TSK: 112 terörist etkisiz hale getirildi

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamada; “Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak maksadıyla; yurt içerisinde bölücü terör örgütüne (BTÖ) karşı azimli ve kararlı mücadelesini sürdürürken, Fırat Kalkanı Harekât bölgesinde güvenliğin sağlanması ve bölgede terör nedeniyle göç etmiş halkın geri dönüşüne destek kapsamındaki faaliyetleri yürütmeye devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Yapılan operasyonlarla ilgili olarak, “Teröristle Mücadele Harekâtı kapsamında; geçtiğimiz hafta içerisinde (20 – 28 Nisan 2017) BTÖ’nün sürekli barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergâhı olarak kullanması sebebiyle büyük önem taşıyan bölgeleri (özellikle Hakkâri, Şırnak, Tunceli, Diyarbakır, Batman, Kars) teröristlerden temizlemek ve bahar/yaz dönemine yönelik hazırlıklarını kısıtlamak maksadıyla başlatılan operasyonlara aralıksız devam edilmiş, bu kapsamda; Şırnak / Beytüşşebap, Bestler-Dereler, Hakkari / Yüksekova, Siirt / Pervari, Diyarbakır / Lice, Kulp, Mardin / Dargeçit, Tunceli / Aliboğazı, Bitlis / Merkez ve Kars / Sarıkamış-Kağızman bölgelerinde orta çaplı operasyonlar icra edilmiş, icra edilen operasyonlarda; 112 terörist etkisiz hale getirilmiş, 53 piyade tüfeği, 2 makineli tüfek, 6 RPG-7 roketatar, 1 adet 60 mm havan, 4 keskin nişancı tüfeği, 1 SA-18 güdümlü füze mühimmatı, 2 tabanca/makineli tabanca ve 78 el bombası ele geçirilmiş, 109 EYP tespit edilerek imha edilmiş, 7.440 kg amonyum nitrat, çok miktarda değişik çap ve cinste mühimmat ile EYP yapımında kullanılan kablo, fünye ve patlayıcı madde ele geçirilmiş, teröristler tarafından kullanılan 69 sığınak, barınak, mağara ve depo bulunarak kullanılamaz hale getirilmiş, BTÖ’nün en önemli finansal kaynaklarından olan uyuşturucu üretimi, ticareti ve kaçakçılık ile mücadeleye yönelik icra edilen operasyonlar ve hudut hattında alınan tedbirler neticesinde; 50 kg toz esrar, 579 kg kubar esrar, yaklaşık 4 kg uyuşturucu ve 26.200 paket kaçak sigara ele geçirilmiş, Etkili hudut denetim ve kontrolleri sonucunda sınırlardan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 4.765 kişi yakalanmış, 12 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 15 kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır.” bilgileri kamuoyu ile paylaşıldı.

Açıklamada, “Bu hafta özellikle Şırnak / Beytüşşebap, Bestler-Dereler, Hakkâri / Yüksekova, Siirt / Pervari, Diyarbakır / Lice – Kulp, Mardin / Dargeçit, Tunceli / Aliboğazı, Bitlis / Merkez ve Kars / Sarıkamış-Kağızman bölgelerinde yürütülen orta çaplı operasyonlar sonucunda bölücü terör örgütüne ağır kayıplar verdirilmiştir. Yürütülen başarılı ve kararlı operasyonlar ile tespit edilen sığınaklarda ele geçirilen silah, mühimmat ve patlayıcı madde yapımında kullanılan malzemeler imha edilmiş, bu sayede bölücü terör örgütünün bölgedeki hain emellerinin ve saldırı planlarının önüne geçilmiştir. Bölücü terör örgütünün önemli gelir kaynaklarından olan uyuşturucu ve kaçakçılık faaliyetleri, hudut hattında alınan etkili tedbirlerle engellenmeye devam edilmiştir. Hudut bölgelerinde alınan tedbirler sayesinde hafta içinde yaklaşık 5000 kişi yakalanmış ve çok miktarda uyuşturucu madde ve kaçak sigara ele geçirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri; 2017 yılının başından itibaren sürdürdüğü kararlı duruşla ve özellikle kış aylarından itibaren yürütülen başarılı operasyonlarla bölücü terör örgütüne büyük kayıplar verdirmek suretiyle bölücü terör örgütü üzerindeki baskısını artırmaktadır. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini temin etmek için en son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar kararlı mücadelesine devam edecektir.” ifadelerine yer verildi.

