Kemal Kılıçdaroğlu: Darbeyi araştırma değil, darbeyi kapatma komisyonu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AK Parti Genel Başkanı olarak, Meclis’te parti grubuna seslenmesini eleştiren Kılıçdaroğlu “Bugün ilk kez TBMM çift başlılığı yaşadı” dedi. SMA hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden Eymen bebeği hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Eğer bir çocuk bir ilaç bulamadı diye, devletin gözleri önünde ölüyorsa, o devletin yönetenleri arabalarını uçakla gönderiyorsa o devlet devlet olmaktan çıkmıştır” diye konuştu. 

Darbeyi Araştırma Komisyonu’nun raporunu değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Darbeyi araştırma değil, darbeyi kapatma komisyonu” dedi. 

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları;

“Referandum sürecindeki uyarılar bugün bire bir yaşanıyor. Bugün ilk kez TBMM çift başlılığı yaşadı.”

BEŞİKTAŞ’IN ŞAMPİYONLUĞU

“Beşiktaş’ın şampiyonluğu hepimizi gururlandırdı. Beşiktaş’la ayrılmaz bir ikili olan Çarşı’ya buradan selamlarımı söylüyorum.”

ŞİŞECAM İŞÇİLERİNİN GREVİ

“Hak arama kanallarını kapatırsanız insanları sokağa düşürürsünüz. Bakanlar Kurulu ‘siz grev yapamazsınız’ dedi. Şişecam işçilerinin grevi ne zamandan beri ulusal güvenlik sorunu oldu. Yeniden yasal süreç başlıyor, yeniden hak aranacak. Bu iktidardaki partinin işçinin haklarını kullanmasına engel olmak için her türlü çabayı gösterdiğini gösteriyor. Biz haklarını araya her işçinin her sendikanın yanındayız.” 

Kemal Kılıçdaroğlu Temel Karamollaoğlu görüşmesi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile bir araya geldi. 

Habertürk TV’den Ömer Topsakal’ın edindiği bilgilere göre; Görüşmede, CHP ile Saadet Partisi arasında oluşacak bir birlikteliğin soru işareti yaratmayacağı vurgusunu yapan Temel Karamollaoğlu, 1974 yılında kurulan MSP-CHP kolisyonunu hatırlattı. Bu konuda Karamollaoğlu, “Bizim anlaşamayacağımz bir mesele yok; her şeyi konuşarak çözebiliriz” dedi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan iki lider 2019 seçimlerinde ‘ortak aday gündeminin konuşulmadığını vurguladı. 

Ziyaretinden dolayı Kılıçdaroğlu ve heyetine teşekkür eden Karamollaoğlu, “Sayın Kılıçdaroğlu, referandumdan sonra aynı zamanda bir bakıma bizim genel kongremizden sonra ilk ziyaretini partimize yapıyor. Teşekkür ediyoruz. O zaman da tebriklerini iletmişti. Referandum sırasında, makul bir tavır sergilendi. Bundan dolayı da kendisine ben telefon ettiğim zaman da teşekkür etmiştim. Bu memleket, hepimizin. Bu memleketin içinde farklı kanaat ve düşüncelere sahip olsak da barış ve huzur içinde yaşamak mecburiyetindeyiz. Güvencemiz, adaletin kamil manada tecelli etmesi. Farklı düşüncelerimiz kavgaya değil, aslında dostlukların pekişmesine vesile olması gerekir; diye düşünüyoruz. Bu ziyareti de bu manada değerlendiriyoruz. Elbette genel meseleler hakkında da fikirlerimiz var. Bunları Sayın Kılıçdaroğlu da ifade etti, biz de düşünüyoruz. Bundan dolayı ben Sayın Kılıçdaroğlu’na, arkadaşlarına bu ziyaretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. İnşallah ülkemizin geleceği daha mutlu sahnelere vesile olur, diyorum” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU: KAVGASIZ BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ

Güzel ve sıcak bir sohbet gerçekleştirdiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi, Ortadoğu’yu, dünyayı görüştük. Düşüncelerimizi karşılıklı paylaştık. Şu konu, çok önemli. Bu memleketin huzura ihtiyacı var. Birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. Kavgasız bir Türkiye istiyoruz. Birlikte yaşamak istiyoruz; ama huzur içinde yaşamak istiyoruz. Siyasi anlayışımızı bunun üzerine kurarsak, demokratik parlamenter sistemi bu çerçevede güçlendirirsek Türkiye, büyük ölçüde huzura kavuşacaktır. İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilmeliler. İnsanlar özgürce yazabilmeliler, konuşabilmeliler. Bu konuda büyük bir görüş birliğimiz var. Pek çok konuda görüşlerimizi birbirimize ifade ettik. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte de umarım karşılıklı görüş alışverişi devam etmiş olur” dedi.

KARAMOLLAOĞLU VE KILIÇDAROĞLU’DAN ‘2019’ YANITI

İki lider, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 2019 seçimleri öncesinde, bu diyaloğun sürüp sürmeyeceğiyle seçimde ortak aday konusunda beraber hareket edilip edilmeyeceği sorusuna Kılıçdaroğlu, “Bu konular hiç konuşulmadı. Sadece bir nezaket ziyaretidir; ama Türkiye’nin geleceği konusundaki karşılıklı endişelerimizi paylaştık. Düşüncelerimizi birbirimize ifade ettik. Sayın Genel Başkan, bir şeyden söz etti; o çok önemlidir, adalet. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Adalet vurgusu çok önemlidir. Hepimiz için adalet kavramı önemlidir ve geçerlidir. Dolayısıyla Türkiye’nin huzura ve adalete ihtiyacı var. ‘2019 şöyle’, ‘Şu başkan olacak’ bu konular hiç görüşülmedi” diye yanıt verdi.

Karamollaoğlu ise “Şu anda erken. Daha sonra inşallah bu konudaki fikirlerimiz kamuoyuna duyurulur” açıklamasında bulundu.

KILIÇDAROĞLU’DAN ERDOĞAN’A YANIT

ABD ziyaretiyle ilgili CHP’nin tavsiyesi için partisine yönelik ‘Akıllarını kendilerine saklasınlar’ diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklaması hakkında görüşü sorulan Kılıçdaroğlu, “Kendi aklı yetiyorsa bir sorun yok” dedi.

GÜLMEN VE ÖZAKÇA’NIN AÇLIK GREVİYLE İLGİLİ AÇIKLAMA: OTURULUP, KONUŞULMASI LAZIM

Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen araştırma görevlisi Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın 65 gündür sürdürdüğü açlık greviyle ilgili yetkililerle bir görüşme yapıp yapmadığı sorulan CHP lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Biz, haksız yere görevine son verilen, kapının önüne konulan bilim insanlarına yapılan muameleyi doğru bulmuyoruz. ‘Barış Bildirisi’ni imzaladı, diye bir üniversite hocasının kapının önüne konması kadar yanlış bir şey yoktur. Eğer siz üniversitelerde binlerce kişiyi okutmuş, yetiştirmiş hocaları düşüncelerini beğenmediğiniz için kapının önüne koyarsanız doğru değildir. Açlığa mahkum ederseniz doğru değildir. Kişiyi hayattayken, ölüme mahkum ediyorsunuz. Bu, doğru değil. Oturulup, konuşulması lazım. Yargı, adalet olmadan siyasi otoritenin talebiyle bir kişiyi mahkum etmek, doğru değildir”

Kemal Kılıçdaroğlu’na askeri karşılamada yeni gelişme

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik askeri karşılama için Milli Savunma Bakanlığı’nda Teftiş Kurulu Başkanı’nın görevlendirildiğini açıkladı.  

