İçişleri Bakanlığı’ndan PYD/YPG raporu

İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “PKK/ KCK Terör Örgütü’nün Suriye Kolu: PYD/ YPG” başlıklı 68 sayfalık Mayıs 2017 tarihli raporda, örgütün ortaya çıkışı, yapısı, yöneticileri ve eylemlerine dair çarpıcı bilgilere yer verildi.

Gazete Habertürk’ten Helin Şahin’in haberine göre Türkçe ve İngilizce hazırlanan raporda, PYD/ YPG terör örgütünün 2011 yılı sonrası Suriye’de yaşanan iç savaş koşulları nedeniyle doğan otorite boşluğu sonucu terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan’ın talimatıyla bizzat PKK tarafından kurulduğu kaydedildi.

17 YAŞINDAKİ BİR KIZ ÇOCUĞU İNFAZ EDİLDİ

PYD/YPG’nin Türkiye’ye yönelik son 3 ayda 14 saldırı gerçekleştirdiği ifade edilen raporda, örgütün kadın ve çocuk istismarına da dikkat çekildi. Raporda, çok sayıda kız çocuğunun kaçırılarak Irak’ın kuzeyindeki PKK kamplarına götürüldükleri ifade edildi.

17 yaşındaki bir kızın PKK kampından 9 kez kaçma girişiminde bulunduğu için silahla başından vurularak infaz edildiği belirtilen raporda, 51’i çocuk, 43’ü kadın ve işkenceyle öldürülen 16 kişi dahil toplam 407 sivilin PYD/YPG tarafından hayatlarına son verildiği vurgulandı. Ocak 2016’ya kadar 88’i kadın bin 651 kişinin örgüt tarafından alıkonulduğuna dikkat çekilerek, YPG’nin kendisine rakip gördüğü bazı yapılanmalara mensup kişileri de infaz ettiği dile getirildi.

FAİLİ MEÇHULLER VAR

Raporda, YPG’nin etkin olduğu bölgede çözülemeyen çok sayıda cinayet ve kaybolma olayı olduğu ifade edilerek, 9 yerleşim yerinin örgüt tarafından yıkıldığı, 19 köyün yok edildiği ve en az 49 yerleşim yerindeki halkın sürgün edildiği vurgulandı.

Raporda PKK/KCK ile PYD/ YPG’nin aynı örgüt olduğuna dair bilgiler verilerek örgütün kontrolünde bulunan Telabyad’ın girişinde PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’ın posterinin asılı olduğu, Afrin’de de Öcalan’ın posterlerinin kentin bazı noktalarına asıldığı fotoğraflarla anlatıldı.

 

‘ABD’nin YPG’ye silah sevkiyatı başladı’ iddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye’de çatısını PKK’nın uzantısı PYD/ YPG’yi ağır silahlarla donatma kararının ardından silahların Tabka Barajı yakınlarındaki YPG’ye bugün ulaştığı iddia edildi.

Lübnan merkezli El Masdar’ın aktardığı habere göre çatısını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Cihan Şeyh Ahmed, “Bu olumlu bir adım. Umuyoruz ki bu destek Rakka’nın özgürleştirilmesi için ve DEAŞ’la mücadele için yeterli olacaktır.” dedi.

Reuters’ın haberine göre ise bir SDG yetkilisi, Beyaz Saray tarafından YPG’ye yollanması onaylanan silahların sevkiyatının henüz başlamadığını, silahların yakında varacağını söyledi.

Yetkili, ABD öncülüğündeki koalisyonun, Rakka operasyonu başladığında zırhlı araçlar da dahil olmak üzere kendilerine silah tedarik etmesini beklediklerini ifade etti.

Trump’ın YPG’yi ağır silahlarla donatma kararı Türkiye’den tepki çekmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “YPG kaosu fırsata çevirmeye çalışıyor. Suriye ve Irak’ta her gelişme, bizim için doğrudan milli güvenlik meselesidir. Bizler müttefiklerimizin, terör örgütlerinin değil, bizim yanımızda yer almayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz. Bu konudaki tavrımızı, alınan kararla ilgili endişelerimizi 16 Mayıs’ta Başkan Trump ile yapacağımız görüşmelerde ayrıntılı şekilde kendilerine de bizzat ifade edeceğim. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli. DEAŞ ile mücadele terör örgütü ile olmaz” demişti.

Savunma Bakanı Fikri Işık’tan Rakka operasyonu ve PYD açıklaması

Savunma Bakanı Fikri Işık, Rakka operasyonuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin, operasyonda PYD ve YPG’nin yer almaması isteğini ABD’li mevkidaşı ile konuştuğunu belirten Işık, bu açıdan Erdoğan ve Trump görüşmesinin de önemli olduğunu söyledi.  Işık, Erdoğan ve Trump görüşmesinde PYD rahatsızlığının iletileceğini söyledi.

