlı Kuvvetleri’nce ( TSK), terör örgütü PKK ve uzantılarına yönelik Irak’ın kuzeyindeki Sincar Dağı ile Suriye’nin kuzeydoğusundaki Karaçok Dağı bölgelerine ilk kez düzenlenen hava harekatında belirlenen terörist hedeflerin tam isabetle vurulduğu bildirildi.

TSK GÖRÜNTÜLERİ PAYLAŞTI

Sabah saatlerinde yapılan harekat açıklamasının ardından TSK, Sincar’a yönelik ilk kez gerçekleştirilen ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Genelkurmay İkinci Başkanı Ümit Dündar’ın da bizzat yönettiği harekatın görüntülerini paylaştı. Sincar; Irak, Suriye ve Türkiye’nin tam ortasında bulunması nedeniyle büyük bir öneme sahip.  Sincar ilk olarak, 2014 yılında terör örgütü DEAŞ’ın, bölgedeki Ezidilere yönelik saldırıları ile gündeme gelmişti. 

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, “Bölücü terör örgütü PKK ve bu örgütün Suriye ve Irak’taki uzantıları tarafından, Suriye ve Irak kuzeyi, ülkemize terörist, silah, mühimmat ve patlayıcı madde aktarılması maksadıyla özellikle son zamanlarda yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, bu bölgelerden sızdırılan teröristler ile aktarılan silah ve malzemelerin, hudut karakollarına yönelik taciz ve saldırılarda, son olarak da Diyarbakır’da tünel kazılarak toplu yıkım ve ölümleri amaçlayan bir terör eyleminde kullanıldığı vurgulandı.

TSK: 99 terörist etkisiz hale getirildi

Genelkurmay Başkanlığınca, teröristle mücadele harekatı kapsamında, geçen hafta gerçekleştirilen operasyonlarda, 99 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, 24-30 Mart tarihlerindeki terörle mücadele operasyonlarına ilişkin bilgi verildi.

Bölücü örgütün sürekli barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergahı olarak kullanması nedeniyle büyük önem taşıyan özellikle Şırnak, Hakkari, Mardin, Diyarbakır, Bitlis ve Ağrıda başlatılan operasyonlara aralıksız devam edildiği belirtilen açıklamada, son bir haftada 99 teröristin etkisiz hale getirildiği, 52 piyade tüfeği, 109 el bombası, bir havan, bir uçaksavar makineli tüfek, 5 roketatar ele geçirildiği kaydedildi.

Operasyonlarda ayrıca 24 el yapımı patlayıcı imha edilirken, yaklaşık 4,3 kilogram amonyum nitrat, 13,5 kilogram A4 patlayıcı ile çok miktarda değişik çap ve cinste mühimmat da ele geçirildi.

Teröristlerce kullanılan 56 sığınak, barınak ve depo da bulunarak kullanılamaz hale getirildi.

GELİR KAYNAKLARINA DA DARBE VURULDU

Yapılan operasyonlar, terör örgütünün gelir kaynaklarına da ağır darbe vurdu.

Operasyonlarda arananlar listesinde terör nitelikli ikiz plaka kaydı bulunan bir araç ele geçirilirken, hudut hattında alınan tedbirler sonucu 839 kilogram esrar, 4 bin 550 litre akaryakıt ve 50 bin 560 paket kaçak sigara ele geçirildi.

Etkili hudut denetim ve kontrolleri sonucunda sınırlardan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 4 bin 201 kişi de yakalandı.

Genelkurmay Başkanlığı, operasyonlarda bir askerin şehit olduğunu, 9 askerin de yaralandığını bildirdi.

cbgAds.AdsInline(1891);

Fırat Kalkanı Harekatı sonrası Suriye’den çekilme takvimini hükümet belirleyecek

Başbakan Binali Yıldırım, Suriye’nin kuzeyindeki El Bab’da kontrolün sağlanmasıyla birlikte 2 bin 15 kilometrekarelik alana Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yerleştiğini anlatırken, Suriye’de yeni bir operasyona gerek görülmesi halinde, gerçekleştirilecek yeni harekâta ise başka bir isim verileceğini söyledi. Bu açıklama ışığında hükümetin yakın gelecekte TSK’ya “Suriye’den çekilin” direktifi vermesi bekleniyor.

ÇEKİLME NASIL OLACAK?

Askeri birliklerin bulundukları yabancı ülke topraklarından çekilmesi başlı başına bir “operasyon” olarak nitelendiriliyor. Zira yabancı ülke toprağına girmek kadar bu ülkenin topraklarından çıkmak da güvenlik risklerini beraberinde getiriyor.