Bakan Işık, 24 TV canlı yayınında, Kılıçdaroğlu’nun karşılanmasına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“GİT, BU KONUYU İNCELE…”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Bandırma’da askeri törenle karşılanmasıyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı’nda, Teftiş Kurulu Başkanı’nın görevlendirildiğini açıklayan Bakan Işık şunları söyledi:

“Hava Kuvvetleri Komutanı, bu olayla ilgili kendi içinde bir inceleme yapmış; ama bana bağlı olduğu için benim de bir teftiş kurulum var. Ben de Teftiş Kurulu Başkanımızı bizzat görevlendirdim. ‘Git, bu konuyu incele ve gerektiğinde soruşturmayı yap ve bununla ilgili raporu bana getir’. Dün akşam Hava Kuvvetleri Komutanımızın ifadesi, kendi iç incelemesidir. Bağlayıcı değil; ama asıl nihai karar, bakanlığımızın Teftiş Kurulu’nun. O gelecek rapora göre, biz de işlem yapacağız.”

Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal:
Genelkurmay Başkanı’nın direktifiyle inceleme başladı. Tamamladım. Raporu sundum. İki kelime ile söyleyeyim; kasıt yok, kusur var
Ünal’ın açıklamaları

“ASIL BAĞLAYICI İNCELEMEYİ BAKANLIK TEFTİŞ KURULU BAŞKANI YAPACAK”

“Hava Kuvvetleri’nin kendi iç incelemesi açısından o değerlendirme belki makul olabilir; ama asıl bağlayıcı incelemeyi bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı yapacak. Başkanımızın getireceği rapora göre, biz de değerlendirmemizi yapacağız. Hava Kuvvetleri’nin kendi iç incelemesi, bunun bağlayıcı bir yönü yok. Asıl bağlayıcı olan bakanlık Teftiş Kurulu. Şu anda verdiğim emir, inceleme ve gerektiğinde soruşturma emridir”  

Işık, Kanal 24’te katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

“Fırat Kalkanı Harekatı bitti. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Suriye’den tümüyle çekildi mi?” sorusuna Işık, “Hayır, şu anda Fırat Kalkanı Harekat bölgesinin güvenliği, asayişi ve oradaki hayatın normal seyrine dönmesiyle ilgili çalışmalar sürüyor. Bu konuda TSK, gerekli desteği vermeye devam ediyor.” yanıtını verdi.

cbgAds.AdsInline(1751);

TBMM’de 23 Nisan özel oturumu başladı! Binali Yıldırım ve Kemal Kılıçdaroğlu arasında gerginlik

TBMM’de 23 Nisan özel oturumu Meclis Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında gerçekleştirildi. Meclis’teki özel oturumda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan izleyici olarak yer aldı.

MECLİS’TE YENİ SİSTEM TARTIŞMASI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında yeni anayasa ile gelen Cumhurbaşkanına vekalet modelini eleştirmesinin ardından Meclis’te tartışma çıktı. 

Kahraman, kendisine yönelik sözlerin ardından Kılıçdaroğlu’na “Ben kuvvetler ayrılığının, demokrasinin ana prensibi olduğuna inanırım. Bu sıralarda bakanlarımız oturuyor, hepsi seçimle mi geliyor. Benim naciz kanaatim bu.” dedi. 

YILDIRIM’DAN KILIÇDAROĞLU’NA YANIT

Bu konuda Meclis Başkanı İsmail Kahraman, söz isteyen Başbakan Binali Yıldırım’ı kürsüye çağırdı. Binali Yıldırım, “Böyle bir tartışmanın içinde olmayı arzu etmezdim. Ancak doğruların bilinmesi adına söz aldım. Sayın genel başkan cumhurbaşkanına, başkan yardımcısının vekalet etmesini demokratik bulmadığını ifade ediyor. Bu, hali hazırda bizim anayasamızda da mevcuttur. Sayın Numan Kurtulmuş, başbakan yardımcısı olarak tayin edildiğinde milletvekili değildi ve başbakana vekalet etti.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"Tartışmalar üzerine değil, barış üzerine inşa edin"
Meclis’teki tartışmalar üzerine yaptığı açıklama

Kemal Kılıçdaroğlu: Beni ikna etsinler, söz veriyorum ‘Evet’ oyu vereceğim

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk TV, Bloomberg HT ortak yayınıyla Show TV’de yayınlanan “Referandum Özel” programında Jülide Ateş’in sorularını yanıtladı.

Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte ortak bir televizyon programına çıkma konusunda ısrarını sürdüren Kılıçdaroğlu, “Tek sığındıkları şey Kılıçdaroğlu” dedi.

İşte Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları;

“248 şehidimiz oldu ve canları yerde haklarının aranması lazım. Komisyon kuruldu ve uzun süre komisyona üye vermediler. Ben şimdi 248 şehidin hakkını aramayacağım da ne yapacağım? 15 Temmuz darbe girişimi komisyonu bir rapor taslağı hazırlıyorlar ve bu taslağı 16 Nisan’dan sonra vereceğiz diyorlar. Neden 16 Nisan’dan sonra. Şunu bir atlatalım onlara yine hodri meydan diyorum. Ben Yenikapı’ya gittim ve 12 madde halinde Türkiye bir daha darbelerle karşılaşmasın diye nelerin yapılması gerektiğini saydım. İkisine de hodri meydan diyorum. Gelsinler sizin kanalınızda konuşalım.

“BANA BÖYLE BİR ÖRNEK GÖSTERSİNLER”

“Aklın alacağı bir şey değil. Ben bir partinin üyesiysem nasıl tarafsız olabilirim? Parlamentoda içtiğimiz yemin tarafsızlık yemin değildir. Ama sayın cumhurbaşkanı tarafsızlığı üzerine yemin eder. Bir partinin genel başkanı olduktan sonra sayın cumhurbaşkanı tarafsızlık yeminini parlamentoda nasıl yapacak? Cumhurbaşkanlığı makamı bizim ortak paydamızdır. 80 milyonu temsil eder. O makam bir partinin makamı haline gelirse 80 milyonu temsil edemez. Bana böyle bir örnek göstersinler.”

“SON DERECE TEHLİKELİ BİR OLAY”

“Gönül isterdi ki sayın Cumhurbaşkanı da, Binali Bey de, Bahçeli de, neden ‘Evet’, neden ‘Hayır’ denmesi gerektiğini anlatsınlar. Örneğin ben diyorum ki; cumhurbaşkanı tarafsız olmalı. Yargı siyasallaşmamalı bir partinin genel başkanı Genelkurmay Başkanı’nı tayin etmemeli orduyu siyasileştirirsiniz. Atanacak kişilerin niteliğini başkan belirleyecek. Hangi koşullarda birisi Müsteşar olacak. Bütün bunların devletin yapısı ve işleyişi konusunda kararname çıkaracak. Son derece tehlikeli bir olay. Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası açısından.”