“YPG VE PYD KATILIRSA TÜRKİYE RAKKA OPERASYONUNA KATILMAZ”

Rakka operasyonu için net konuşan Işık, YPG ve PYD’nin katıldığı bir operasyona Türkiye’nin katılmasının veya destek vermesinin söz konusu olmayacağını söyledi.

Işık şunları söyledi:

Eğer Rakka operasyonunda PYD aktör olarak devrede kullanılırsa bir, Rakka operasyonunu bu geciktirecektir. Çünkü topraklarından edinilme korkusu, insanları özellikle DEAŞ’ın yanına itecektir. İki, er veya geç bu operasyon başarıyla bittikten sonra dahi bu bölgelerde demografik yapının değişme riski, bölgeyi uzun süreli istikrarsızlığa sokacaktır. Bunları bütün detaylarıyla Sayın Mattis (ABD Savunma Bakanı) ile paylaştık. Daha önce Brüksel’de de bu konuları gündeme getirmiştik. Ama referandumdan önce, özellikle Türkiye’de kritik bir referandum varken, ABD’ye seyahat yapmamızın temel sebebi operasyondan önce bu konuları tekrar müzakere etmek ve Türkiye’nin bu konudaki tutumu ve tavrını birtakım yeni önerilerle birlikte tekrar paylaşmaktı.

“ÖNERİMİZİ TEKRAR İNCELEYECEKLERİNİ İFADE ETTİLER”

Bu açıdan bu önerimizi tekrar inceleyeceklerini ve bu tabloyu tekrar değerlendireceklerini bize ifade ettiler. Bu açıdan görüşme, faydalı bir görüşme oldu. Ümit ediyoruz ki bir terör örgütü olan PYD-YPG unsurları, Rakka operasyonunda kullanılmaz, bölge daha büyük bir istikrarsızlığın pençesinde kıvranmaz. Bunu çok net olarak mevkidaşımla konuştum. Onlar da bu konuda Türkiye’nin hassasiyetlerini bildiklerini ve yeni önerimizle bilikte, bu çalışmayı tekrar yapma ve sürdürme kararı aldıklarını ifade ettiler. Şu anda tabii ki bunun yansımasını sahada ancak görebiliriz.

“OBAMA YÖNETİMİ MÜNBİÇ SÖZÜNÜ TUTMADI”

cbgAds.AdsInline(1751);

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El-Cezire’ye konuştu

Katar Merkezli El-Cezire Televizyonu’na konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan referanduma ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan’ın açıklamalarında Almanya Başbakanı Merkel’le ilgili söyledikleri dikkat çekti. Erdoğan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kendisini tebrik için henüz aramadığını belirterek “Bunu bir suçluluk psikolojisi olarak değerlendirebiliriz” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ” Türkiye rejim tercihini 1923’te cumhuriyetle yapmıştır. Ondan sonra Türkiye’nin böyle bir tercihi yoktur. Şu anda atılan adım, sadece bir yeni yönetim sistemidir, pazar günü yaşadığımız budur.” dedi.

Erdoğan, Katar Merkezli El-Cezire Televizyonu’na verdiği mülakatta pazar günü yapılan halk oylaması, bundan sonra atılacak adımlar, Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik baskıları ve ABD Başkanı Donald Trump’la gerçekleştirdiği telefon görüşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Halk oylamasından evet sonucu çıkmasının ardından acilen atılacak adımların neler olacağıyla ilgili soruya Erdoğan, “Öncelikle, dezenformasyon ya da olumsuz kampanya yürütmek suretiyle bu işi bir diktatörlük vesaire gibi nitelendirme gayreti içinde olanlar ya da rejim değişikliği gibi yaklaşım gösterenlere karşı şöyle bir ifadem olacak; Türkiye rejim tercihini 1923’te cumhuriyetle yapmıştır. Ondan sonra Türkiye’nin böyle bir tercihi yoktur. Şu anda atılan adım, sadece bir yeni yönetim sistemidir, pazar günü yaşadığımız budur. Çünkü sistem içinde çok ciddi tıkanıklıklar var, bu tıkanıklıklar Türkiye’nin çok daha süratle büyümesini engelleyen tıkanıklıklardır. 14-15 yıllık iktidarımız döneminde bunları biz yaşadık. Üç kat büyüme sağlamış olmamıza rağmen biz diyoruz ki, daha fazla büyüme imkanımız varken niye üç kat büyümeyle bunu geçiştirelim. Ayaklarımızda prangalar var, tabii bu prangaları kesip atmadıktan sonra bunu sağlayamazsınız.” cevabını verdi.

cbgAds.AdsInline(1751);

Süleyman Soylu: Hemen Valiyi aradım; bu şarkı yasaklanacak dedim

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, halk oylamasına ilişkin, ” Türkiye’de artık, hükümet hükümetliğini 5 yıl yapacak, Meclis de kanun çıkartacak. Aynı zamanda Meclis, hükümet ile millet arasındaki o köprüyü ve diyaloğu kuracak. Bakın, gelecekte bunun karşısında olanlar diyecek ki, İyi ki bu sistem geldi.” şeklinde konuştu.