TSK, 2008 yılında Kuzey Irak’a Güneş Harekâtı ile bir gecede girmiş ve ne kadar süreceği tahmin edilemeyen harekâtı 8 günde sonuçlandırarak bir gecede çekilmişti. Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 3 seçenek üzerinde duruluyor:

Birincisi, askerlerin süratle geri çekilmesi. İkinci seçenek askerlerin geri dönüşünün kademeli olarak gerçekleştirilmesi. Üçüncü seçenek olaraksa, yürütülecek faaliyetin güvenlik riskleri dikkate alınarak, bazı birliklerin Suriye’de oluşturulacak üs bölgelerinde görevlerine devam etmesinin gündeme gelebileceği kaydediliyor. Halen 3 bine yakın asker Suriye topraklarında bulunuyor.

EL BAB’A 100 BİN SURİYELİ

Diğer taraftan, Türkiye’de barınan 50 bin Suriyelinin Cerablus’a dönmesi sağlanırken, El Bab’a da Türkiye’de bulunan 100 bin Suriyelinin yerleştirilmesi planlanıyor. Kontrol altına alınan bölgenin yeniden kaybedilmemesi için Suriyeli nüfusun kaydırılması ve askerin geri çekilmesinin zamana yayılması da değerlendiriliyor. Türkiye, ÖSO’nun kontrolü sağladığı bölgelerin yeniden imarı için de hazırlıklarına başladı.

MURAT GÜRGEN/GAZETE HABERTÜRK

cbgAds.AdsInline(1891);

Fırat Kalkanı ile 2015 kilometrekare alan ÖSO kontrolüne girdi

Türk Silahlı Kuvvetleri ( TSK) tarafından başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı ile Azez-Cerablus hattındaki 2 bin 15 kilometrekarelik alan Özgür Suriye Ordusu ( ÖSO) güçlerinin denetimine girdi. TSK desteğiyle geçen 24 Şubat’ta terör örgütü DEAŞ’tan arındırılan El Bab bölgesinde ise patlayıcı temizliğine ve bir başka terör örgütü PYD’nin doğu ve batıdan olası saldırılarının engellenmesine devam ediliyor.

TSK tarafından yapılan haftalık bilgilendirmede Suriye kuzeyinde geçen yıl 24 Ağustos’ta başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı’nın sürdüğü kaydedildi. Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak, yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek amacıyla Fırat Kalkanı Harekatı’nın başlatıldığına değinilen bilgilendirmede, “Harekatta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskun mahal ve 2015 kilometre karelik alan kontrol altına alınmıştır” denildi.

Devam eden harekat kapsamında terör örgütü PYD/YPG/PKK unsurlarının doğu ve batıya olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik tedbirlerin hassasiyetle uygulandığı belirtilen bilgilendirmede şöyle denildi:

“Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken; PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir. 9 Aralık 2016 tarihinde başlayan El Bab Harekatı’nda 24 Şubat 2017 tarihinde şehir merkezi tamamen kontrol altına alınmış, müteakiben başlanan patlayıcı/mayın arama/temizleme çalışmalarına devam edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hudut hattının emniyete alınması, bölgede bulunan DEAŞ ve PYD/YPG/PKK terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi ile yurdumuza yönelik yapılan havan ve füze saldırıları engellenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, milli birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü hedef alan başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla ve kesintisiz olarak sürdürecektir. Milli varlığımızın yegane koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve millî birliğimizin korunması için kararlı ve güçlü duruşuyla kendisine verilecek her türlü görevi yerine getirme azmindedir.”

cbgAds.AdsInline(1891);

SON DAKİKA: Hatay Reyhanlı’da 1 asker şehit oldu!

Reyhanlı Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığı’nda görevli bir er nöbet sırasında Suriye tarafından keskin nişancı tüfeğiyle açılan ateş sonucu şehit oldu. TSK, ateşin açıldığı Suriye’deki PKK- PYD bölgesinin vurulduğunu açıkladı.

Hatay’ın Reyhanlı İlçesi Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığı’na sabah saatlerinde Suriye tarafından keskin nişancı tüfeğiyle ateş açıldı. PYD/ PKK bölgesinden açıldığı belirtilen ateş sonrası Şanlıurfa nüfusuna kayıtlı er Hüseyin Koroç ağır yaralandı. Yaralı asker, kaldırıldığı Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde doktorların müdahelesine karşın kurtarılamayarak şehit oldu. Sınırda konuşlu topçu birlikleri tarafından ateş açılan bölge vuruldu.

‘MİSLİYLE KARŞILIK VERİLDİ’
Genelkurmay Başkanlığı saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada “22 Mart 2017 tarihinde saat 08.45 sularında 2’nci Hudut Alay Komutanlığı, Hatay ili Reyhanlı ilçesi, Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığında görevli bir kahraman silah arkadaşımız nöbet görevi esnasında Suriye PYD/PKK bölgesinden açılan keskin nişancı ateşi ile şehit olmuştur. Ateşin açıldığı Suriye tarafındaki bölgeye, süratle, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı kapsamında bölgedeki Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca ateş açılarak misliyle mukabelede bulunulmuştur” denildi.