“TEK ADAM REJİMİ OLSUN DİYORSANIZ ÇIKIN BUNU SÖYLEYİN”

“Eğer siz kandırılırsanız 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni ayrı bir kuruma emanet edebilirsiniz?  Böyle bir yetki kime verilmiştir dünya tarihinde. Biz bu yetkileri bir kişiye verelim mi, vermeyelim mi? ‘Tek adam rejimi olsun’ diyorsanız çıkın bunu söyleyin gerekçelerini sayın. Kışlaya siyaset girmesin diyorum. Adliyeye siyaset girmesin diyorum. Bunlar bizim aleyhimize. Oysa biz bir arada olmak zorundayız. Kimlik siyaseti yapmayalım din üzerinden siyaset yapmayalım. Ben bunları savunuyorum.”

“BÜTÜN DÜNYA SİZE GÜLECEKTİR”

“Kanun yapma tekeli Meclis’in elinden alınıyor. Bazı konularda kararname yetkisi doğrudan başkana verilecek. Yetkisi alınan bir Meclis güçlü bir Meclis değildir önce bunu kabul edelim. Bütçe yetkisini bile kısıtlıyorsunuz. Nereden çıktı bu? Sayı 550’den 600’e çıkıyor ne bununla diyorlar ki Meclis güçleniyor. Sayının artmasıyla meclis güçlenmez. O zaman 1000 tane yapın ve dünyanın en güçlü Meclis’i bizde diyin. Bütün dünya size gülecektir. Meclis bakanlıkların sayısını belirliyor. Bu yetkiye neden Meclis’ten alıp bir kişiye veriyoruz? Bana bir Allah’ın kulu anlatsın.”

“BENİ İKNA ETSİNLER SÖZ VERİYORUM ÇIKIP ‘EVET’ OYU VERECEĞİM”

“Bu gerçekler öğrenilmesin diye olabildiğince benim anlatımlarıma cevap vermek yerine Kılıçdaroğlu yalan söylüyor diyorlar. Neresini doğru söylemiyorum? Bizim yasalarımıza göre şuan da sayın Cumhurbaşkanı bir yere gittiğinde ona Meclis Başkanı vekalet eder. Niye? Çünkü seçimle gelmiştir. Bütün gruplara eşit mesafededir. Bu tek adamlık rejiminde seçimle gelmeyen birisi temsil edecek. Beni ikna etsinler söz veriyorum ben de çıkıp evet oyu vereceğim. Ben kendilerine son derece insani akılcı bir teklifte bulunuyorum. Gönül ister ki sayın Cumhurbaşkanı olsun, Binali Bey olsun, sayın Bahçeli olsun çıkıp burada medeni insanlar gibi tartışalım. Ben bu soruları sorduğum anda dut yemiş bülbül gibi kalırlar cevap veremezler.”

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu işin partilerle, şahıslarla ilgisi yok, bu iş demokrasi işi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, halk oylamasına ilişkin “Bu işin partilerle, şahıslarla ilgisi yok, bu iş demokrasi işi.” dedi.

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde, toplanan vatandaşlara seçim otobüsü üzerinden hitap eden Kılıçdaroğlu, 16 Nisan halk oylamasından sonra Suriyelilere vatandaşlık verileceğini ileri sürdü. Suriyelilere 25 milyar dolar para harcandığını belirten Kılıçdaroğlu, “Çiftçiye, esnafa, emekliye ne kadar para harcadılar? Vatandaşlık vereceklermiş. Peki siz sandığa gidince ne diyeceksiniz?” diye sordu.

Vatandaşların “Hayır” diye yanıt vermesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Dünyanın en güzel türküsünü söylediniz 3 kelimeden oluşan ‘hayır hayır hayır’, memleketin huzuru için birlikte huzur içinde yaşamak için.” ifadelerini kullandı. Annelere, “Freni olmayan bir otobüse çocuklarınızı bindirir misiniz?”, babalara “Nereye gittiği belli olmayan trene ailenizi bindirir misiniz?” diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlar diyorlar ki freni olmayan otobüse, nereye gittiği belli olmayan otobüse, 80 milyonu bindireceğiz. Bir devletin freni, kuralı olur. Hep birlikte ‘Hayır’ diyoruz. Beni eleştiriyorlar Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor diye. Ben de kendilerine Mustafakemalpaşa Meydanı’ndan, o beylere açık ve net ‘Hodri meydan’ diyorum. Yüreğiniz, ahlakınız, cesaretiniz varsa ister birer birer, ister teker teker, ister topluca gelin hepinizin hesabından geleceğim, neden hayır denmesi gerektiğini anlatacağım. Çıkın karşıma kardeşim, televizyonlar, gazeteler, gazeteciler sizin emrinizde. Bana da size de soru sorsunlar, ben de cevap vereyim sen de cevap ver. Ben 15 dakika siz her biriniz yarım saat konuşun. Kim yalan kim doğru söylüyor gelsinler karşıma hodri meydan, gelsinler karşıma.”

cbgAds.AdsInline(1751);

Kemal Kılıçdaroğlu: Herkes gidip oy kullansın kesinlikle ‘Hayır’ çıkacak

Referanduma günler kala, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Gaziantep programında Gazete Habertürk’ten Kübra Par eşlik etti. Özel uçakta sabah 09.00’da başlayan sohbet, öğleden sonra ve dönüş yolunda da devam etti. Kübra Par, Kılıçdaroğlu’na, hem son 1 hafta içinde CHP’ye yönelik yoğunlaşan eleştirileri hem de özü itibarıyla Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine neden karşı çıktıklarını sordu… 

Referanduma 1 haftadan az kaldı. Heyecan var mı? Şu an için genel tablo nasıl?

Finale yaklaşıyoruz. “Hayır”ların önde olduğu görülüyor. Bazı araştırmalarda “Evet” 1-2 puan önde oluyor. Ama “Hayır”ın galip geleceğini düşünüyoruz çünkü ülkede bir rejim değişikliği yapıyorlar ve bu toplumsal bir uzlaşmayla gerçekleşmiyor. Anayasa değişikliğiyle, birine bir yetki verebilirsiniz veya seçim seklini yeniden düzenleyebilirsiniz. Ama rejimi değiştiriyorsanız ve bunu da bir oldubitti ile toplumun önüne koyup oradan sonuç almak istiyorsanız, bu doğru değil.

“Seçimin kaderini kararsızlar belirleyecek” tezine siz de katılıyor musunuz?

AK Parti’de de MHP’de de kararsızlar var. Bunlara “Gizli ‘Hayır’cı” da diyebiliriz, çünkü düşüncelerini rahatlıkla ifade edemiyorlar. Yoğun bir baskı olduğunu biliyoruz. Zaten bu baskı atmosferi içinde bir Anayasa değişikliği yapılıyor. 12 Eylül 1982 Anayasası oylanırken de böyle bir baskı vardı, “Hayır” demek neredeyse suçtu. Şimdi de her taraf “Evet”lerle donatılmış vaziyette. Bir yerde “Hayır” afişi varsa yırtılıyor, bir afişe bile tahammül edemiyorlar. Dolayısıyla bu atmosfer kararsızların sayısını artırıyor. İnsanlar cesaretle, “Ben ‘Hayır’ oyu kullanacağım” diyemiyor.

‘KİMSE HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMAYACAK’

“Evet” çıkarsa, CHP hayal kırık­lığı yaşayanlara ne vaat edecek?

