233 yabancı savaşçıya operasyon

Son bir yıl içinde, kendi ülkelerine veya başka ülkelere gitmek isteyen 233 “yabancı savaşçı”, Suriye’den Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra polis tarafından yakalandı.

Habertürk Haber Merkezi’nden Neşet Dişkaya’nın haberine göre; Terör örgütü ile bağlantısı olduğu belirlenen 63 kişi tutuklandı. Daha önce DEAŞ’a katılmak için Türkiye’ye gelen yabancıların peşine düşen güvenlik güçleri, şimdi ise DEAŞ’tan kaçan ve Türkiye üzerinden ülkelerine dönmek isteyen yabancı savaşçıları yakalamak için ardı ardına operasyon yapıyor.

69 OPERASYONDA 233 KİŞİ YAKALANDI

Son olarak İngiltere’nin Manchester kentinde bulunan konser salonunu kana bulayan terör örgütü DEAŞ’dan büyük kopmaların olduğu belirtildi. Özellikle DEAŞ’ın kanlı eylemlerde kullandığı yabancı savaşçıların kaçmaya başladığı iddia edildi. DEAŞ’ın elinde tuttuğu topraklar azaldıkça örgütten ayrılmaya başlayan yabancı savaşçıların Türkiye’ye kaçtığı ileri sürüldü. “Yabancı savaşçıların”, kaçakçılar tarafından sınıra kadar getirildiği ve sınırı geçer geçmez ise güvenlik güçleri tarafından yakalandığı bildirildi. Kilis Emniyet Müdürlüğü’nün yabancı savaşçılar için geniş bir istihbarat ağı kurduğu öğrenilirken polis son bir yıl içinde 69 operasyon ile DEAŞ’tan kaçan 233 savaşçıyı yakaladı. Yabancı savaşçıların yanında 51 çocuğun da bulunduğu belirtildi.

500 dolar fazla geldi göçmen taciri oldular!

İzmir Emniyeti Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri yaptıkları çalışmalarda Suriyeli bir suç örgütünün daha çok kendi vatandaşları olan mültecileri Yunan adalarına illegal yollardan kaçırmak için çalışmalarda bulunduğunu tespit etti. Bunun üzerine çalışmalarını yoğunlaştıran ekipler, yaklaşık 4 ay önce 16 kişilik Suriyeli’den oluşan suç örgütünü teknik takibe aldı. Suç örgütünün Yunan adalarına illegal yollardan götürdüğü mültecilerden kişi başı 500-600 dolar aldıkları belirlendi.

Gazete Habertürk’ten Neşet Dişkaya’nın haberine göre polis, suç örgütünü kuran 16 Suriyelinin yaklaşık 6 ay önce Yunan adalarına, oradan da Avrupa’ya kaçmak için İzmir’e geldikleri, ancak insan tacirlerinin kişi başı 500 dolar istemesi üzerine Türkiye’de kalıp organizatör olmaya karar verdiklerini tespit etti. Dün sabah erken saatlerde birçok adrese eşzamanlı yapılan baskınla suç örgütü üyesi 16 kişinin yanı sıra zanlılara yardımcı oldukları belirlenen 6 Türk vatandaşı da yakalandı. Yakalananlar arasında suç örgütü lideri Firas F.’nin de bulunduğu belirtildi. Bu arada İzmir Emniyeti Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, teknik takibe aldıkları Suriyeli suç örgütünün 4 ay boyunca belli aralıklarla Yunan adalarına teknelerle götürmek istediği 528 mülteciyi de gerçekleştirdiği 14 operasyonla yakaladığı öğrenildi. Ancak zanlıların takipte olduğu sürece hiçbir mülteciyi Yunan adalarına kaçıramadığı bildirildi.

 

İstanbul Valisi Vasip Şahin: Dilenenler sığınmacılar değil, aslında kendi vatandaşımız

İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul’da yaşayan Suriyeliler ile ilgili ciddi bir sorun olmadığını belirterek, “Sokaklardaki dilencilerin çoğu, sığınmacılar değil; aslında kendi vatandaşımız olduğunu sonradan gördük” dedi.