ACILI BABA ASKERE SARILIP AĞLADI: O DA SİZİN GİBİ GİYİNMİŞTİ
Şehit Piyade Er Hüseyin Koroç’un acı haberi Şanlıurfa’daki ailesini yasa boğdu. Şehidin Eyyübiye ilçesine bağlı Osmanlı Mahallesi’nde bulunan babaevine giden askerleri gören anne Fatma Koroç, yere oturup bir süre hiç bir şey soramadı. Acı haberi alan anne daha sonra gözyaşlarına boğuldu. Baba Ahmet Koroç’a ise haber çalıştığı inşaatta verildi. Şehit haberini aldıktan sonra komutana sarılan acılı baba “O da sizin gibi giyinmişti. Kurban olurum ona. Komutanım onu göremedim. Daha yanına gidecektim” diyerek gözyaşlarına boğuldu. Bekar olan şehidin, ailenin 5 çocuğundan biri olduğu öğrenildi.

HABERTÜRK HABER MERKEZİ

cbgAds.AdsInline(1891);

FETÖ’cü binbaşı Murat Baykal: İki kez eşimle Pensilvanya’ya gittik

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Fetullahçı Terör Örgütü ( FETÖ) soruşturması kapsamında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli 21’i asker, 3’ü sivil 24 kişi hakkında açtığı davanın iddianamesinde, sanıklarından eski Binbaşı Murat Baykal’ın, “Burak, beni yaklaşık 1,5 saat mesafedeki Pensilvanya’daki Fetullah Gülen’in çiftliğine götürdü. Hafta sonunu Pensilvanya’da geçirdik. Orada 2 gece kaldık. 2012 yılı Kasım ya da Aralık ayıydı. Fetullah Gülen’in hasta olduğu söylendi. Onunla görüştürülmedik. Diğer kişilerin verdikleri dersleri dinledik.” ifadesine yer verildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığında binbaşı rütbesiyle görevli NATO subayı Murat Baykal, iddianamede yer alan ifadesinde, Ankara Yenimahalle Yunus Emre Ortaokulunda 3. sınıf öğrencisiyken Ağustos 1990’da Basınevleri semtine taşındıklarını, buradaki evlerinin yakınlarında bir öğrenci evi bulunduğunu, ders çalışmak için bu eve gidip gelmeye başladığını anlattı.

Kuleli Askeri Lisesinin 1991’deki sınav sorularının örgüt tarafından alındığını söyleyen Baykal, “Sınava yakın bir dönemde bu öğrenci evinde bana 200’e yakın soru verildi. Sınava girdiğimde sorulan soruların yaklaşık 80’inin bu sorulardan olduğunu gördüm. Bana bu sınavın sorularını gittiğim evin abisi olan ODTÜ öğrencisi olduğunu hatırladığım Serdar veya Ekrem isimli kişi vermişti. Hatırladığım kadarıyla bu kişinin gerçek ismi Ekrem, kod adı ise Serdar’dı. İki ismini de kullanıyordu.” dedi.

Kuleli Askeri Lisesi sınavlarının hem yazılısını hem de mülakatını kazandığını anlatan Baykal, sağlık nedeniyle elendiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Aynı yıl Deniz Askeri Lisesi sınavlarına da girdim. Bu sınavın soruları örgüt tarafından temin edilmemişti. Zor bir sınavdı. 1990 yılı Deniz Askeri Lisesi sınavının sorularının sızdığı belirlendiğinden 1991 yılındaki sınavda önlem alınmış ve sorular sızmamıştı. Ben Deniz Askeri Lisesi sınavını soruları almaksızın kendi hakkımla kazandım. Bu sınavda herhangi bir kopya olayı olduğunu sanmıyorum.

1991 Eylül ayında İstanbul’a giderek Deniz Askeri Lisesinde öğrenim görmeye başladım. Yatılı olarak okuyordum. 1991 Eylül ayından 1992 Şubat ayındaki ara tatile kadar geçen sürede Serdar isimli şahıs İstanbul’a geldi. Onunla Kadıköy İskelesi’nde buluştuk. Nerede olduğunu hatırlamadığım bir örgüt evine gidip risale sohbeti yaptık. Deniz Askeri Lisesinden benden başka gelen kimse yoktu.