Herkes sandığa gidip oyunu kullansın, kesinlikle “Hayır” çıkacak. Bir daha söylüyorum: Herkes sandığa gidip oyunu kullansın, kesinlikle “Hayır” çıkacak! Çünkü bu ülkenin insanları demokrasiyi benim­sedi, tek adam rejimi istemiyor. Tek adam rejiminin ülkeye felaket­ler getireceğini biliyor. Suriye, Irak, Libya gözlerinin önünde, Çavuşesku göz­lerinin önünde. Bütün bu tabloya bakıldığı zaman, sandığa gidilip oy kullanılacak ve “Hayır” oyu çıkacak. Dolayısıyla, kimse de hayal kırıklığına uğramayacak.

‘SAYIN BAHÇELİ DÜŞÜNCESİNİ NEDEN DEĞİŞTİRDİ, BİLMİYORUM’

MHP tabanını nasıl görüyorsunuz? Geçtiğimiz günlerde bozkurt işareti yapmanız “Acaba şimdi de CHP mi MHP tabanına göz kırpıyor?” diye yorumlandı.

MHP’lilerin en temel özelliği vatanseverlik. Bu Anayasa değişikliği Türkiye’nin bekası için ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bir insana o kadar çok yetki veriyorsunuz ki bütün o yetkilere sahip olan kişi, eğer ikna edilebilirse veya kandırılabilirse Türkiye Cumhuriyeti’ni 24 saat içinde herhangi bir kuruma, kuruluşa veya kişiye teslim edebilir. Çünkü o yetkiyle bütün müsteşarları, komutanları, genel müdürleri, defterdarları, öğretim üyelerini tamamen değiştirme hakkına sahip. MHP tabanı da ülkenin bekasını düşünerek, baştaki kadro “Evet” demesine karşın, ağırlıklı olarak “Hayır” oyu kullanacaktır.

Sizce MHP neden karar değiştirdi?

Sayın Bahçeli düşüncesini neden değiştirdi, emin olun bilmiyorum. Ama bütün milliyetçilerin, bütün ülkücülerin Türkiye’nin geleceğini düşünmesi, sandığa giderken ona göre oy kullanması lazım.

Bahçeli, “Hayır çıkarsa karmaşa olur” diyor. Halkta da “Hayır verirsek ekonomi daha da kötüye gider” şüphesi olabilir mi?

Korku üzerinden siyaset olmaz. “Hayır” çık­tığını farz edelim. Cumhurbaşkanı 2019’a kadar yerinde, Sayın Binali Yıldırım da yerinde. Bakanlar kurulu da görevine devam edecek. Türkiye’nin bu kadar sorunu varken bu referandumu gün­deme getirmek yanlıştır. İşsizlik sorunu var, taşeron sorunu var, çiftçinin sorunu var, memu­run sorunu var, dış politikada sorun var. Bu kadar sorun varken kalkıp rejim değiştirmemi­zin mantığı nedir? Efendim, “Her şey çok hızlı ola­cak” diyorlar. Bizde güzel bir laf var: “Acele işe şeytan karışır.” Neyimiz eksik? Parlamento çalışı­yor, son 1 ayda 100’ün üzerinde kanun çıktı. 15 yıla bakalım; ne istediler de olmadı? Herhangi bir karar almak istediler de birisi engel mi oldu?

 

‘EĞER İKTİDAR DARBENİN AYDINLANMASINI İSTEMİYORSA BİR SORUN VAR DEMEKTİR’

15 Temmuz için “Kontrollü bir darbeydi” demeniz iktidarın tepkilerine neden oldu. Kontrollü darbeden kastınız nedir?

Darbeyi yapanlar ve onun arkasındaki güçlerin açığa çıkması lazım. Eğer bir siyasal ikti­dar darbeyi yapanları ve onun arkasındaki güçleri korumaya ya da gizlemeye çalışıyorsa, burada bir sorunumuz var demektir. Oybirliğiyle darbe komisyonu kuruldu. Neden bu komisyo­nun sağlıklı çalışmasına izin verilmedi? Darbenin 2 kilit ismi, iktidarın isteği üzerine parlamen­toya gelmedi. Hem “Darbe oldu, mağdurum” diyorsunuz hem de darbenin bütün ayrıntılarının TBMM tarafından bilinmesine engel oluyorsunuz. Yerde 250’ye yakın şehidin kanı var. Bunun açıklanması lazım. Ayrıca, Sayın Başbakan diyor ki: “FETÖ darbesinin siyasi ayağı yoktur.” Çaycı çıktı, manav çıktı, hâkim çıktı, savcı çıktı, general çıktı, öğrenci çıktı. Bir tane siyasetçi yok mu? Niye gizliyorsunuz? Eğer bir siyasal iktidar darbenin aydınlığa kavuşmasını istemiyorsa, orada bir sorun var demektir. Ben bu soruna dikkati çekiyorum.

“Elimde dosya var” dediniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O dosya nedir, çıksın açıklasın” diyor. Niye şimdi açıklamıyorsunuz? Hem “Darbe kontrollüydü” demeniz bazı şehit ailelerinin tepkisine de neden oldu…

Referandum sonrası çok daha detaylı konuşacağız bunları. Ben şehitle­rimizi düşündüğüm için bunları dile getiriyorum. Onların kanları yerde kalmasın istiyorum. Bütün mücadelem bunun için… Eğer darbe­nin üstünü kapatırsanız, darbeyi sağlıklı soruşturmazsanız, gerçek darbecileri ortaya çıkarmazsanız, darbecilere destek verenleri ortaya çıkarmazsanız, o akan kanların hesabını kim verecek?

‘CUMHURBAŞKANI’NIN ‘HAYIR DA SAYGINDIR’ DEMESİ GÜZEL BİR ŞEY’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayır” çadırını ziyaret etti, sonra “Hayır diyenler de ‘Evet’ diyenler gibi saygındır” dedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Hayır da saygındır” demesi güzel bir şey. İtirazım yok. Benim bulunduğum noktaya gelmiş olması beni memnun etti. “Hayır” çadırını da “Evet” çadırını da ziya­ret edebilir. Sonuçta Cumhur­başkanlığı tarafsızlığını koruduğu sürece bizim eleştirimize muhatap olmaz. Ama tarafsızlığını koruma­dığı sürece, doğal olarak eleştiririz.

Siz de Gaziantep’te “Evet” çadırını ziyaret ettiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kıskandınız mı yoksa?

Hayır, planlı değildi, spon­tane gelişti. Oradan geçerken davet ettiler. Güzel bir ziyaret oldu. Eminim, onlar benim sami­miyetimi görmüşlerdir. Fakat fark ettim ki genelde bizim ne söyle­diğimizden, neden karşı çıktığı­mızdan haberleri yok. Böyle bir körler-sağırlar diyaloğu yaşıyo­ruz. Binali Bey ve Erdoğan Bey, bunu çok iyi bildikleri için çıkıp televizyonda konuşmayı kabul etmiyorlar. Bu konuşmayı yapa­bilsek, 2 partinin tabanı da beraber izleyip gerçekleri daha net görmüş olacak. Fakat bunla­rın görülmesini istemiyorlar.

 

‘YILLARDIR AK PARTİ’YE OY VEREN VATANDAŞLARA MESAJIM…’

Son süreçte AK Parti tabanıyla yakınlaştınız mı?