TGRT Haber yayınına katılan İstanbul Valisi Vasip Şahin, önemli açıklamalarda bulundu.

İHA’nın haberine göre; İstanbul’un turizm potansiyelinin büyük olduğunu vurgulayan Şahin, “İstanbul’da deniz-güneş turizmi değil, daha çok kongre ve kültür turizmi gerçekleştiriliyor. İstanbul, önceki yıl 13 milyon turist ağırladı. Ama İstanbul’un kapasitesi bunun çok üzerinde. İstanbul kısa dönemde en az 30 milyon turist rakamını yakalamalı. Bunun için de çalışmalar yapıyoruz. Dünyanın en iyi kongre merkezleri İstanbul’da bulunuyor. Bu neden ile 500 ve üzeri delege sayısıyla İstanbul, geçen yıla kadar dünyanın bir numarası konumundaydı. Ancak her dönemde, normal kongre turizminde ise hep ilk 10 içindeydik; bazen 6’ncı, kimi zaman 8’inci… Türkiye’nin 17’nci büyük ekonomi olduğunu düşünürsek, aslında ilk 10’da olmak genel ortalamanın da üzerinde olduğumuzu gösteriyor. 3. Havaalanı ile İstanbul’un turizmi daha büyük bir ivme kazanacak. Tatil için İstanbul’u tercih edenlerin kapasitesini mevcut iki havalimanı tam doluluk ile karşılayamıyordu. 3. Köprü, Marmaray, Avrasya gibi altyapı projeleri ile bundan sonra İstanbul’un önü daha da açık” diye konuştu.

Karkamış sınır hattındaki ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ uygulaması uzatıldı

Gaziantep Valiliği, ‘Fırat Kalkanı Harekatı’ ile Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu denetimine giren Suriye’nin Cerablus İlçesine komşu Karkamış sınır hattındaki alanı, 15 gün süreyle yeniden ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ ilan etti.

Gaziantep Valiliği’nden yapılan açıklamada, Suriye sınırında güvenlik durumunu desteklemek, vatandaşın can ve mal güvenliğini olası tehdit ve tehlikelerden bertaraf etmek üzere sınır özel güvenlik bölgesi uygulamasının süresinin uzatıldığı belirtilerek şöyle denildi:

“Suriye sınırında güvenlik durumunu desteklemek ve ayrıca vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini olası tehdit ve tehlikelerden bertaraf etmek üzere; 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 32/A maddesi gereğince; Beşkılıç-Türkyurdu arasında kalan hududun geri bölgesinin, 15 Mayıs 2017 Pazartesi günü saat 17.00’de başlayıp, 29 Mayıs 2017 Pazartesi günü saat 17.00’de bitecek şekilde 15 gün süre ile Valiliğimizce Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmesine karar verilmiştir. Buna göre 15 Mayıs 2017 – 29 Mayıs 2017 tarihleri arasında Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilen yerlerde her türlü araç ve insan giriş-çıkışının kontrolü, gerektiğinde yasaklanması ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü’nce yapılacaktır.”

İhlas Suresi okuyan kuş! İhlas Suresi okuyan muhabbet kuşu görenleri şaşırtıyor

Mersin’de ‘İhlas Suresi’ okuyup, konuşabilen muhabbet kuşunu görenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor. 2 yıl önce Suriye’deki iç karışıklıktan kaçarak Türkiye’ye gelen 35 yaşındaki Diae Chehe Merkezi, 1 yıl önce muhabbet kuşu beslemeye başladı. Çalıştığı berberin yanından bulunan kuşçudan 1 aylıkken bir muhabbet kuşu olan Merkezi, her akşam kuşla konuşarak, ona konuşmayı öğretti. Konuşmanın yanında İhlas Suresi’ni de öğreten Merkezi, her geçen gün kuşuyla daha fazla konuşarak, ona yeni kelimeler öğretiyor. Şu anda Arapça, Türkçe ve İngilizce kelimeler söyleyebilen kuş, yeni kelimeler öğrenmeyi sürdürüyor.