1992 yılı yaz tatilinde Ankara’ya gelince Basınevlerindeki öğrenci evine giderek Serdar’la görüştüm. Serdar beni Serdal kod adlı birine devretti. Serdal, İstanbul Teknik Üniversitesi mezunuydu. Çok fazla hatırlamıyorum. Ancak bir yerde öğretmenlik yaptığını sanıyorum. Serdal, Ankara’da yaşıyordu ancak İstanbul’a gidip geliyordu. Ben daha sonra Serdar isimli şahısla olan irtibatımı kestim.

Deniz Askeri Lisesinin 1. ve 2.sınıflarında zaman zaman Ankara’dan İstanbul’a gelen Serdal ile görüşmeye devam ettim. Kadıköy, Eminönü, Beşiktaş veya Sirkeci vapur iskelesinde onunla buluşuyorduk. Onunla bir yere sohbete gidiyorduk. Gittiğimiz yerde Fetullah Gülen’in vaaz kasetlerini dinliyordum. Fetullah Gülen’in ve Said Nursi’nin kitaplarını okuyup, namaz kılıyorduk. Benden başka gelen askeri lise öğrencisi yoktu.”

“KENDİMİ BOŞLUKTA HİSSEDİNCE YENİDEN ÖRGÜTLE İRTİBAT KURMAYA BAŞLADIM”

“Serdal” kod adlı abisinin lise 2’nin sonu veya lise 3’te kendisini bir öğrenci grubuna katmak istediğini anlatan Baykal, “Şu anda Gölcük veya Aksaz’da görev yapan Deniz Kurmay Yarbay Halil Arslan ile aynı grupta yer aldık. Halil Arslan, Deniz Askeri Lisesinde benimle aynı sınıfta öğrenim görüyordu. Ben gruba girince Halil Arslan’ın abisi olan ismini hatırlamadığım kişiye devredildim. Serdal ile irtibatım kalmadı. Halil Arslan ile mizaçlarımız farklı olduğundan grup işi yürümedi. Üç ay kadar gruba devam ettikten sonra kopuşum başladı. Sohbetlere gitmemeye başladım. Daha sonra da tamamen irtibatım kayboldu. 1995 yılı yazında Deniz Askeri Lisesinden mezun olurken tamamen kopmuştum.” ifadelerini kullandı.

1995-1999 yılları arasında Tuzla’da bulunan Deniz Harp Okulunda öğrenim gördüğünü ifade eden Baykal, bu dönemde ve daha sonra Gölcük’te bulunan Fatih Fırkateyni’nde görev yaptığı 5 yıl boyunca örgütle herhangi bir irtibatının olmadığını söyledi.

Baykal, ifadesini şöyle sürdürdü:

“İstanbul’da cemaat evlerine giderken Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğrenim gören İbrahim isimli bir kişiyle arkadaş olmuştum. O dönemde onunla birlikte Galatasaray’ın bazı maçlarına gittik. Ancak arkadaşlığımız normal bir arkadaşlıktı. Örgüt maksatlı bir irtibatımız yoktu.

2004 yılında benim Tuzla’da bulunan TCG E-3 gemisine tayinim çıktı. Bu gemi eğitim botuydu. Deniz Harp Okulu öğrencilerine eğitim veriyorduk. Ben üsteğmen rütbesiyle bot komutanı olmuştum. 2005 yılının ortalarında ben kendimi boşlukta hissedince İbrahim isimli arkadaşım aracılığıyla yeniden örgütle irtibat kurmaya başladım. İbrahim beni Çekmeköy’de ikamet eden ve serbest çalışan Koray isimli şahısla tanıştırdı. Ben Koray’ın evine gidip gelmeye başladım. Yalnız gidiyordum. Artık evlenmeyi düşünüyordum. Evlilik konusunda da bana yardım edileceği vadedilmişti. Koray beni üstü olan Yavuz isimli şahısla tanıştırdı. Koray’ın gerçek ismi İlyas olabilir. Yavuz’un gerçek ismini bilmiyorum. Yavuz İGDAŞ’ta danışman olarak çalışıyordu. Gözlüklü, kısa boylu, benden 7-8 yaş büyük birisiydi. Yavuz ve Koray 2006 yılı içerisinde beni eşim Reyhan Baykal ile tanıştırdılar. 1 yıl kadar görüştükten sonra 2007 yılı Temmuz ayında evlendik. Eşim tanıştığımızda son sınıf öğrencisiydi ve cemaat evlerinde kalıyordu. 2006 yılında üniversiteden mezun oldu. Eşim 1 Eylül 2016 tarihli KHK ile meslekten ihraç edildi. Ali Semerkandi İmam Hatip Ortaokulunda matematik öğretmeni olarak görev yapıyordu.

Ben 2005 yılı Aralık ayında yapılan 2006 kurmaylık sınavını kazanamadım. O dönemde İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yapıyordum. Yeterince çalışamamıştım. Bana henüz yeterince güvenmediklerinden ve ben de pek çalışmadığımdan dikkat çekeceğini düşünerek kurmaylık sınav sorularını bana vermemişlerdi.”