Bakan Soylu, Karadeniz Vakfı tarafından İstinye İbrahim Cevahir Sosyal Tesislerinde düzenlenen “Siyaset Ekonomi Terör Kıskacında Türkiye” konulu toplantıda konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlık ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkeleri üzerine kurulduğunu vurgulayan Soylu, ülkenin en önemli gücünün birliği ve beraberliği olduğunu söyledi.

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylüle değinen Soylu, darbelerle milletin birlik ve beraberliğine, demokrasiye zarar verilmeye çalışıldığını anımsattı.

Gündemde halk oylamasının olduğunu dile getiren Soylu, demokrasiyi iliklerine kadar hak etmiş ve bütün dünyada, demokrasi yaşayabilen ve yaşayacak tek ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Bakan Soylu, Türkiyenin enerji konusunda önemli stratejik noktada bulunduğunu, rahmetli Menderes’le başlayan, Özal’la devam eden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la tam kendisini bulan projeler gerçekleştirdiğini belirterek, “Biz, Batı ile Doğu arasındaki geçişkenliğin en önemli köprüsüyüz. Biz tarihi adı İpek Yolu olan bir zenginliğin sahibiyiz. Bugün 3. havalimanını niçin yapıyoruz? Para kazanmak için mi? Hayır. Avrupa’yla, Batı ve Doğu arasındaki en önemli merkezlerinin birisinin tekrar bu Anadolu topraklarında olmasını sağlayabilmek için.” diye konuştu.

Türkiye’nin mültecilere kucak açtığını ve 3 milyon Suriyeliyi misafir ettiğini anımsatarak, Avrupanın tarzını eleştiren Soylu, “Siz Suriye meselesinde insanlar katledilirken sadece para hesabı yaptınız. Bu net söylüyoruz, Amerikalısı, İngilizi, Almanı, ne kadar millet varsa… Biz birinci sınıf muamele yaptık.” ifadesini kullandı.

“UYUŞTURUCU TİCARETİNİN ÖNEMLİ BÖLÜMÜNÜ PKK YAPIYOR”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terörle mücadeleye değinerek, son 6 ayda güvenlik güçlerinin Güneydoğu ve Doğu’nun bütün kırsalında ve dağlarında operasyonlar yaptığını hatırlattı.

Sığınaklarda silahlar ele geçirildiğine dikkati çeken Soylu, şunları kaydetti:

“Biz ele geçen silahları biliyoruz. Hepsi PYD üzerinden, yeni ve teknik özelliklere sahip silahlar. Bazen fotoğrafları ve ele geçirilenleri görünce gözlerim fal taşı gibi açılıyor. Nasıl böyle bir transfer gerçekleştirilebilir? diye. Türkiyeyi elden, ayaktan ve kuvvetinden kesebilmek için her şeyi gerçekleştiriyorlar. Sadece terörle mi? Aynısını uyuşturucuyla beraber yapmaya çalışıyorlar. Türkiyedeki uyuşturucu ticaretinin önemli bir bölümünü PKK yapıyor. Sistem açık ve net. Doğu’dan ve Türkiye içerisinden Lice ve kırsalı başka yerlerde üretilen doğal uyuşturucuları Batı’ya transfer ediyorlar, Batıdaki kimyasal ve sentetik uyuşturucuların tamamını Türkiyeye transfer ediyorlar. Dünyada üretilen sentetik uyuşturucuların yüzde 58 ile yüzde 60 arası Türkiyede yakalanıyor. Bu enteresan bir şey değil mi? Bizim zihniyetimizi, çocuklarımızın bilincini perişan etmeye çalışıyorlar.”

Son 6 ayda bin teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklayan Soylu, binlerce teröristin de gözaltına alınıp tutuklandığını söyledi.

“PKK’dan kaçan çocukların mülakatlarını okuyoruz, 13-14 yaşındaki çocukların, sabilerin.” diyen Soylu, şöyle konuştu:

“O 60-65 yaşındaki kan emici itler, karşılarına alıyorlar, sen pantolon giyeceksin, sen etek giyeceksin diye bu çocukları taciz ediyorlar. Daha aşağı ve adi şeyler… Burada huzurunuzda anlatmak istemiyorum. Terörü musallat edenler, onları maşa olarak kullananlar, Türkiyeyi yönetilemez hale getirmek istiyor. Neden? Çünkü biz dünyanın en pahalı arazisinde oturuyoruz. Bu kadar açık ve net. Bu pahalıyı araziyi ellerine geçirmekte zorlandıkları zaman, yapabilecekleri 2. alternatif Türkiyeyi değiştirmek ve yönetimini çaresiz hale düşürebilmektir. Darbeler de bunun içindir.”