“HER KUŞ BÖYLE KONUŞAMAZ”

İHA’nın haberine göre, Diae Chehe Merkezi, kuşu yavruyken aldığını söyleyerek, “1 yıl önce bunu aldım. Her gün akşam yarım saat beraber bir şeyler yaptık, konuştuk. İhlas suresini de bu süre içinde öğrettim. ‘Seni seviyorum babacım’, ‘es-selamu aleyküm’, ‘I love you’ gibi cümleler öğrettim. Her kuş böyle öğrenemez. Kuşum şu anda 60-70 kelime öğrenmiş. Bazı muhabbet kuşları konuşuyor ama böyle hepsi konuşamaz. Bu kuş şu anda papağan gibi oldu. Ne söylesek bir süre sonra söyleyebiliyor. Suriye’de 2-3 tane kuşum vardı, burada ilk kuşum. Bir aylıkken aldım şimdi 1 yaşında. 3 ay boyunca onunla konuştum. Oda yaklaşık 3 ay sonra yavaş yavaş konuşmaya başladı. Bu kuş daha fazla bir şeyler öğrenebilir, konuşabilir. Eğer her gün onunla konuşmaya, öğretmeye devam edersem yine de öğrenebilir” diye konuştu.

‘ABD’nin YPG’ye silah sevkiyatı başladı’ iddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye’de çatısını PKK’nın uzantısı PYD/ YPG’yi ağır silahlarla donatma kararının ardından silahların Tabka Barajı yakınlarındaki YPG’ye bugün ulaştığı iddia edildi.

Lübnan merkezli El Masdar’ın aktardığı habere göre çatısını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Cihan Şeyh Ahmed, “Bu olumlu bir adım. Umuyoruz ki bu destek Rakka’nın özgürleştirilmesi için ve DEAŞ’la mücadele için yeterli olacaktır.” dedi.

Reuters’ın haberine göre ise bir SDG yetkilisi, Beyaz Saray tarafından YPG’ye yollanması onaylanan silahların sevkiyatının henüz başlamadığını, silahların yakında varacağını söyledi.

Yetkili, ABD öncülüğündeki koalisyonun, Rakka operasyonu başladığında zırhlı araçlar da dahil olmak üzere kendilerine silah tedarik etmesini beklediklerini ifade etti.

Trump’ın YPG’yi ağır silahlarla donatma kararı Türkiye’den tepki çekmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “YPG kaosu fırsata çevirmeye çalışıyor. Suriye ve Irak’ta her gelişme, bizim için doğrudan milli güvenlik meselesidir. Bizler müttefiklerimizin, terör örgütlerinin değil, bizim yanımızda yer almayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz. Bu konudaki tavrımızı, alınan kararla ilgili endişelerimizi 16 Mayıs’ta Başkan Trump ile yapacağımız görüşmelerde ayrıntılı şekilde kendilerine de bizzat ifade edeceğim. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli. DEAŞ ile mücadele terör örgütü ile olmaz” demişti.

Ülkelerine dönen Suriyeli sayısı ne kadar?

Başbakanlık Afet ve Acil Durum (AFAD) Başkanı Halis Bilden, Fırat Kalkanı Harekâtı’ndan sonra ülkelerine dönen Suriyelilerin sayısının 50 bini geçtiğini söyledi. Gazete Habertürk’ün haberine göre Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Başkanı Sare Aydın Yılmaz ile Kahramanmaraş’ta geçici barınma merkezinde incelemelerde bulunan Bilden, 23 barınma merkezinde 260 bin civarında mültecinin kaldığını, Adana ve Osmaniye’deki barınma merkezlerinin tamamlandığını anlattı.