“KURMAYLIK SINAVI İÇİN SORULAR GETİRİLDİ”

Koray kod adlı ağabeyin kendisini 2007 yılında kurmaylık sınavlarına hazırlanması için yönlendirdiğini anlatan Murat Baykal, “O dönemde Koray’la sohbetlere gidiyordum. Koray 2007 kurmaylık sınavından 7 ay kadar önce bana bir USB verdi. Bu USB’nin içinde sınavda çıkacak konulara ilişkin geniş bir kaynak vardı. Ben bu USB’deki verilere çalıştım. Sınav zamanı yaklaştıkça bana başka USB’ler de getirdi. Ben bu USB’lerdeki örnek sorulara da çalıştım. Ben eşimle evlenmeden bir süre önce kurmaylık sınavını kazandım.” diye konuştu.

İstanbul Levent’te bulunan Harp Akademileri Komutanlığında, 2007 yılında kurmaylık kursuna başladığını kaydeden Baykal, kursa başlayınca Koray ve Yavuz ile olan irtibatının kesildiğini belirtti.

Baykal, “Yavuz biraz daha geri plandaydı. Daha çok Koray ile görüşüyordum. Kursa başlayınca Koray beni Selim diye birine devretti. Selim İstanbul’daki bir özel okul veya dershanede öğretmendi. Selim onun kod adı olabilir. Çengelköy’de kayınvalidesine ait olan apartmanda ikamet ediyordu. Ben 2007-2009 yılları arasında kurmaylık kursundayken sürekli Selim’in Çengelköy’deki evine gidip geldim. Ben tektim. Benden başka bu eve gelen kursiyer yoktu.” dedi.

“EŞİMLE BERABER PENSİLVANYA’YA 2 KEZ GİTTİK”

Genelkurmay Başkanlığı Harekat Başkanlığı Harekat Şubesine “Kurmay Yüzbaşı” rütbesiyle 2009’da atandığını belirten Baykal, şöyle devam etti:

“Selim, Ankara’ya gelerek beni Yıldırım adında birine devretti. Yıldırım öğretmendi. Onunla kısa bir süre görüştüm. Etlik’te bir eve 2-3 kere gittim. Yıldırım, benimle birlikte Genelkurmay Başkanlığında çalışan Deniz Kurmay Binbaşı Bekir Kuşcan ve Deniz Kurmay Yüzbaşı Haydar Erdoğan’ı grup yaptı. Daha sonra Yıldırım, üçümüzü Etlik’te GATA’nın karşısında eczane çalıştıran, Vanlı, Mahmut isimli kişiyle tanıştırdı. Bununla da kısa bir süre görüştük. Bekir, Haydar ve ben 2-3 kez Etlik’teki evine gidip, sohbete katıldık. Aynı şekilde Fetullah Gülen kasetleri dinledik. Risale ve Fetullah Gülen kitapları okuduk. Mahmut daha sonra üçümüzü birden Sami isimli şahsa devretti. Sami isimli şahsın evi Balgat’ta MHP Genel Merkezine 5 dakikalık mesafedeydi. Sami, Türk Telekom Genel Müdürlüğünde yönetici kademesinde çalışıyordu. 2012 veya 2013 yılında Sami’nin Türk Telekomdan Dışişleri Bakanlığına geçtiğini öğrendim. 1 yıl dolmadan bu şekilde biz üç abi değiştirdik. Telefonla hiç irtibat kurmuyorduk. Bu kişilerin telefon numaraları bende yoktu.

2011 yılında Haydar Erdoğan’ın tayini Aksaz veya Gölcük’teki bir gemiye, Bekir Kuşcan’ın tayini ise Gölcük’e çıktı. Ben Genelkurmay’da çalışmaya devam ettim. Sami 2011 yılı içerisinde Temmuz, Ağustos gibi beni Macunköy semtinde oturan ve Samanyolu Fen Lisesinde öğretmen olan Nevzat isimli şahsa devretti. Ben yalnız başıma 2 haftada bir Nevzat’ın evine sohbete gitmeye başladım. 2012 yılında Deniz Karargah Subaylığı kolej eğitimi için Amerika’ya gidecektim. Gitmeden önce Nevzat beni ismini hatırlamadığım ve Amerika’da eğitim gören kişilerle ilgili faaliyetleri organize ettiğini sandığım bir kişiyle tanıştırmıştı. Benden Amerika’da bu kişiyle irtibatlı olmamı istemişti.