Suriye kuzeyinde icra edilen harekât kapsamında ise; “Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdidi ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak, sivilleri korumak ve sivillerin yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek maksatlarıyla icra edilmekte olan harekâtta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskûn mahal ve 2.015 km’lik alan kontrol altına alınmıştır. Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken; PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir.” denildi.

Yapılan açıklamada “Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, milli birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü hedef alan başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kesintisiz olarak sürdürecektir. Millî varlığımızın ve bölünmez bütünlüğümüzün koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve millî birliğimizin korunması için kararlı duruşuyla kendisine verilecek her türlü görevi yerine getirecek güç ve kudrete sahiptir.” ifadeleri kullanıldı.

cbgAds.AdsInline(1891);

Bahçeli: Esed yönetimi layığını buldu!

MHP lideri Devlet Bahçeli, 16 Nisan referandum çalışmaları kapsamında Afyonkarahisar’da düzenlenen mitingde halka hitap etti.

Bahçeli, ABD’nin Suriye’deki askeri üssü vurmasıyla ilgili “Masumlara alçakça saldıran Esed yönetimi layıkını bulmuş, cevabını almıştır. Üssün imha edilmesi olumlu ve yerindedir” dedi.

Kendisini dinleyen kalabalığa “Geleceğinize sahip çıkacak mısınız, geçmişi savunacak mısınız, yok oluşumuzu planlayan dış ve iç odakları şaşkına çevirecek mısınız?” diye soran Bahçeli, Kerkük’te yaşananları eleştirerek şu mesajları verdi:

“Kerkük’te asılan kirli bez parçası neyin nesidir! Kerkük’ün sinir uçları ile oynanıyor görüyoruz. Sıkılı yumruklarımızla izliyoruz”

“ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI MİLLİ YÜREKLERE SU SERPTİ”

Bayrağın indirilmeyeceği açıklamasıyla kaosa davetiye çıkarıldığını kaydeden Bahçeli, “Erdoğan milli bayrak dışında ikinci bir bayrak asılmasına kesin dille karşı çıkmıştır. Erdoğan’ın bu açıklaması milli yüreklere su serpmiş, kendisine teşekkür ediyorum. Başbakan’ın Türkmen şehri demesi anlamlıdır. Afyon neyse Kerkük odur. Türk milleti tek yürek Kerkük’teki gelişmeleri takip etmektedir. Bez paçavralarını asmakla referanduma gitmekle oyunlar bozulacaktır. Barzani dikkat etsin, aklına başına alsın, şayet Türk milletinin ayranı kabarırsa hayat ona zindan olacaktır” diye konuştu.

Fırat Kalkanı Harekatı’nın ilk etabının başarıyla tamamlandığını kaydeden Bahçeli, “Sınırlarımız güvenliğe alınmıştır, terör örgütleri geniş bir alandan atılmıştır” dedi.