Onu bilmiyorum ama sokakta görüştüğüm insanlar sempatiyle bakıyorlar. Toplumda bir yumuşama olması lazım. Artık gerginliklerden, kavgalardan bıktık. Yıllardır AK Parti’ye oy veren vatandaşlara mesajım şu olacak: Bir kişiye olağanüstü yetkilerin verilmesinin Türkiye’yi felakete sürükleyeceğini onlar da görmeliler. Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Sayın Başbakan’ı çok sevip takdir edebilirler. Normal seçimlerde gidip oylarını verebilirler ama bu Anayasa değişikliği bunların dışında bir değişikliktir. Sandığa giderken ellerini vicdanlarına koymalarını ve öyle oy kullanmalarını istiyorum. Kadınlara da şöyle seslenmek istiyorum: Çocuklarınızı freni olmayan bir otobüse bindirmezsiniz. Bu Anayasa değişikliğinin freni yok. İnsanoğlu hata yapabilir. “Beşer şaşar” diye güzel bir sözümüz vardır. Eğer bir kişiye aşırı yetki verirseniz ve eğer hata yaparsa bunun faturasını bütün millet öder.

Saldırıya uğrayan başörtülü bir genç kadını ziyaret ettiniz, ardından Erbakan’ı anma törenine katıldı­nız. Bunlar AK Parti tabanına yakınlaşma çabaları mıydı?

Bu hareketlerin partilerle ilgisi yok. Başı açık ya da örtülü bir kız çocuğumuzun saldı­rıya uğramasını asla kabul edemeyiz. O ailenin hakla­rını savunuruz. Bize oy ver­sin diye ona yakınlaşmak veya uzaklaşmak gibi bir düşünce içinde olamayız. Ben çok sayıda başörtülü kadınla beraber çalıştım. İnsanların kılık kıyafeti üze­rinden siyaset yapmayı doğru bulmuyorum.

 

‘HALKIN REDDETTİĞİNİ YENİDEN GETİRMENİN MANTIĞI YOK’

Cumhurbaşkanı Başdanış­manı Mehmet Uçum’la röportaj yaptık. “Parlamenter sistemi ihya etmek mümkün değil. Referandumda teorik de olsa ‘Hayır’ çıkma ihtimali var, o durumda halkın hangi nedenlerle ‘Hayır’ verdiğine dikkat ederek yeni bir reform önerisi getirilebilir” dedi. Ne dersiniz?

Öncelikle, “Hayır” çıkacağı yönündeki düşün­ceyi kabul etmesi beni memnun etti. Ama halkın reddettiği bir şeyi yeniden gündeme getirmenin mantığı yok. Halkın nelere tepki verdiğini biz zaten biliyoruz. Siz bir rejimi değiştirirken toplumun ilgili kesimlerinin; sivil toplum örgütle­rinin, meslek kuruluşlarının, hukuk fakültelerinin görüşünü almadan bir partinin mutfağında Anayasa değişikliği gerçekleştirirseniz, bunun sonu Türkiye’ye felaket getirir. 12 Eylül Anaya­sa’sına yüzde 91.7 “Evet” dedi, bugün hepimiz şikâyet ediyoruz. 2010 referandumunda da top­lumun yüzde 58’i “Evet” dedi, şimdi o madde­leri değiştiriyorlar. O dönemde de yanlıştı, 12 Eylül’de de yanlıştı, şimdi de yanlış yapıyorlar. Yanlış sürekli tekrar ediliyor ve faturası sonunda hep topluma çıkıyor. 2010 referandumu, Tür­kiye’yi 15 Temmuz darbesine taşıdı. O zaman neden sürekli aynı hatayı tekrar ediyoruz?

 

‘KÜRT SEÇMENDE KARARLILIK VAR’

İbrahim Kalın, Güney­doğu’da beklentinin üzerinde “Evet” çıkacağını söyledi. Sizce Kürt seçmen ne der?

Kürt seçmende büyük bir karar­lılık var. Ağır bedeller ödediler. Terörle hiçbir ilgisi olmayan bin­lerce aile yerinden, yurdundan edildi. Bu da son 2.5 yıldır yaşanan fiili başkanlık sürecinde meydana geldi. Şimdi bu süreci anayasal süreç haline getiriyorsunuz. Her­halde onlar, kendileri için doğura­cağı sonuçları benden de İbrahim Kalın’dan da iyi biliyorlardır…

‘AYNI YETKİLER BANA VERİLSE REDDEDERİM’

“Yeni sistemde bütün yarış 2 parti arasında geçecek” deniliyor. Bu, sizin açınızdan iyi bir şey değil mi?

Sorun iktidar olup olmamakta değil, sorun demokraside. Tek adam rejiminde demokrasi olur mu? Aynı yetkiler bana verilse, ben bu yetkileri reddederim. Tek partili hayattan çok partili hayata geçmiştik. Şimdi makarayı ter­sine çeviriyoruz. Hem eskiyi eleştireceksiniz hem de şimdi işi­nize geldi diye eskiye öyküne­ceksiniz. Allah akıl fikir versin!

 

‘TÜRKİYE’NİN BÖLGEDE İTİBARI KALMADI’

Kerkük’teki bayrak krizi için Cumhur­başkanı Erdoğan, “O bayrakları derhal indirin” dedi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bayraklar indi mi? İnmedi. Ha Erdoğan söylemiş, ha sıradan biri söylemiş fark etmiyor çünkü Türkiye’nin bölgede itibarı kalmadı. “Geldik Ankara’da bayrağı astık, siz izin verdiniz. Şimdi de Kerkük’e gidip asıyoruz” demiş oldular! Bahçeli Kerkük’e kızıyor. Senin işbirliği yaptığın kişiye bak. Türkiye Cumhuriyeti’ni teslim etmeye çalıştığın kişi, bunları yapıyor…

 

‘OĞLUM ASKERDEN DÖNÜNCE NİKÂH OLACAK’

Oğlunuzu nişanlamışsınız. “Ya oğlum, bu karışıklıkta şimdi bunun zamanı mı?” demediniz mi?

Gönül ferman dinlemiyor! (Gülüyor)

Kız isterken heyecanlandınız mı?

Heyecanlanmaz olur muyuz! Özellikle eşim Selvi Hanım çok telaşlıydı.

Aileyle tanışıyor muydunuz?

Önce kızı tanıdık, sonra aileyle tanıştık. Damat Trabzonlu. Karadenizlilerle bir bağımız var herhalde. Kız kardeşim de bir Ordulu ile evlendi.

Nikâh ne zaman?

Oğlum askere gidip gelecek, ondan sonra nikâh olacak.

‘MECLİS GÜÇLENECEK MADEM VEKİL SAYISINI 1000’E ÇIKARALIM, DAHA GÜÇLÜ OLSUN!’

“Bu önerilen sistemde Cumhurbaşkanı % 50+1 ile seçilecek. Türkiye’de hiçbir partinin şu anda bu kadar oyu olmadığı için bu durum ülkede bir uzlaşı zemini doğuracaktır, bu da Türk siyasetinde bir yumuşamaya neden olur” deniyor. Bu iyi bir şey değil mi?

Kendi içinde dengeleri olmayan, tutarlı olmayan, güçlerin bir kişinin elinde toplanmasını öngören bu değişikliğin dünyada hiçbir topluma yarar getirmediğini görüyoruz. Tarih bunun yüzlerce örneğiyle dolu. Bu hataları görerek böyle bir düzenlemeyi getirmek gerçekten anlaşılmaz. Doğrular kamuoyuna yeteri kadar anlatılmadı. Pankartlarında “Güçlü Meclis” diyorlar. Yetkileri alınan bir Meclis güçlü olur mu? 600 milletvekili olduğu için güçlüymüş. O zaman sayıyı 1000’e çıkaralım, daha güçlü olsun!