Ben 2012 yılı Temmuz veya Ağustos ayı içerisinde Amerika’ya gittim. 11 ay kadar Amerika’da Washington’a 5 saat mesafedeki Rhode Island eyaletinde kaldım. Gittikten 2,5 ay kadar sonra irtibat bilgilerimi Washington Ataşeliğine verince, Burak isimli bir şahıs beni Amerika’dan aldığım telefon hattım üzerinden aradı. Üç saatlik mesafedeki New Jersey’den yanıma geldi. Burak, Amerika’da yaşayan ve takı işleri ticaretiyle uğraşan bir kişiydi. Onunla Türkiye’de hiç görüşmemiştim. Beni sohbete çağırdı. Görüşmeden yaklaşık 1,5 ay kadar sonra bu şahsın New Jersey’deki evine gittik. Burak, beni yaklaşık 1,5 saat mesafedeki Pensilvanya’daki Fetullah Gülen’in çiftliğine götürdü. Hafta sonunu Pensilvanya’da geçirdik. Orada 2 gece kaldık. 2012 yılı Kasım ya da Aralık ayıydı. Fetullah Gülen’in hasta olduğu söylendi. Onunla görüştürülmedik. Diğer kişilerin verdikleri dersleri dinledik. Burak, bazı hakim savcıların da şu anda Pensilvanya’da olduklarını söylemişti. Ancak, ben bu kişilerle tanışmadım. Kim olduklarını bilmiyorum. Birbirlerini tanıma ihtimali olan kamu görevlileri orada aynı ortama sokulmuyorlardı. Amerika’da Burak isimli şahısla ilerleyen zaman diliminde bir kez daha görüştüm. Onunla yine Pensilvanya’ya gittik, 1 gün kaldık. Amerika’ya giderken ücretsiz izin alarak eşimi de götürmüştüm. Eşim de benimle birlikte Pensilvanya’ya 2 kez gitti. Eşler genelde ev tipi yerlerde kalıyorlar. Erkeklerin gittiği büyük alana gelmiyorlardı.”

SERKAN SARAL İLE KARŞILAŞTIM

Türkiye’ye, 2013 yılı Haziran ayında döndüğünde Gölcük’te görev başladığını bildiren Baykal, “Gölcük’e atanınca Nevzat beni Kocaeli’de ikamet eden ve bir devlet okulunda öğretmenlik yapan Cengiz isimli şahısla tanıştırdı. Ben 4-5 kez onun evine sohbet amaçlı gittim. Evi Yuvacık civarındaydı. Açık adresini hatırlamıyorum.” bilgisini verdi.

Gölcük’te 3 ay çalıştıktan sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığına tayini çıktığını ifade eden Baykal, şunları kaydetti:

“Ankara’ya dönünce birkaç ay kopukluk oldu. Cengiz isimli şahıs, 2014 yılı Şubat ayı içerisinde beni Çankaya Birlik Mahallesindeki Anafartalar Kolejinde Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Aygün Akgündüz’e devretti. Evindeki kapıda da bu isim yazılıydı. Ancak Asım kod adını kullanıyordu. Aygün ile görüşmemde kopukluk olunca ben Sami isimli şahsın Balgat’taki evine gittim. Sami’nin kapısında Deniz Kurmay Albay Serkan Saral ile karşılaştım. Serkan Saral o dönemde Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Harekat Şube Müdürüydü. Saral’ın eşi ve çocukları da yanındaydı. Zile yeni basmışlardı. Birbirimizi gördük. Konuşmadık. Ben geri döndüm.”

Sami isimli kişinin Balgat’taki evinde her hafta çarşamba günleri sistematik toplantılar yapıldığını, bu toplantılara “sivil abi”lerin katıldığını aktaran Baykal, şunları söyledi:

“Daha sonra 2014 yılı Şubat ayından itibaren 2 haftada bir Aygün’ün Çankaya Birlik Mahallesinde bulunan evine gitmeye başladım. Eşim, o dönemde önce doğum yapıp sonra da doğum iznine ayrıldığından, Ankara’da bir süre tek kaldım. Annemin evinde kaldım.

2014’ün şubat ayı içinde Aygün, benden ByLock programı yüklememi istedi. Google Play’dan indirdiğimi hatırlıyorum. 17-25 Aralık olaylarından dolayı görüşmeleri aksattığımdan bu programı yüklememi istemişti. Ben 2-3 ay kadar öteledikten sonra programı indirmiştim. Programı indirdikten sonra Aygün bana 8 haneli bir şifre verdi. Aygün’ün ByLock’taki kod adını hatırlamıyorum. Benim kod adımı da hatırlamıyorum. Ben ByLock aracılığıyla sadece Aygün ile irtibat kurmuştum. Aygün, hangi tarihte nerede buluşacağımı yazıyordu. Ben aksatarak ve arayı açarak zaman zaman görüşmeye gidiyordum. Ben 2015 yılında Aygün’le aramı daha da açtım. ByLock programının yüklü olduğu Samsung Note 3 marka telefonumu 15 Mayıs 2015 tarihinde Ostim’deki bir restoranda kaybetmiştim. Ben daha sonra Note 4 marka bir cep telefonu satın aldım. Aygün bu telefonuma da ByLock yüklememi istedi. Ancak ben kabul etmedim.