Soylu, terörle mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini belirterek, “Bütün kış boyunca bu üs bölgelerinin tamamını tarumar ettik, eksi 30, eksi 40 derecede. Şehirlerdeki bütün PKK ve KCK bağlantılarının tamamına operasyonlarımız devam ediyor. Hans ne diyecek, Alman ne diyecek, İngiliz ne diyecek? Hiç umurumuzda değil.” dedi.

HDP’nin referandum için hazırlattığı şarkıya değinen Soylu, “Geçen gün HDP bir şarkı çıkarmış, tek devlete hayır, tek millete hayır, tek bayrağa hayır. Hemen ilgili Valiyi aradım; bu şarkı yasaklanacak dedim. HDP’nin temsilcileri beni telefonla aradılar. Bu şarkıyı Türkiye’nin hiçbir yerinde çaldırmam ben kardeşim dedim. Bu kadar basit. Bir boşluk verdiğiniz andan itibaren akbabalar bu ülkenin her tarafında türerler.” ifadelerini kullandı.

“İYİ Kİ BU SİSTEM GELDİ DİYECEKLER”

Halk oylamasına değinen Soylu, mevcut yönetim sisteminde yaşanan sıkıntıları anlattı.

Türkiye’nin geçmişte yaşanan risklerle tekrar karşı karşıya kalmaması gerektiğini, yeni sistemde zaman kaybı yaşanmayacağını vurgulayan Soylu, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Meclise git 5-6 saat otur. Böyle bir mesai kavramımız yok. Türkiye’de artık, hükümet hükümetliğini 5 yıl yapacak, Meclis de kanun çıkartacak. Aynı zamanda Meclis, hükümet ile millet arasındaki o köprüyü ve diyaloğu kuracak. Bakın, gelecekte bunun karşısında olanlar diyecek ki, İyi ki bu sistem geldi. Dün Trabzonda da bu örneği verdim. Bir futbol takımı maça çıkıyor, sol bekten 10. dakikada gol yiyor, 20. dakikada sol bekten ikinci golü yiyor. Seyirci mırıldanmaya başlıyor. Üçüncü, dördüncü golü de sol bekten yine yiyor. Antrenör inadından vazgeçmiyor. 50. dakikada da aynı adam üzerinden gol yeniyor. Seyirci en sonunda sahaya iner. Biz 1960ta birinci gol, 1971de ikinci gol, 1980de üçüncü golü, 28 Şubatta dördüncü golü, 27 Nisanda beşinci golü, Gezi olaylarında altıncı, 17-25 Aralıkta yedinci golü, 6-7 Ekimde sekizinci golü, 15 Temmuzda dokuzuncu golü yedik. Artık yorulduk. Bu milleti birbirine kışkırttılar. Millet sahaya iner. Arkamıza dönüp bakıp, acaba bu ülkede bir başbakan asılacak mı? diye beklerseniz, kimseye siyaset, ticaret ve yatırım yaptıramazsınız.”

cbgAds.AdsInline(1891);

Washington Post’ta PYD propagandası!

Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan ve DEAŞ’a karşı PKK/ PYD saflarında savaşmaya giden iki komünist Amerikalının yaşadıklarının aktarıldığı haber terör örgütünü “meşru” ve “barışçıl” gösterdiği gerekçesiyle tepki çekti.

Washington Post gazetesinin internet sitesinde, önceki gün Liz Sly imzasıyla “İki Amerikalı Marksist, DEAŞ’a karşı ön saflarda nasıl yaralandı” başlığıyla bir haber yayınladı.

Haberde, Frace Belden (27) ve Lucas Chapman (21) adlı kendilerini komünist olarak tanımlayan iki Amerikalının, Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD saflarına “komünizm idealini tecrübe etmek” için nasıl katıldıkları anlatıldı.

Belden ile Chapman’ın, bir yandan “Amerikan kapitalizmine karşı” dururken, öte yandan Amerikan ordusuyla yan yana savaşan PKK/PYD kamplarında yaşadıkları arasındaki “hayal kırıklığı” ve “ikilemlere” vurgu yapılan haberde, iki Amerikalının izlenimlerine detaylı şekilde yer verildi.