Bilden, şu ifadeleri kullandı: “Fırat Kalkanı Operasyonu başlatıldıktan sonra yaklaşık 2 bin kilometrekarelik bir alan güvenli hale geldi ve orada Suriyeliler ciddi bir şekilde ekonomik hayatlarını sürdürüyorlar. Arazilerin hepsinin de ekimlerini yapmışlar ve şu an o bölge yemyeşil. Bu şu anlama geliyor; mutlaka kalan bölgelerin de bu anlamda belki dünyanın diğer ülkeleri tarafından koalisyon güçleri dediğimiz onlar tarafından ama mutlaka ülkemizin öncülüğünde oraların da çok hızlı bir şekilde DEAŞ ve DEAŞ benzeri terör örgütlerinden ivedi bir şekilde temizlenmesi lazım. Geri dönüşlere baktığımızda Çobanbeyli’de, Cerablus’ta, Azez’de, Bab’da insanların geri döndüğünü çok ciddi bir şekilde görüyoruz ve bunların hem eğitim hem sağlık hem diğer imkânları ÖSO’yla beraber Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılanıyor ve 50 bin üzerinde kişinin kendi ülkelerine döndüğünü görüyoruz, bunun devam edeceğini de çok rahatlıkla söyleyebilirim.”

cbgAds.AdsInline(1751);

Wesley Clark: Saddam’ı devirerek İran’a kapı açtık

Wesley Clark, ABD’nin en popüler 4 yıldızlı emekli generallerinden biri. Clark, ABD ordusuna 34 yıl hizmet verdikten sonra, 1997- 2000 yılları arasında NATO Müttefik Kuvvetler Komutanlığı yaptı. Kosova Savaşı sırasında NATO kuvvetlerine komuta etti. Sonra siyasete atıldı. 2004 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’den aday adayı oldu.

En büyük destekçilerinden biri, popstar Madonna’ydı. Madonna’nın Clark hayranlığı, ABD basınını hayli oyaladı. Ancak Clark, eski Dışişleri Bakanı John Kerry’ye yol açmak için yarıştan çekildi. Sonraki seçimde de adı başkan adayı olarak konuşuldu. Ancak emekli general siyaset sahnesine çıkmadı ve bir kitap yazdı. Şimdi de danışmanlık yapıyor. Biz de kendisini İstanbul’daki Atlantik Konseyi Zirvesi’nde yakaladık ve özellikle Suriye konusunda görüşlerini aldık.

– “Modern Savaşları Kazanmak” isimli bir kitap yazdınız. Kitapta 11 Eylül saldırılarının ardından üst düzey bir askeri yetkiliyle sohbetinizden bahsediyorsunuz. Yetkili, 7 Ortadoğu ülkesine operasyon düzenlenmesi planını anlatıyor. ABD Irak’ı işgal etti; Suriye’de, Libya’da iç savaş var. Tüm bunlar planın parçası mıydı, yoksa beklenmedik sonuçlar mıydı?

Bence beklenmedik sonuçlardı. Bu, o dönemde adeta bir Neo-Con rüyası haline gelmişti. Bu kişiler, Sovyetler’in çöküşünden sonra Körfez Savaşı’nda çok etkili olduğumuz kanaatindeydi. Daha sonra, ABD askeri gücünün tüm bölgeyi avucunun içine alabileceğini düşündüler. Sovyetler’in etkisi altındaki rejimlerin değiştirilebileceğini, yerlerine “demokratik”, yüzü Batı’ya dönük rejimler getirilebileceğini savundular. Tüm bunlar bir yandan da petrolle ilgiliydi. Bu ekip, 2000’deki seçimlerden sonra dışişleri ve Pentagon’da göreve geldi ve özellikle 11 Eylül saldırısından sonra ajandalarının peşine düştü. Ama pek çok nedenden ötürü çabaları hiçbir yere ulaşmadı. Birincisi: Irak’ın işgaline izin veren kararname, aynı izni Suriye’nin işgali için vermiyordu. İkincisi: Irak’ı işgale giden güçler, Bağdat’ı almanın pek de kolay olmadığını anladı. Hükümet devrildikten sonra, Irak ordusu dağıtıldıktan sonra kaos yaşandı. Ülkeyi yönetecek kimse kalmamıştı, ABD askerleri de Irak’ı terk edemedi. Yani “Haydi birkaç yüz kilometre daha gidelim, Şam’ı alalım, herkes bizi alkışlasın” gibi değildi durum. Bu nedenle gerçekten bir plan yoktu, bir fantezi vardı.

cbgAds.AdsInline(1752);