“Yasa önerilerini hükümet getiremeyecek, yasaları tamamen milletvekilleri yapacak” deniyor. Bu gerçekten de Meclis’i güçlendirmez mi?

Yazıp hazırlayacaklar, kendi partilerinin milletvekillerine verecekler ve “Bunu yapın” diyecekler. Muhtarlıkların kaldırılması örneğinden gidelim. Cumhurbaşkanı’nın yetkisi var. İsterse kaldırır, kararı bir sabah resmi gazetede görürüz. Mevcut uygulamada, böyle bir niyet varsa hükümet tasarıyı hazırlar. Tasarı Meclis’e gelir, komisyonlarda görüşülür. Sivil toplum örgütleri ve muhtar kuruluşları da komisyonlara gelirler. Komisyonlarda ya itiraz ederler ya da düzeltirler. Orada olgunlaştırılan metin genel kurula gelir. Genel kurulda kabul edilir ya da reddedilir. Şimdi nedir? Bunların hiçbirisi olmayacak.

Ama Meclis yasa çıkarıp cumhurbaşkanı kararnamelerini etkisiz kılabilecek…

Başkan’ın Meclis’te çoğunluğu varsa o kararı alabilir. O milletvekillerini başkan seçti. “Meclis aksine karar alır” diye toplumu kandırıyorlar. Yahu senin zaten çoğunluğun var.

“Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2 turlu. Halk istemezse eğer 2’nci turda seçer, Meclis ile Cumhurbaşkanı arasında başka kompozisyonlar oluşabilir. Bu sistem illa Cumhurbaşkanı ve meclis çoğunluğunun aynı partiden oluşacağı anlamına gelmez” diyorlar.

Yani benim söylediğime geliyor. İşte asıl çift başlılık o zaman ortaya çıkacak. Parlamentoda çoğunluğu olan partinin genel başkanı, Başkan olamayacak. Başkan başka bir partiden olacak. Parlamento çoğunluğu ile Başkan arasında sorun çıkacak. Türkiye yönetimi asıl o zaman karışacak. Bunu görüyorlar. Türkiye bir kişinin hırsına kurban edilmemeli.

EN ÇOK SORULAN 4 SORU…

AK Parti’nin referandum performansını nasıl buluyorsunuz?

Devletin gücüyle yapılan bir kampanya. Devletin arabaları, devletin uçakları, devletin paraları, devletin televizyonlarıyla yapılan bir kampanya. Eğer bu kampanya başarılı bulunuyorsa, oturup düşünmemiz lazım. Silahlar eşit değil, koşullar eşit değil. Ben de olmasam zaten hiç miting yapamayacaklar! Anayasa’nın maddelerini konuşmak yerine sürekli bana saldırıyorlar.

Siz neden miting yapmamayı tercih ettiniz?

Bu bir parti seçimi değil. Bu Anayasa değişikliğinin toplumda ne tür sıkıntılar yaratacağını, toplumu nasıl böleceğini vatandaşa anlatmaya çalışıyoruz.Miting tek boyutlu oluyor; biz sadece anlatıyoruz, karşıdaki vatandaş da dinliyor. Ama kafasındaki soruyu ne kadar gideriyoruz, o belli değil.

Kızanlar, size inanmak istemeyenler yahut tam tersine “Bugünden itibaren fikrimi değiştirdim” diyen oluyor mu?

Kızan yok. Soru soranlar var. En çok sorulan soru: “’Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?” İkisinin de sonuçlarını anlatıyoruz. “Cumhurbaşkanı hangi gerekçeyle bir partinin genel başkanı olur?” Bu da en çok sorulanlardan birisi. 600 milletvekiline çıkış nedeni de yine çok soruluyor. “Bu Anayasa değişikliği geçerse Meclis ne iş yapacak?” Bu da haklı olarak soruluyor. Biz de bu ayrıntıları veriyoruz.

Siz yıllardır “AKP” diyordunuz ama son süreçte “AK Parti” demeye başladınız. Bu bir parti kararı mı?

Bir karar değildi. Vatandaş öyle diyor, öyle söylenebilir. Adalet ve Kalkınma Partisi de denebilir, AK Parti de denebilir. Vatandaşa hangisi kolay geliyorsa ona da saygı duymamız lazım. Bize de bazen “CHP” bazen “Halk Partisi” diyorlar.

"Kılıçdaroğlu ile Referandum Özel" ile Show TV’de

Türkiye 16 Nisan’da sandık başında olacak. Anayasa değişikliği ne getirecek ne götürecek Cumhurbaşkanı’nın fesih yetkisi var mı? Yürütme – Yasama – Yargı tek elde mi toplanıyor Parlamento güçleniyor mu, zayıflıyor mu?

Jülide Ateş soruyor CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Referandum Özel programında Habertürk TV, Bloomberg HT ortak yayınıyla Show TV’de yanıtlıyor.

CANLI YAYINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

“248 şehidimiz oldu ve canları yerde haklarının aranması lazım. Komisyon kuruldu ve uzun süre komisyona üye vermediler. Ben şimdi 248 şehidin hakkını aramayacağım da ne yapacağım? 15 Temmuz darbe girişimi komisyonu bir rapor taslağı hazırlıyorlar ve bu taslağı 16 Nisan’dan sonra vereceğiz diyorlar. Neden 16 Nisan’dan sonra. Şunu bir atlatalım onlara yine hodri meydan diyorum. Ben Yenikapı’ya gittim ve 12 madde halinde Türkiye bir daha darbelerle karşılaşmasın diye nelerin yapılması gerektiğini saydım. İkisine de hodri meydan diyorum. Gelsinler sizin kanalınızda konuşalım.

“BANA BÖYLE BİR ÖRNEK GÖSTERSİNLER”

“Aklın alacağı bir şey değil. Ben bir partinin üyesiysem nasıl tarafsız olabilirim? Parlamentoda içtiğimiz yemin tarafsızlık yemin değildir. Ama sayın cumhurbaşkanı tarafsızlığı üzerine yemin eder. Bir partinin genel başkanı olduktan sonra sayın cumhurbaşkanı tarafsızlık yeminini parlamentoda nasıl yapacak? Cumhurbaşkanlığı makamı bizim ortak paydamızdır. 80 milyonu temsil eder. O makam bir partinin makamı haline gelirse 80 milyonu temsil edemez. Bana böyle bir örnek göstersinler.”

“SON DERECE TEHLİKELİ BİR OLAY”

“Gönül isterdi ki sayın Cumhurbaşkanı da, Binali Bey de, Bahçeli de, neden ‘Evet’, neden ‘Hayır’ denmesi gerektiğini anlatsınlar. Örneğin ben diyorum ki; cumhurbaşkanı tarafsız olmalı. Yargı siyasallaşmamalı bir partinin genel başkanı Genelkurmay Başkanı’nı tayin etmemeli orduyu siyasileştirirsiniz. Atanacak kişilerin niteliğini başkan belirleyecek. Hangi koşullarda birisi Müsteşar olacak. Bütün bunların devletin yapısı ve işleyişi konusunda kararname çıkaracak. Son derece tehlikeli bir olay. Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası açısından.”