“ESED, SURİYE’NİN GELECEĞİNDEN SÖKÜLÜP ATILMALI”

Bahçeli, Suriye rejiminin İdlib’deki kimyasal katliamına ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Esed’e ait savaş uçakları İdlib’e kimyasal silahla saldırmıştır. Çok sayıda sivil katledilmiş, yüzlerce masum yaralanmıştır. İnsanlık dışı cinayeti lanetliyorum. İnsanlık ne yapmaktadır? Birleşmiş Milletler ne ile oyalanmaktadır? Referandumu bulandırmaya kalkan AB ne ile meşgul? Hani nerede insan hakları? Esed katil ve insanlık düşmanı, adi bir suçludur, inandırıcılığı kalmamıştır”

“ABD füzeleri ile Suriye vurulmuştur. Masumlara alçakça saldıran Esed yönetimi layığını bulmuş, cevabını almıştır. Üssün imha edilmesi olumlu ve yerindedir. Esed, Suriye’nin geleceğinden söküp atılmalıdır”

Başbakan Binali Yıldırım: ‘Dünya beşten büyüktür’ diyemeyenler sus pus

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, “Daha iki gün önce Suriye’de bir seferde 100’ü aşkın insanı katlettiler. Yarısı çocuk, gözleri açık, yüzleri gülümseyen, hiçbir şeyden haberi olmayan bu sabilere yaptıkları bir insanlık suçudur. Bir savaş suçudur. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyemeyenler sus pus oldu.” dedi.

Yıldırım, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen partisinin Kilis mitingindeki konuşmasına, “Sahabeler şehri Kilis, alimlerin, evliyaların, kahramanların şehri Kilis, tıpkı Hazreti Peygamber’e kucağını, evini açan Medineliler gibi ensarın şehri… Sizlere çok teşekkür ediyorum.” diyerek başladı.

” FIRAT KALKANI ZAFERİ”

Kilis’e sabrından, dirayetinden ve dik duruşundan dolayı teşekkürlerini ileten Yıldırım, alandaki vatandaşlara “Sizler nüfusunuzdan fazla, darda, zorda kalan, hayatını kurtarmak için buralara hicret eden Suriyeli kardeşlerimize sahip çıktınız, Allah sizden razı olsun. Siz, bu millete yakışanı yaptınız.” sözleriyle seslendi.

Kahraman Türk ordusunun, Fırat Kalkanı Harekatı ile Kilis’e atılan roketleri, bombaları etkisiz hale getirdiğini belirten Yıldırım, bütün şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere de şifa diledi.

Yıldırım, Fırat Kalkanı Harekatı’nın millet ve Kilis için tam bir zafer olduğunu ifade ederek, askeri ve güvenlik güçlerine tebriklerini iletti.

“KANLA ÇİZMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Türkiye’de ve çevresinde olağanüstü olaylar, tarihi günler yaşandığına dikkati çeken Yıldırım, “Birileri devletleriyle, örgütleriyle coğrafyamızı kana buluyor, yeni sınırları kanla çizmeye çalışıyorlar. Oyun büyük, tezgah büyük, oyun acımasız. Bu oyunları planlayanlar, kendilerine en büyük engeli de Türkiye olarak görüyor. Mazlumlara, yoksullara kol kanat geren Türkiye’nin devre dışı kalması için ellerinden geleni yapıyorlar. Türkiye’yi saf dışı bıraksalar, zulümlerini daha da arttıracaklar. Türkiye’yi bir geriletebilseler kanlı oyunlarını daha kolay oynayacaklar.” değerlendirmesini yaptı.

“İNSANLIK SUÇU, SAVAŞ SUÇU”

Binali Yıldırım, iki gün önce Suriye’de bir seferde yüzü aşkın insanın katledildiğine işaret ederek, “Yarısı çocuk, gözleri açık, yüzleri gülümseyen, hiçbir şeyden haberi olmayan bu sabilere yaptıkları bir insanlık suçudur, savaş suçudur. ‘Dünya, beşten büyüktür’ diyemeyenler sus pus oldu.” diye konuştu.