PKK/PYD MEŞRU BİR YAPILANMA GİBİ SUNULDU

Ancak haberde terör örgütü olan PKK/PYD’nin, terör örgütü DEAŞ’a karşı savaşan “meşru” ve “barışçıl” bir yapılanma gibi anlatılması tepki çekti. Özellikle 2016’da çok sayıda Amerikalının Suriye’nin kuzeyine DEAŞ’la mücadeleye katılmak üzere gittiği ve bunun Amerikan yasalarına aykırı olmadığı ifade edilen haberde, Belden ve Chapman’ın da büyük beklentilerle PKK/PYD saflarına katıldığı anlatıldı.

Washington’daki bir üniversiteden yeni mezun olan Chapman’ın ve San Francisco’da daha önce çiçekçilik yapan Belden’ın ağzından aktarılan “Burası çok sıkıcı. Savaşla ilgili söyledikleri şey doğruymuş; yüzde 10 aksiyon oluyor, yüzde 90 bir şey olmasını bekliyorsunuz.” sözleri de dikkat çekti.

PKK/PYD’nin “Suriye’de sadece DEAŞ’a karşı savaşan bir örgüt” olarak sunulduğu haberde, örgütün diğer Kürt gruplara uyguladığı belirtilen baskı ve savaş suçu iddialarına ise yer verilmedi.

ABD’nin “dolaylı olarak” destek verdiğini kabul ettiği PKK/PYD’nin Marksist bir yapılanma olması ABD Kongresinde de birçok kez tartışma konusu oldu.

Son olarak 9 Mart’taki oturumda Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel’e, “ABD’nin Marksist/Komünist PYD’ye çok fazla destek verip vermediği ve bunun hem Türkiye hem de PYD’nin ajandasını desteklemeyen diğer Kürt gruplarla ilişkileri olumsuz etkileyip etkilemeyeceği” sorusunu sormuştu.

DAHA ÖNCE CENTCOM’UN PAYLAŞIMLARI TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Daha önce de CENTCOM’un Twitter hesabından yaptığı ve özellikle PKK/PYD’nin küçük yaştaki savaşçılarının “tanıtımını yaptığı” paylaşımları tepki çekmiş, PKK’nın hem ABD hem de AB tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği ve PYD’nin de PKK’nın Suriye uzantısı olduğu dile getirilmişti.

Buna karşılık şu ana kadar PYD’nin PKK ile bağını kabul etmeyen ABD yönetiminin, özellikle Rakka operasyonu kapsamında PYD’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adlı oluşuma silah ve mühimmat desteği vermeye devam ettiği biliniyor.

20 Ocak’ta başkanlık görevini devralan ve DEAŞ’la mücadelede yeni bir plan hazırlanması talimatı veren Donald Trump’ın, DEAŞ’a karşı mücadelede PYD ile işbirliğini nereye konumlandıracağı merak ediliyor.

cbgAds.AdsInline(1891);

Washington Post’ta PYD propagandası!

Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan ve DEAŞ’a karşı PKK/ PYD saflarında savaşmaya giden iki komünist Amerikalının yaşadıklarının aktarıldığı haber terör örgütünü “meşru” ve “barışçıl” gösterdiği gerekçesiyle tepki çekti.

Washington Post gazetesinin internet sitesinde, önceki gün Liz Sly imzasıyla “İki Amerikalı Marksist, DEAŞ’a karşı ön saflarda nasıl yaralandı” başlığıyla bir haber yayınladı.

Haberde, Frace Belden (27) ve Lucas Chapman (21) adlı kendilerini komünist olarak tanımlayan iki Amerikalının, Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD saflarına “komünizm idealini tecrübe etmek” için nasıl katıldıkları anlatıldı.

Belden ile Chapman’ın, bir yandan “Amerikan kapitalizmine karşı” dururken, öte yandan Amerikan ordusuyla yan yana savaşan PKK/PYD kamplarında yaşadıkları arasındaki “hayal kırıklığı” ve “ikilemlere” vurgu yapılan haberde, iki Amerikalının izlenimlerine detaylı şekilde yer verildi.

PKK/PYD MEŞRU BİR YAPILANMA GİBİ SUNULDU

Ancak haberde terör örgütü olan PKK/PYD’nin, terör örgütü DEAŞ’a karşı savaşan “meşru” ve “barışçıl” bir yapılanma gibi anlatılması tepki çekti. Özellikle 2016’da çok sayıda Amerikalının Suriye’nin kuzeyine DEAŞ’la mücadeleye katılmak üzere gittiği ve bunun Amerikan yasalarına aykırı olmadığı ifade edilen haberde, Belden ve Chapman’ın da büyük beklentilerle PKK/PYD saflarına katıldığı anlatıldı.

Washington’daki bir üniversiteden yeni mezun olan Chapman’ın ve San Francisco’da daha önce çiçekçilik yapan Belden’ın ağzından aktarılan “Burası çok sıkıcı. Savaşla ilgili söyledikleri şey doğruymuş; yüzde 10 aksiyon oluyor, yüzde 90 bir şey olmasını bekliyorsunuz.” sözleri de dikkat çekti.