“TEK ADAM REJİMİ OLSUN DİYORSANIZ ÇIKIN BUNU SÖYLEYİN”

“Eğer siz kandırılırsanız 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni ayrı bir kuruma emanet edebilirsiniz?  Böyle bir yetki kime verilmiştir dünya tarihinde. Biz bu yetkileri bir kişiye verelim mi, vermeyelim mi? ‘Tek adam rejimi olsun’ diyorsanız çıkın bunu söyleyin gerekçelerini sayın. Kışlaya siyaset girmesin diyorum. Adliyeye siyaset girmesin diyorum. Bunlar bizim aleyhimize. Oysa biz bir arada olmak zorundayız. Kimlik siyaseti yapmayalım din üzerinden siyaset yapmayalım. Ben bunları savunuyorum.”

“BÜTÜN DÜNYA SİZE GÜLECEKTİR”

“Kanun yapma tekeli Meclis’in elinden alınıyor. Bazı konularda kararname yetkisi doğrudan başkana verilecek. Yetkisi alınan bir Meclis güçlü bir Meclis değildir önce bunu kabul edelim. Bütçe yetkisini bile kısıtlıyorsunuz. Nereden çıktı bu? Sayı 550’den 600’e çıkıyor ne bununla diyorlar ki Meclis güçleniyor. Sayının artmasıyla meclis güçlenmez. O zaman 1000 tane yapın ve dünyanın en güçlü Meclis’i bizde diyin. Bütün dünya size gülecektir. Meclis bakanlıkların sayısını belirliyor. Bu yetkiye neden Meclis’ten alıp bir kişiye veriyoruz? Bana bir Allah’ın kulu anlatsın.”

“BENİ İKNA ETSİNLER SÖZ VERİYORUM ÇIKIP ‘EVET’ OYU VERECEĞİM”

“Bu gerçekler öğrenilmesin diye olabildiğince benim anlatımlarıma cevap vermek yerine Kılıçdaroğlu yalan söylüyor diyorlar. Neresini doğru söylemiyorum? Bizim yasalarımıza göre şuan da sayın Cumhurbaşkanı bir yere gittiğinde ona Meclis Başkanı vekalet eder. Niye? Çünkü seçimle gelmiştir. Bütün gruplara eşit mesafededir. Bu tek adamlık rejiminde seçimle gelmeyen birisi temsil edecek. Beni ikna etsinler söz veriyorum ben de çıkıp evet oyu vereceğim. Ben kendilerine son derece insani akılcı bir teklifte bulunuyorum. Gönül ister ki sayın Cumhurbaşkanı olsun, Binali Bey olsun, sayın Bahçeli olsun çıkıp burada medeni insanlar gibi tartışalım. Ben bu soruları sorduğum anda dut yemiş bülbül gibi kalırlar cevap veremezler.”

“TEK SIĞINDIKLARI ŞEY VAR KEMAL KILIÇDAROĞLU”

“400 milletvekili hiç soruşturma açılmaması demektir. Açılsa dahi kendisini yargılayacak olan 15 hakimin 12’sini kendisi atayacak. Dünya güler ya. Ben hakim tayin ediyorum, gel beni yargıla diyorum… Neden hakim cübbesinin düğmesi yoktur?  Çünkü kimsenin önünde düğmesini iliklemez. 400 üyeyi nereden bulacaksınız? Bu ne demektir biliyor musunuz? Kul hakkı yiyenlerden hesap sormayın demektir.  Tek adam rejiminde ister bakan ister bakın yardımcıları malı götürsünler kimse gensoru veremeyecek? Şimdi bu durumda parlamento güçleniyor demek ne kadar doğrudur? Bu mu güçlü Meclis Allah aşkına? Milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz siz? Tek sığındıkları şey var Kemal Kılıçdaroğlu. Beni eleştirerek geçiştiriyorlar”

“BEKİR BOZDAĞ 9 OCAK’TA ‘FESİH VAR’ DEDİ”

“Bugünkü anayasada da fesih yetkisi var ama şartları şöyle. Seçimden 45 gün sonra hükümet kurulamazsa Meclis’i fesheder ve ülkeyi seçime götürür. Şimdiki tek adam rejiminde bu yok. Meclis Başkanı’nın görüşünü dahi almadan feshedebilir. Adalet Bakanı Bozdağ 9 Ocak’ta ‘fesih yetkisi var’ dedi. Türkiye’nin bekası açısından bu anayasa değişikliği önemli riskler taşıyor. Parlamentonun devre dışı bırakılması müthiş tehlikeli bir şey.”

"KENDİ ÇOCUKLARINA İKBAL HAZIRLIYORLAR"
"18 yaşında birisi vekil olsun bir itirazımız yok. Ama 18 yaşında vekil olacak ömür boyu askerlikten muaf olacak ben buna karşıyım. İki yılda milletvekillerinin emeklilik hakkını kazanacak. Ben buna karşıyım. Kendi çocuklarına ikbal hazırlıyorlar. Ben buna karşıyım."

“HAYIR DÜNYADA TÜRKİYE’NİN SAYGINLIĞI AÇISINDAN ETKİLİ OLACAKTIR”

“Siz ‘Evet’ verin Suriyelileri vatandaşlığa alacağız’ diyorlar. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Ben Suriyelilere karşı değilim ama bu ülkede 6 milyon işsiz varsa Suriyelilere vatandaşlık verilmesine karşıyım. Bizim çocuklarımız orada şehit olurken sen nasıl burada Suriyelilere vatandaşlıktan bahsedebiliyorsun? Benim aklım almıyor. Bir kişiye 80 milyonu nasıl teslim eder? Emin olun bunu anlamakta zorlanıyorum. ‘Hayır’ çıkarsa zafer Türk aklına aittir. ‘Hayır’ dünyada Türkiye’nin saygınlığı açısından etkili olacaktır. Son bir ayda parlamentodan geçen kanun sayısı 100’ün üzerinde ve tamamı oy birliği ile çıktı. Bu parlamento görev yapıyor. Parlamentonun hangi yetkisi artıyor Allah aşkına. Çıkıp bir Allah’ın kulu söylesin. Söyleyemiyorlar.”

cbgAds.AdsInline(1891);

Reşat Petek’ten Kılıçdaroğlu’nun iddialarına yanıt

TBMM FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı “kontrollü darbe” değerlendirmesini eleştirerek, “(Kontrollü darbe) şeklinde sanki üstü örtbas ediliyor gibi bir algı oluşturma, Bir cehaletin ve gafletin ürünü değilse şehitlerimize, gazilerimize ve bu aziz millete yapılan bir ihanettir.” dedi.

Petek, Burdur’da gazetecilere yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimini “kontrollü darbe” olarak nitelendirdiğini ve komisyonu da darbenin üstünü örtmek, taslak raporu CHP’li komisyon üyelerine vermemekle suçladığını anımsattı.

Meclis araştırmalarının öncelikli fonksiyonunun yürütme erkinin faaliyetlerini denetlemek ve TBMM’nin yasa ile düzenleme yapabileceği alanlarda araştırma ve incelemeler yapmak olduğunu belirten Petek, Meclis araştırma komisyonlarının ayrıca araştırma sahası ile ilgili olarak kamuoyunu da aydınlattığını bildirdi.