Fırat Kalkanı Harekatı sonrası Suriye’den çekilme takvimini hükümet belirleyecek

Başbakan Binali Yıldırım, Suriye’nin kuzeyindeki El Bab’da kontrolün sağlanmasıyla birlikte 2 bin 15 kilometrekarelik alana Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yerleştiğini anlatırken, Suriye’de yeni bir operasyona gerek görülmesi halinde, gerçekleştirilecek yeni harekâta ise başka bir isim verileceğini söyledi. Bu açıklama ışığında hükümetin yakın gelecekte TSK’ya “Suriye’den çekilin” direktifi vermesi bekleniyor.

ÇEKİLME NASIL OLACAK?

Askeri birliklerin bulundukları yabancı ülke topraklarından çekilmesi başlı başına bir “operasyon” olarak nitelendiriliyor. Zira yabancı ülke toprağına girmek kadar bu ülkenin topraklarından çıkmak da güvenlik risklerini beraberinde getiriyor.

TSK, 2008 yılında Kuzey Irak’a Güneş Harekâtı ile bir gecede girmiş ve ne kadar süreceği tahmin edilemeyen harekâtı 8 günde sonuçlandırarak bir gecede çekilmişti. Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 3 seçenek üzerinde duruluyor:

Birincisi, askerlerin süratle geri çekilmesi. İkinci seçenek askerlerin geri dönüşünün kademeli olarak gerçekleştirilmesi. Üçüncü seçenek olaraksa, yürütülecek faaliyetin güvenlik riskleri dikkate alınarak, bazı birliklerin Suriye’de oluşturulacak üs bölgelerinde görevlerine devam etmesinin gündeme gelebileceği kaydediliyor. Halen 3 bine yakın asker Suriye topraklarında bulunuyor.

EL BAB’A 100 BİN SURİYELİ

Diğer taraftan, Türkiye’de barınan 50 bin Suriyelinin Cerablus’a dönmesi sağlanırken, El Bab’a da Türkiye’de bulunan 100 bin Suriyelinin yerleştirilmesi planlanıyor. Kontrol altına alınan bölgenin yeniden kaybedilmemesi için Suriyeli nüfusun kaydırılması ve askerin geri çekilmesinin zamana yayılması da değerlendiriliyor. Türkiye, ÖSO’nun kontrolü sağladığı bölgelerin yeniden imarı için de hazırlıklarına başladı.

MURAT GÜRGEN/GAZETE HABERTÜRK

cbgAds.AdsInline(1891);

Fırat Kalkanı bitti, sırada başka operasyonlar var

Suriye’de EL Bab’ın tamamen kontrol altına alınmasıyla Fırat Kalkanı Harekâtı’nın bittiğini açıklayan Başbakan Binali Yıldırım, ihtiyaç doğarsa yapılabilecek başka harekâtların başka isimlerle anılacağını söyledi. MGK toplantısında da Fırat Kalkanı’nın başarıyla sonuçlandığı teyit edildi.

Peki bundan sonra ne olacak? Türkiye, El Bab’dan çekilecek mi? Burası kime bırakılacak? Sonraki hedef neresi? PKK/ YPG ve taktik müttefikleri konusunda hangi adımlar atılacak? Hem MGK’da hem de güvenlik birimlerince yapılan tespit ve değerlendirmelere göre; Türkiye’nin Suriye, Irak, terörle mücadele, PKK/YPG konusunda atacağı adımlar ve izleyeceği strateji şöyle:

TERÖRE STATÜ KAZANDIRILMAYACAK: Sınır ötesinde PKK/YPG terör örgütü merkezli defacto bir statü tesis edilmesine izin verilmeyecek. Türkiye karşıtı bir terör kuşağının bölge ve dünya için bir istikrarsızlık kaynağı olacağına vurgu yapılacak.

YENİ OPERASYONLAR: Türkiye, terörle mücadele ve Türkiye’ye yönelebilecek tehditleri bertaraf etmede asla geri adım atmayacak. Fırat Kalkanı sonrası gerek görüldüğünde Irak’a, Sincar’a yönelik operasyon ve müdahale gündemdeki yerini koruyor.