PKK/PYD’nin “Suriye’de sadece DEAŞ’a karşı savaşan bir örgüt” olarak sunulduğu haberde, örgütün diğer Kürt gruplara uyguladığı belirtilen baskı ve savaş suçu iddialarına ise yer verilmedi.

ABD’nin “dolaylı olarak” destek verdiğini kabul ettiği PKK/PYD’nin Marksist bir yapılanma olması ABD Kongresinde de birçok kez tartışma konusu oldu.

Son olarak 9 Mart’taki oturumda Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel’e, “ABD’nin Marksist/Komünist PYD’ye çok fazla destek verip vermediği ve bunun hem Türkiye hem de PYD’nin ajandasını desteklemeyen diğer Kürt gruplarla ilişkileri olumsuz etkileyip etkilemeyeceği” sorusunu sormuştu.

DAHA ÖNCE CENTCOM’UN PAYLAŞIMLARI TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Daha önce de CENTCOM’un Twitter hesabından yaptığı ve özellikle PKK/PYD’nin küçük yaştaki savaşçılarının “tanıtımını yaptığı” paylaşımları tepki çekmiş, PKK’nın hem ABD hem de AB tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği ve PYD’nin de PKK’nın Suriye uzantısı olduğu dile getirilmişti.

Buna karşılık şu ana kadar PYD’nin PKK ile bağını kabul etmeyen ABD yönetiminin, özellikle Rakka operasyonu kapsamında PYD’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adlı oluşuma silah ve mühimmat desteği vermeye devam ettiği biliniyor.

20 Ocak’ta başkanlık görevini devralan ve DEAŞ’la mücadelede yeni bir plan hazırlanması talimatı veren Donald Trump’ın, DEAŞ’a karşı mücadelede PYD ile işbirliğini nereye konumlandıracağı merak ediliyor.

cbgAds.AdsInline(1891);

Fırat Kalkanı Harekatı sona erdi!

Bugün yapılan MGK toplantısının ardından yayınlanan bildiride Fırat Kalkanı Harekatı’nın başarıyla sonuçlandırıldığı ifade edilirken NTV ile Star TV ortak canlı yayına katılan Başbakan Binali Yıldırım da harekatın sona erdiğini açıkladı.

MGK bildirisinde şu açıklamalar yer aldı:

“Ülkemizin sınır güvenliğini sağlamak, DEAŞ terör örgütünün ülkemize yönelik tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine dönüşlerine imkan vermek ve Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde huzur ve güven
içerisinde yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak maksadıyla yürütülen harekatın başarıyla sonuçlandığı ifade edilmiştir.
Suriye ve Irak’ta DEAŞ terör örgütü ile mücadelede PKK/PYD- YPG terör örgütü unsurlarının kullanılmasının, bölgede huzur ve güven ortamının tesisine katkı sağlamayacağı, bilakis orta ve uzun vadede yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep
olacağı bir kez daha kaydedilmiştir.

Bölgedeki tüm terör örgütleri ile etkin şekilde mücadele eden Türkiye’nin terörist olarak ilan ettiği gruplara, müttefiklerimizin para, silah, askeri malzeme desteği vermesinin dostane ilişkilerimizi zedeleyeceği özellikle vurgulanmıştır. Suriye’de iç savaşın oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla gereken insani yardım ihtiyacının acilen çözülmesi için oluşturulacak terörden arındırılmış bölgelere, buraların gerçek sahiplerinin yerleştirilmesinin, huzur ve güven ortamının tesisi bakımından şart olduğunun altı çizilmiştir.”

SON DAKİKA: Hatay Reyhanlı’da 1 asker şehit oldu!

Reyhanlı Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığı’nda görevli bir er nöbet sırasında Suriye tarafından keskin nişancı tüfeğiyle açılan ateş sonucu şehit oldu. TSK, ateşin açıldığı Suriye’deki PKK- PYD bölgesinin vurulduğunu açıkladı.

Hatay’ın Reyhanlı İlçesi Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığı’na sabah saatlerinde Suriye tarafından keskin nişancı tüfeğiyle ateş açıldı. PYD/ PKK bölgesinden açıldığı belirtilen ateş sonrası Şanlıurfa nüfusuna kayıtlı er Hüseyin Koroç ağır yaralandı. Yaralı asker, kaldırıldığı Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde doktorların müdahelesine karşın kurtarılamayarak şehit oldu. Sınırda konuşlu topçu birlikleri tarafından ateş açılan bölge vuruldu.