Komisyonun görev ve yetkilerinin anayasa ve TBMM iç tüzüğü ile belirlenmiş olduğuna değinen Petek, yargının görev alanına müdahale edilemeyeceğinin, geçmiş araştırma komisyonlarında CHP’li üyeler tarafından da dile getirildiğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu’nun komisyona yönelik eleştirilerine de yanıt veren Petek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“CHP’nin diğer komisyonlardaki bu görüşlerine rağmen Kılıçdaroğlu,15 Temmuz’u araştırmakla görevli komisyonumuza ‘Neden siyasi suçluları bulmadınız, neden ByLock listelerini getirtmediniz, ByLock kullananları neden açıklamadınız?’ şeklinde tamamen yargının görev alanına giren birtakım sorular yöneltmekte, ‘Bunları yapmadı’ diye komisyonumuzu darbe girişiminin üstünü örtmekle suçlamaktadır. Bu bir defa CHP için kendi içerisinde çelişkili bir durumdur. Anayasa ve TBMM iç tüzük hükümlerine de tamamen aykırı bir taleptir.”

“ÇALIŞMALARIMIZI ŞEFFAF OLARAK YAPTIK”

Petek, tüzüğün kendilerine vermiş olduğu 3 aylık sürede gerekli araştırmaları yaptıklarını bildirdi.

Yargı organlarından, yargının gizliliğini etkilemeyecek ölçüde bilgi ve belge talep etiklerini vurgulayan Petek, “Bunları tamamen şeffaf olarak yaptık. Çalışmalarımız TBMM’nin resmi sitesinde başlangıcından itibaren yayınlandı. Hala da isteyen her an ulaşabilir.” dedi.

Komisyon raporunun tamamlanmadığının ve komisyon üyelerine de dağıtılmadığının altını çizen Petek, şu görüşlere yer verdi:

“(Kontrollü darbe) şeklinde, sanki üstü örtbas ediliyor gibi bir algı oluşturma, bir cehaletin ve gafletin ürünü değilse şehitlerimize, gazilerimize ve bu aziz millete yapılan bir ihanettir. Taslak raporun yazım aşaması devam etmektedir. Dışarıdan ‘Hala neden yazılmadı, bize dağıtılmadı’ veya ‘CHP üyelerine dağıtılmadı’ şeklinde özellikle Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, gerçeklerle örtüşmemektedir. AK Parti milletvekili ve üyelerine dağıtılıp da CHP’li üyelere dağıtılmayan bir rapor söz konusu değildir. Henüz taslak rapor tamamlanmadığı için hiçbir üyeye dağıtılmamıştır. Ne yazık ki Kılıçdaroğlu, bu konuda topluma doğruyu söylememektedir. Eğer komisyon üyelerine, kendi partisinin komisyon üyelerine veya bize sorsaydı, biz bu bilgiyi verirdik.”

“AMAÇ BAĞCIYI DÖVMEK”

Petek, Kılıçdaroğlu’nun amacının “Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” olduğunun anlaşıldığını, geçmişte darbe yanlısı tutumlarıyla bir zihniyeti temsil eden CHP’nin eski yıllarına yeniden dönmüş gözüktüğünü idda etti.

15 Temmuz darbe girişimine birlikte tepki verildiği dönemde ve “Yenikapı ruhu” olarak ifade edilen darbe karşıtı ortak duruş sırasında CHP’de bir dönüşüm olduğunun sanıldığını belirten Petek, “FETÖ’nün bunu gerçekleştirdiği ortadayken kalkıp ‘kontrollü darbeden söz edilmesi, hakikaten ihanetle eş değerdir.” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının, göğsünü tanklara siper eden şehitlere de saygısızlık olduğunu vurgulayan Petek, komisyon başkanı olarak Kılıçdaroğlu’nu gerçeği ifade etmeye davet etti.

Petek, çalışmalar tamamlandığında taslak raporun iktidarı ve muhalefetiyle bütün üyelere dağıtılacağını ve nihai şekli verilerek TBMM Başkanlığına sunulacağını anlattı.

Ondan sonra siyasetçilerin bunu eleştirebileceğini veya farklı görüşlerini dile getirebileceğine değinen Petek, “Ama Türkiye’de darbelere karşı olduğunu söyleyen hiçbir siyasetçi, genel başkan veya şahıs, bu darbe girişiminin kontrollü, önceden bilinen bir girişim olduğunu söylemeyi göze alamaz. Göze aldığı takdirde biz de bunun bu ülkeye, vatana ihanet olduğu gerçeğini açıklarız.” diye konuştu.

BYLOCK ELEŞTİRSİ

Bir gazetecinin, bazı milletvekillerinin ByLock kullandığına ilişkin iddiaları da hatırlatması üzerine Petek, kimin ByLock kullanıp, kullanmadığını tespit etme görevinin yargıda olduğunu bildirdi.

Petek, ByLock kullanmanın suç delillerinden olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bu, tamamen yargı organlarının görevidir. Eğer siyasiler içerisinde, milletvekilleri içerisinde de ByLock kullanıcısı varsa anayasa ve kanunlar çerçevesinde cumhuriyet başsavcılıkları haklarında fezleke düzenler, TBMM Başkanlığına bu nedenle talepte bulunur. Ondan sonrası Meclis Başkanının bileceği iştir. Dokunulmazlığı kalkarsa derhal onlar da yargılanır. Şuana kadar benim takip edebildiğim hiçbir milletvekili hakkında, iktidarıyla muhalefetiyle ilgili söylüyorum, böyle bir fezleke gündeme gelmedi.”

 

cbgAds.AdsInline(1891);

Kemal Kılıçdaroğlu, Trabzon mitinginde halka hitap etti

Cumhuriyet Halk Partisi ( CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sabah Kılıçdaroğlu, öğle Kılıçdaroğlu, akşam Kılıçdaroğlu. Ya arkadaş Kılıçdaroğlu size ne yaptı! Ben olmasam miting bile yapamayacaklar” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Trabzon’da düzenlenen mitingde halka hitap etti.

“Buraya İstanbul’dan geldim. İstanbul’da yer gök evet levhaları ile dolu” diyen Kılıçdaroğlu “Şimdi bakın, bizimle mücadele etmek istiyorlar. Doğrudan benimle mücadele etmek istiyorlar. Sabah, öğle, ikindi, akşam Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu size ne yaptı merak ediyorum. Söylüyorum onlara Kılıçdaroğlu haram yemedi, kul hakkı yemedi, düzgün davrandı ve millete doğruları anlatıyor. Eğer siz benimle hesaplaşmak istiyorsanız karşımıza çıkar hesaplaşırsınız. Devletin parasını, arabalarını, uçaklarını, valilerini, kaymakamlarını kullanıyorlar. Bir de her türlü hakareti yapıyorlar. Bana yapılan hakaretlerin hiçbirisine cevap vermeyeceğim. 18 maddenin içinde Kılıçdaroğlu ile ilgili bir düzenleme var mı diye arkadaşlara baktırdım. Efendim yok dediler. Anayasa değişikliğinde vatandaş niye evet diyecek onları anlatsınlar. Devletin imkanı elinde. Benden ne istiyorsun. Çünkü onlar benim konuşmamdan rahatsızlar. Kılıçdaroğlu millete doğruları söylüyor. Sonuna kadar doğruları söyleyeceğim. Bir kişiyi kandırırsanız, ikna ederseniz 24 saat içinde bir devleti birileri ele geçirebilir. Öyle yetkiler veriyoruz ki o bir kişi bir tek kararname ile bütün müsteşarları, valileri, kaymakamları, başkan yardımcıları, müftüleri bir kararname ile değiştirebilir. Türkiye için nasıl bir felaketin altına imza atıldığın herkesin bilmesin lazım” şeklinde konuştu.