BÖLGE HALKININ DURUMU: Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki yerleşik Kürt halkın, PKK/YPG terör örgütünün etkisi altına girmesi önlenecek. Bunlara yönelik politikalar inşa edilecek. Yerel halkın, Türkiye karşıtlığında konsolide edilmesi engellenecek.

SINIRDAN BASKI ÖNLENECEK: Irak ve Suriye’deki terör örgütlerinin yasal statüye kavuşma gayretlerinin akabinde Türkiye’deki Kürt kökenli nüfusa yönelik baskı uygulaması ve Türkiye’yi tehdit etmesinin önüne geçilecek. İçeride devlet otoritesini kalıcı hale getirecek; vatandaşdevlet bağını, aidiyet duygusunu güçlendirecek adımlar atılacak.

İÇERİDE ARINDIRMA: Terör örgütüne karşı Türkiye içindeki operasyonlar hız kesmeden devam edecek ve bu arada sınırları sıkılaştırmaya yönelik uygulamalar aralıksız sürecek. İçeride atılacak adımlara karşı terör örgütü ile yurttaş arasına kalıcı olarak set çekilmesi amaçlanıyor.

ENTEGRE STRATEJİ: Türkiye, siyasi, diplomasi kanallarını da işleterek, bölgedeki yeni güç unsurları ve yerel aktörlerle etkileşimini artırarak entegre bir stratejiyi devreye sokacak. Sahadaki gelişmelere göre yeni ataklar başlatılacak. Yeni etkileşim sahaları kurulacak. PKK’ya dışarıda da çeşitli kanallarla baskı uygulanacak.

KUZEY IRAK BÖLGESEL YÖNETİMİ: Barzani’nin Türkiye ile yakın ilişkileri sebebiyle baskı görmesi, Türkiye karşıtlığına yönelmesi gibi kışkırtmaların önüne geçilecek. İran’ın ve Bağdat’ın etkileme hamlelerine müdahale edilecek. PKK’nın Sincar, Mahmur, Kerkük, Rabiya’da üslenme ve gücünü tahkim etme çabalarını bertaraf etmeye yönelik adımlar atılabilir.

AFRİN-MÜNBİÇ-MUSUL-RAKKA: Türkiye devam eden Musul operasyonu, Rakka operasyonu, Münbiç ve Afrin’deki gelişmeleri yakından takip ederek, olumsuz gelişmelere anında müdahale edebilecek bir mekanizmanın yollarını arayacak.

16 NİSAN’DAN SONRA: Türkiye jeopolitik riskleri ve fırsatları gözeterek yeni istikametler belirleyecek. Dış politikada mevcut durum gözden geçirilerek, radikal bazı adımların atılması da söz konusu. Kurumsal kapasitelerin artırılması ve etkin idari mekanizmaların tesis edilmesine yönelik bazı çalışmalar da halihazırda sürüyor. Bölgede mevcut ittifakların bozulabileceği, yeni ittifakların kurulabileceği bir döneme giriliyor.

BÜLENT AYDEMİR/GAZETE HABERTÜRK

Fırat Kalkanı Harekatı sona erdi!

Bugün yapılan MGK toplantısının ardından yayınlanan bildiride Fırat Kalkanı Harekatı’nın başarıyla sonuçlandırıldığı ifade edilirken NTV ile Star TV ortak canlı yayına katılan Başbakan Binali Yıldırım da harekatın sona erdiğini açıkladı.

MGK bildirisinde şu açıklamalar yer aldı:

“Ülkemizin sınır güvenliğini sağlamak, DEAŞ terör örgütünün ülkemize yönelik tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine dönüşlerine imkan vermek ve Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde huzur ve güven
içerisinde yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak maksadıyla yürütülen harekatın başarıyla sonuçlandığı ifade edilmiştir.
Suriye ve Irak’ta DEAŞ terör örgütü ile mücadelede PKK/PYD- YPG terör örgütü unsurlarının kullanılmasının, bölgede huzur ve güven ortamının tesisine katkı sağlamayacağı, bilakis orta ve uzun vadede yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep
olacağı bir kez daha kaydedilmiştir.