‘MİSLİYLE KARŞILIK VERİLDİ’
Genelkurmay Başkanlığı saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada “22 Mart 2017 tarihinde saat 08.45 sularında 2’nci Hudut Alay Komutanlığı, Hatay ili Reyhanlı ilçesi, Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığında görevli bir kahraman silah arkadaşımız nöbet görevi esnasında Suriye PYD/PKK bölgesinden açılan keskin nişancı ateşi ile şehit olmuştur. Ateşin açıldığı Suriye tarafındaki bölgeye, süratle, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı kapsamında bölgedeki Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca ateş açılarak misliyle mukabelede bulunulmuştur” denildi.

ACILI BABA ASKERE SARILIP AĞLADI: O DA SİZİN GİBİ GİYİNMİŞTİ
Şehit Piyade Er Hüseyin Koroç’un acı haberi Şanlıurfa’daki ailesini yasa boğdu. Şehidin Eyyübiye ilçesine bağlı Osmanlı Mahallesi’nde bulunan babaevine giden askerleri gören anne Fatma Koroç, yere oturup bir süre hiç bir şey soramadı. Acı haberi alan anne daha sonra gözyaşlarına boğuldu. Baba Ahmet Koroç’a ise haber çalıştığı inşaatta verildi. Şehit haberini aldıktan sonra komutana sarılan acılı baba “O da sizin gibi giyinmişti. Kurban olurum ona. Komutanım onu göremedim. Daha yanına gidecektim” diyerek gözyaşlarına boğuldu. Bekar olan şehidin, ailenin 5 çocuğundan biri olduğu öğrenildi.

HABERTÜRK HABER MERKEZİ

cbgAds.AdsInline(1891);

Numan Kurtulmuş: PYD’yi DEAŞ kadar tehlikeli görüyoruz

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

İşte Kurtulmuş’un açıklamaları;

“Dışişleri Bakanımız bölgesel gelişmeleri, hem şehir bazında, hem bölgeler bazında hem de genel olarak siyasi perspektif açısından değerlendirmiş. Komşu ülkelerin temsilcileriyle yapılan görüşmeler masaya yatırılmış, Türkiye’nin dış politikasına etkileri üzerinde durulmuştur”

“Suriyeli çocukların eğitim alanına alınmasıyla ilgili çalışmalar gözden geçirildi. Okul öncesi zorunlu eğitimin bütün çocukları kapsayacak şekilde yeniden ele alınması ifade edildi. Beşinci sınıflarda müfredatla ilgili bilgi verildi. Üç ana konu gözden geçirildi. Verimli bir Bakanlar Kurulu sonrası sizlerle beraberiz”

“80 MİLYONLUK TÜRKİYE Mİ, BİRKAÇ BİN MİLİTANA SAHİP PYD Mİ?”

“ABD ile Suriye’de bazı görüş ayrılıklarının giderilmeye başlandığı, FETÖ konusunda olumlu adımlar atılmasına neden olacak yaklaşımlar olduğu doğrudur. Bizim ABD ile çok uzun yıllara dayalı müttefiklik ilişkimiz var. Ayrıca bu bölgede yakın zamanlardaki teröre karşı mücadelede iş birliğimiz var. Yeni yönetimle beraber ilişkilerin iyileşmesini bekliyoruz. Sahada PYD’ye verdikleri desteği sonlandırmaları. Yapılacak operasyonlarda PYD ile değil yerli unsurlarla, ılımlı unsurlarla operasyon yapmalarını arzu ediyoruz. 80 milyonluk Türkiye mi, birkaç bin militana sahip PYD mi? İkincisi ise FETÖ’yü iade etmeleridir. Bütün bu görüşmelerde bunun iadesi gündeme geldi. Sadece Gülen’in değil, bu örgütle bağlantılı olanve ABD’ye kaçmış kişilerin de iadesi üzerinde durulmaktadır. Bu ulusal güvenlik meselesidir. Son ziyaretler olumlu işaretlerdir”

“PYD’Yİ DEAŞ KADAR TEHLİKELİ GÖRÜYORUZ”

“Güvenlikle ilgili olarak en iyi senaryodan en kötüsüne kadar gözden geçirirsiniz. Siz bunları yaparken sahada yeni gelişmeler olur. Şu an konuştuğumuz şartlar bile birkaç saat sonra değişebilir. Baştan beri söylediğimiz Rakka, Musul, Cerablus, Halep hepsi dahil olmak üzere, bu şehirlerin kurtarılması operasyonlarını bu şehirde yaşayan insanlarla yapmaktır. Bir terör örgütünü Rakka’dan çıkartırken yerine başka bir örgütü ikame etmenin yanlış olacağını ifade ediyoruz. Başından beri tutumumuz budur. Türkiye DEAŞ’tan rahatsız olmaktadır, aynı şekilde PYD-YPG güçlerinin PKK ile Türkiye’ye yapmış olduğu saldırıları bilmekteyiz. PYD’yi de DEAŞ kadar tehlikeli görüyoruz. Bunu bütün dostlarımız biliyor. Zaman zaman yürüttüğümüz operasyonlarda desteklerini arttıyorlar. Ama bizim Türkiye olarak bizim dışımızdaki ülkeler ne yaparsa yapsın terör örgütlerine karşı eşit mesafede durma pozisyonumuz değişmeyecektir. Ayrıca Türkiye Fırat Kalkanı sırasına çok önemli bir örneği de uluslararası camiaya sundu. İşte Cerablus örneği. O şehirleri kurtarırken ılımlı muhalif unsurlarını destekleyelim, operasyonun ana gücü bunlar olsun kendi şehirlerini kurtarsınlar, sonra o halk gelsin yerleşsin, biz de destek verelim”