Ben duygusal olarak kopukluk yaşamaya başladığım ve artık yapılanmanın bir suç örgütü olduğunu anladığımdan mesleğimden istifa kararı aldım. 2015’in Temmuz ayında istifa edecektim. Ancak henüz emeklilik hakkı kazanmamıştım. Eşim ‘önce bir iş bul, sonra istifa et’ deyince, haklarımın kaybolmaması için istifa etmekten vazgeçtim. Bu amaçla 2015 yılı Eylül ayında Personel Atama Dairesine gemi komutanlığı ve 2. Komutanlığı görevimden feragat ettiğimi belirtir bir dilekçe verdim. Kurmay olduğum ve bu dilekçenin amirallikten feragat anlamına geldiği için, bu dilekçe dikkat çekti. 2015 yılı Kasım ayında da bu konudaki tayin anket formunu düzenleyerek teslim ettim.

Ben görüşmeleri aksattığım için bu dönemde Aygün beni Anafartalar Kolejinin kurumsal cep telefonundan aradı. 2016 yılı Ocak ayındaki 1 aylık NATO görevi için İngiltere’de bulunduktan sonra da Aygün beni aramaya devam etti. 17 Şubat 2016 tarihinde Aygün’ün evine gittim. İlerleyen dönemlerde de beni telefonla rahatsız edince 2016 Mayıs ayında yine Birlik Mahallesindeki evine gittim. Ancak evini taşımıştı. Evde başka birileri vardı. Sonraki tarihlerde de beni aramaya devam etti. Başta telefonu açmadım ancak daha sonra telefonu açınca bana Mücevher Kent Sitesi H 5 Blok Daire No:4 adresine taşındığını söyleyince mayıs ayının son günlerinde belirttiği eve mecbur kaldığımdan gittim. Emekliliğim doluncaya kadar bu kişiyi idare etmeyi ve yapıdan kurtulmayı amaçlıyordum. Belirttiğim adresteki evdeyken Aygün Tango benzeri bir programı tablet bilgisayarıma yüklemek istedi. ‘Tabletini getir’ dedi. Soruşturma aşamasında ben bu programın Eagle olabileceğini değerlendirdim. Yanımda tabletim yoktu ve çocuğun kullandığını söyleyip kabul etmedim. 2016 yılı Haziran ayında Aygün beni evine iftar amaçlı çağırınca, ben eşimle birlikte iftara gittim. Burada da Aygün yine tabletimi getirmemi, program yükleyeceğini söyledi.

ByLock programı vasıtasıyla sadece Aygün ile irtibat kurmuştum. Onunla buluşma tarihi hususunda yazışıyorduk. Başkaca bir kişi ile görüşmedim. ByLock dışında bir program da kullanmadım. Eşim de ByLock kullanmamıştır.”

15 Temmuz’daki darbe girişimiyle alakası olmadığını savunan Baykal, “Darbenin olduğu zamanda ben Deniz Kuvvetleri Komutanlığı NATO Plan Subayı olarak görev yapıyordum. O gün mesai saatleri içerisinde herhangi bir şüphe uyandırıcı bir durum görmemiştim. Ancak sınıf arkadaşım olan ve karargahta Dönüşüm Şube Müdürü olarak görev yapan Kurmay Yarbay Özer Zeren ile öğleden sonra karşılaşınca Harekat Başkanlığının karşısındaki koltuklarda oturup kahve içmiştik. Özer Zeren tedirgindi ve terliyordu. Ne olduğunu sorunca bir kaç gün önce çiğ köfte yediğinden rahatsız olduğunu ifade etmişti. Sonradan ben onun o gün izinli olmasına rağmen karargaha geldiğini öğrendim. Tedirginliğinin de darbenin stresinden kaynaklandığını anladım. İrfan Arabacı da son dönemde sürekli odasında diğer amiraller Murat Şirzai, Oğuz Karaman, Hasan Kulaç ile görüşüyordu.” beyanında bulundu.