Bölgedeki tüm terör örgütleri ile etkin şekilde mücadele eden Türkiye’nin terörist olarak ilan ettiği gruplara, müttefiklerimizin para, silah, askeri malzeme desteği vermesinin dostane ilişkilerimizi zedeleyeceği özellikle vurgulanmıştır. Suriye’de iç savaşın oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla gereken insani yardım ihtiyacının acilen çözülmesi için oluşturulacak terörden arındırılmış bölgelere, buraların gerçek sahiplerinin yerleştirilmesinin, huzur ve güven ortamının tesisi bakımından şart olduğunun altı çizilmiştir.”

Fırat Kalkanı ile 2015 kilometrekare alan ÖSO kontrolüne girdi

Türk Silahlı Kuvvetleri ( TSK) tarafından başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı ile Azez-Cerablus hattındaki 2 bin 15 kilometrekarelik alan Özgür Suriye Ordusu ( ÖSO) güçlerinin denetimine girdi. TSK desteğiyle geçen 24 Şubat’ta terör örgütü DEAŞ’tan arındırılan El Bab bölgesinde ise patlayıcı temizliğine ve bir başka terör örgütü PYD’nin doğu ve batıdan olası saldırılarının engellenmesine devam ediliyor.

TSK tarafından yapılan haftalık bilgilendirmede Suriye kuzeyinde geçen yıl 24 Ağustos’ta başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı’nın sürdüğü kaydedildi. Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak, yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek amacıyla Fırat Kalkanı Harekatı’nın başlatıldığına değinilen bilgilendirmede, “Harekatta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskun mahal ve 2015 kilometre karelik alan kontrol altına alınmıştır” denildi.

Devam eden harekat kapsamında terör örgütü PYD/YPG/PKK unsurlarının doğu ve batıya olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik tedbirlerin hassasiyetle uygulandığı belirtilen bilgilendirmede şöyle denildi:

“Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken; PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir. 9 Aralık 2016 tarihinde başlayan El Bab Harekatı’nda 24 Şubat 2017 tarihinde şehir merkezi tamamen kontrol altına alınmış, müteakiben başlanan patlayıcı/mayın arama/temizleme çalışmalarına devam edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hudut hattının emniyete alınması, bölgede bulunan DEAŞ ve PYD/YPG/PKK terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi ile yurdumuza yönelik yapılan havan ve füze saldırıları engellenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, milli birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü hedef alan başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla ve kesintisiz olarak sürdürecektir. Milli varlığımızın yegane koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve millî birliğimizin korunması için kararlı ve güçlü duruşuyla kendisine verilecek her türlü görevi yerine getirme azmindedir.”

cbgAds.AdsInline(1891);

Kurtulmuş: DEAŞ’ın yerine PYD konulursa operasyonda yer almayız

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Fırat Kalkanı Harekatına ilişkin “Rakka Rakkalılarındır. Gelsinler, uluslararası koalisyon veriyorsa desteğini versin, oradaki ılımlı muhalefetle birlikte bu operasyonlar yapılsın. Eğer böyle olursa Türkiye de bu operasyona destek vereceğini her vesileyle dile getiriyor. Ama ‘Biz böyle yapmayacağız, oradan DEAŞ’ı çıkarırken yerine PYD’yi koyacağız’ derseniz Türkiye buna asla izin vermez. Operasyonda yer almayız.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, AA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

“Başbakan Yıldırım, AK Parti iktidarlarında görev yapan eski bakanlara ‘Hep birlikte sahaya inmenin tam zamanı’ şeklinde bir çağrıda bulundu. Eski bakanlar 16 Nisan’a kadar olan süreçte sahada olacak mı?” sorusu üzerine Kurtulmuş, meselenin bir şahıs meselesi olmadığını belirtti.