“POZİSYONUMUZ ÇOK AÇIK”

“El Bab’da sona gelinmek üzere. TSK’nın desteklediği ÖSO güçleri şehrin bütününe hakim olmuştur ama dikkatle, titizlikle devam ediyoruz. DEAŞ’ın intihar saldırılarının ortaya çıkması muhtemeldir. Bunlara karşı TSK ve ÖSO titiz şekilde temizleme faslını sürdürüyor. En kısa zamanda bütünüyle temizlenince insanlar gelecektir. Aynı modeli Rakka’da kullanalım diyoruz. O şehrin ahalisinden oluşan unsurlar desteklensin. Orası DEAŞ’tan temizlensin, temizlendikten sonra başka terör örgütüne teslim edilmesin. Pozisyonumuz çok açık. Bu görüşmeler çerçevesinde sonuç alınırsa buna göre hareket ederiz”

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİ BÖLGEDEN AYIKLAYACAĞIZ”

“Bu operayonların her birisi Türkiye’nin kendi sınırlarını korumaya yönelik operasyonlar. Şurayı bitirelim, öbür tarafa gidelim diye bir şey değil. Tabi ki planlaması olacak ama şu gün şurada bu dediğiniz şeyler sahada birebir olmayabilir. Sahanın gerektirdiği şekilde, bizim mümkünse hiç kayıp vermememizi sağlayacak şekilde yapılıyor. Böylece yolumuza devam ediyoruz. İnşallah sonuç alacağız. Terör örgütlerini bölgeden ayıklayacağız”

RAKKA’NIN ÜSSÜ İNCİRLİK Mİ?

“Önce ortaya Türkiye ve ABD tarafının Rakka ile ilgili bir ortak eylem planı olmalıdır. Ortak bakış açısı, ortak eylem planını ortaya koyar. Bu planın gerçekleşmesi için nerede nasıl hareket edileceği son kısımdır. Türkiye şu an orada değil.”

İMAMLARA CASUSLUK SUÇLAMASI

“Ümit ediyoruz ki görüşmelerden sonra Alman makamları bu yanlış uygulamaları sonlandırır. Türkiye’nin hiçbir din görevlisi yada DİTİP’in hiçbir mensubu ajan değildir. Avrupa’da yükselen yabancı düşmanlığna karşı Alman siyasetçilerin uyanık olması lazım. Avrupa’da seçimin olması yabancı düşmanlığını, Türk düşmanlığını hem de genel olarak göçmen düşmanlığını arttırıyor. Avrupa için en büyük tehlike artık rap rap ayak seslerini duyduğumuz yeni faşizmin yükseliş sesleridir. Faşizm dalgasının Avrupa’yı kuşatmaması için Avrupa’nın yabancılarla barış içerisinde yaşayabilmeyi sürdürmesi gerekiyor. Bunun için yurt dışındaki milyonlarca Türk vatandaşının varlığı garantidir. Almanlar ırkçı siyasetin tesirinden kurtulmalı”

İŞADAMLARININ İSTİHDAM SÖZÜ

“Bu bir milli seferberliktir. Bütün işadamı arkadaşlarımızın en az bizim kadar bu konuya hassasiyetle eğileceklerini düşünüyorum. Sadece işsiz olan vatandaşlara iş verme meselesi değil. Bu adımla ilgili verilen sözler de defterlere yazıldı. Takip edilecek. Teşvik etmek için bu işadamları takip edilecek. Ve inşallah sonuç alacağız. Sayın cumhurbaşkanı bu odaların yarışa katılmaları için teşvik ediyor.”

İRAN’IN TÜRKİYE’YE ELEŞTİRİLERİ

“Zaman zaman böyle şeyler olur. İki ülkenin ilişkilerinin kötüleştiği anlama gelmez. Sadece İran için söylemiyorum. nihayetinde İran, Türkiye bölge ülkelerinin hepsi dost ve kardeş ülkelerdir. Zaman zaman siyaset farklılıkları olur. Siyasetçiler de görüşlerini dile getirebilir. Bunlardan rahatsızlık duyulabilir.”

cbgAds.AdsInline(1891);