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: "Bizi buna mecbur bıraktılar"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AKPM’nin siyasi denetim kararı ve Kuzey Irak ile Kuzey Suriye’ye düzenlenen operasyon ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Çavuşoğlu’nun konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

“Parlamentonun aldığı bu karar bundan sonraki işbirliğimizi zayıflatan bir karardır. İlişkilerimizi yeniden gözden geçireceğiz. Bizi buna mecbur bıraktılar. Ben bunu arzu etmezdim. İlişkilerin iyi olması için esasen de çok çaba gösterdim. Avrupa ülkelerinde artan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı bu kurumlara da yansıdı. AKPM’deki vekiller, ulusal meclislerden geliyor ve Türkiye karşıtlığını AKPM’ye yansıtıyorlar. Bu vekillerin bir kısmı PKK’ya çok ciddi bir şekilde destek veriyor.”

SİNCAR’A DÜZENLENEN HAVA OPERASYONU

“Bize yönelik tehditlere karşı operasyon yapacağımızı herkese söylüyoruz. DEAŞ’a da PKK’ya da YPG’ye de yapacağız. Bu bölgede operasyon yapacağımızı ABD’ye bildirdik. Askerlerini sınırımızdan 20-30 km güneye çekmelerini de söyledik. Aramızdaki anlaşma gereği, operasyondan 2 saat önce bunun bilgisini paylaştık. Bu bilgiyi koalisyonun Katar’daki koordinasyon merkeziyle paylaştık. Rusya’nın Suriye’deki harekat merkeziyle de paylaştık. Dolayısıyla burada bilgi paylaşımı yok diyorsa bir kimse, ben ona katılmıyorum. Son birkaç hafta içinde ABD’li dostlarımızla burada operasyon yapacağımızı paylaştık. Türkiye burada şeffaf davranıyor. Bizim gizli ajandamız yok. Buradan teröristler Türkiye’ye giriyor. Tünel kazıyorlar. En son Diyarbakır saldırısında bunu gördük. Burada bir tehdit varsa, bizim ne yapmamız lazım? Biz milli güvenliğimizi, tehditleri bertaraf ederek, güvenliği sağlamak için her türlü tedbiri almakla sorumluyuz. Çok bedeller ödedik. Bundan sonra daha kararlılıkla, terör örgütleriyle mücadelemiz devam edecek. Dostlarımızdan beklentimiz Türkiye’ye destek olmalarıdır. Burada bir meşru müdafaa vardır. Bu hukuk dışı da değildir, gayet ölçülüdür.”

TSK’dan Sincar’a hava harekatı!

Türk Silahlı Kuvvetleri’nce ( TSK), terör örgütü PKK ve uzantılarına yönelik Irak’ın kuzeyindeki Sincar Dağı ile Suriye’nin kuzeydoğusundaki Karaçok Dağı bölgelerine ilk kez düzenlenen hava harekatında belirlenen terörist hedeflerin tam isabetle vurulduğu bildirildi.

TSK GÖRÜNTÜLERİ PAYLAŞTI

Sabah saatlerinde yapılan harekat açıklamasının ardından TSK, Sincar’a yönelik ilk kez gerçekleştirilen ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Genelkurmay İkinci Başkanı Ümit Dündar’ın da bizzat yönettiği harekatın görüntülerini paylaştı. Sincar; Irak, Suriye ve Türkiye’nin tam ortasında bulunması nedeniyle büyük bir öneme sahip.  Sincar ilk olarak, 2014 yılında terör örgütü DEAŞ’ın, bölgedeki Ezidilere yönelik saldırıları ile gündeme gelmişti. 

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, “Bölücü terör örgütü PKK ve bu örgütün Suriye ve Irak’taki uzantıları tarafından, Suriye ve Irak kuzeyi, ülkemize terörist, silah, mühimmat ve patlayıcı madde aktarılması maksadıyla özellikle son zamanlarda yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, bu bölgelerden sızdırılan teröristler ile aktarılan silah ve malzemelerin, hudut karakollarına yönelik taciz ve saldırılarda, son olarak da Diyarbakır’da tünel kazılarak toplu yıkım ve ölümleri amaçlayan bir terör eyleminde kullanıldığı vurgulandı.