YDS SORULARINI DA VERDİLER

Baykal 2011’deki Yabancı Dil Sınavı (YDS) sorularının da Yıldırım kod adlı örgüt abisi tarafından kendisine verildiğini belirterek, şunları anlattı:

“Sicil amiri pozisyonundaki örgüt üyeleri kendileri gibi örgüt üyesi olan askerlere olumsuz sicil vermezler. Kendilerinden olmayan kişilere ise olumsuz sicil verirler. Takdir belgeleri de bu şekilde verilmektedir. Darbe girişimi nedeniyle tutuklanan İrfan Arabacı, Sinan Azmi Tosun ve Olcay Yüksel benim sıralı amirlerimdir. Bana bu yıl takdir vermemişlerdi. Bunu benim örgütten ayrılma niyetimin olduğunu anladıklarına bağlıyorum. İrfan Arabacı, Ömer Faruk Harmancık ve Sinan Azmi Tosun’un isimleri Aydınlık gazetesinde FETÖ’cü amiraller olarak çıkmıştı. İsimleri biliniyordu. Ben bu haberden sonra Sinan Azmi Tosun’un terfi ederek Harekat Başkanı olduğunu görünce bu haberin asılsız olduğu kanaatine yetkililer tarafından varıldığını düşünmüştüm. Olcay Yüksel benim ilk amirimdir. Onun FETÖ’cü olup olmadığını bilmiyorum. Bana öyle bir imaj vermemiştir. Astsubay çocuğudur. Balyoz mağdurları içinde çok sayıda arkadaşı vardır. Olcay Yüksel de emekli olmayı düşünüyordu. Cemaatçi ise de benimle aynı pozisyonda olduğunu sanıyorum.”

Baykal, 1998, 1999 ve sonrasındaki Harp Okulu mezunlarından kurmay subayların büyük çoğunluğunun FETÖ üyesi olduğunu düşündüğünü bildirdi.

Etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini söyleyen Baykal, adını verdiği örgüt mensuplarını fotoğraflarından teşhis etti.

cbgAds.AdsInline(1891);

TSK, Kuzey Irak’ta 3 bölgeyi vururken, Şırnak’ta geçiş yollarını imha etti

Türk Silahlı Kuvvetleri ( TSK), saat 17.20-17.30 saatleri arasında, Kuzey Irak Zap bölgesinde PKK’ya ait 3 havan mevzii savaş uçaklarınca düzenlenen hava harekatı ile ateş altına alınarak imha edildiğini açıkladı.

MEHMETÇİK, TERÖRİSTLERİN GEÇİŞ GÜZERGAHINI YERLE BİR ETTİ
Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde bulunan Yağızoymak taburundaki askerler, teröristlerin Türkiye tarafına geçiş için kullandıkları yolları ve kullandıkları mağaraları bomba yağmuruna tuttu.

Şırnak’taki Gabar Dağı’nda bulunan Yağızoymak taburundaki askerler, bölgede ayak basmadık yer bırakmadı. Askerlerin gözü haline gelen insansız hava araçlarıyla (İHA) dağ tamamen kontrol altına alınırken, PKK’lı teröristlerin sınırdan Türkiye tarafına geçiş için kullandığı yol tespit edildi.

Bunun üzerine harekete geçen askerler, mevzilerindeki yerlerini alırken, tanklar da atışa hazır hale getirildi. Komutanın talimatı ile tankı kullanan kahraman Mehmetçik, geçiş güzergahlarına bomba yağdırdı. Tanktan yapılan top atışının ardından bölge ateş altına alındı.

İHA TESPİT, ROKET İMHA ETTİ
Mehmetçiğin bölgede eli kolu haline gelen İHA’lar, dağda kuş uçurtmuyor. Tespit edilen Gabar Dağı’ndaki bir mağara da, askerler tarafından atılan roketlerle yerle bir edildi. Mağaranın kullanılamaz hale getirilmesinin ardından bölge, teröristlerin olma ihtimaline karşı ağır makineli silahlarla tarandı.

OBÜSLER TAM İSABETLE VURDU
Yaklaşık 10 kilometreye kadar menzili bulunan obüsleri de kullanan kahraman Mehmetçikler, bölgede teröristlerin geçebileceği hiçbir yol bırakmadı. Hemen her gün elleri tetikte bekleyen askerler, verdikleri görüntü ile dosta güven düşmana korku saldı.

Teröristlerin geçiş güzergahlarını bombalamasının ardından sahaya inen Mehmetçik, arazide mayın arama tarama faaliyeti gerçekleştirdi.

BATMAN’DA EYLEM HAZIRLIĞINDAKİ TERÖRİST YAKALANDI

Batman’da terör örgütü PKK’nın kırsal yapılanmasından olan ve eylem hazırlığında olduğu belirlenen bir terörist yakalandı.

Batman Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “Terörle Mücadele Şube Müdürlüğümüz tarafından PKK/KCK terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

Yapılan çalışmalarda, PKK/KCK terör örgütünün kırsal alan yapılanmasında faaliyet gösteren, örgütsel eğitim alan ve ilimize eylem yapmak üzere geldiği değerlendirilen M.T. isimli şahıs yakalanarak çıkarıldığı adli merciler tarafından tutuklanmıştır” denildi.