Halk oylamasıyla yapılacak anayasa değişikliğine yönelik saha çalışmalarının AK Parti veya hükümet yönetimindeki insanlarla kısıtlı olmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, “Mesele ne Tayyip Erdoğan’ın ne Binali Yıldırım’ın ne bizlerin ne de AK Parti’nin kurumsal meselesidir, bu bir memleket, Türkiye meselesidir. Türkiye’nin daha güçlü bir şekilde yoluna devam edebilmesi ve bütün sorunları aşabilmesi için çok daha muktedir hale gelmesi lazım.” diye konuştu.

Bunun araçlarından birisi olarak da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni öngördüklerini aktaran Kurtulmuş, buna inanan herkesin sahada olması gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş, şimdiye kadar AK Parti saflarında yer alan bütün bakanların, yetkililerin sahada olacağını ümit ettiğini, topyekun bir mücadele için herkesin bu takımın içinde yer alması gerektiğini söyledi.

“Suriye’nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı’nda son durum nedir? Terör örgütü PYD’nin, Münbiç’teki varlığına son verilmesine yönelik çalışmalar, El Bab’da kontrolün sağlanmasının ardından Münbiç ve Rakka’ya dönük planlanan harekat hangi aşamada?” sorusuna karşılık Kurtulmuş, harekatın baştan planlandığı gibi başarılı şekilde yürüdüğünü dile getirdi.

Bunun Türkiye’nin sınırlarının korunması ve ulusal güvenlik meselesi olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Bu terör örgütlerinin Türkiye’ye zarar vermesine karşı atılmış bir adımdır. Fırat Kallkanı Harekatında başından beri söylediğimiz gibi Rakka Rakkalıların, Şam Şamlıların, Musul Musulluların, Halep Haleplilerin tezini sahada doğrulayan bir model de ortaya koyduk. El Bab ve Cerablus’un alınması, oradaki yerel muhalifler ile Türkiye’nin verdiği destekle sağlandı. Cerablus’a 45 bin insan, oranın halkı geri dönmüştür. Şimdi bu bir modeldir. Bu modeli bütün Suriye’de işletelim. Uluslararası camiadan beklentimiz bu.

Rakka’yı DEAŞ’tan temizlerken, aşağı yukarı yüzde 95 Arap olan bir şehirden bahsediyoruz, DEAŞ’tan alalım diyerek buranın etnik yapısını değiştirmeyelim, bir başka terör grubunu oraya sokmayalım. Bizim tezimiz o. Rakka Rakkalılarındır. Gelsinler, uluslararası koalisyon veriyorsa desteğini versin, oradaki ılımlı muhalefetle birlikte bu operasyonlar yapılsın. Böyle olursa Türkiye de bu operasyona destek vereceğini her vesileyle dile getiriyor. Ama ‘Biz böyle yapmayacağız, oradan DEAŞ’ı çıkarırken yerine PYD’yi koyacağız’ derseniz Türkiye buna asla izin vermez. Operasyonda yer almayız.”

Kurtulmuş, her vesileyle Türkiye’nin kırmızı çizgilerini ifade ettiklerini, Amerikalılar ve Ruslarla bu meseleyi konuştuklarını, meselenin kalıcı bir barışın sağlanacağı operasyonlar yapmak olduğunu dile getirdi.

Astana ve Cenevre görüşmeleriyle Suriye barışının sağlanacağı bir noktaya gelindiğini, sürecin ister istemez ilerleyeceğini belirten Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Suriye ve Irak topraklarında daha fazla vekalet savaşı verilemeyeceğinin altını çizdi.

“Devam ediyoruz” denilirse ABD ve Rusya’nın çatışma noktasına geleceğini ifade eden Kurtulmuş, çözüm için herkesin, “Sahada ben şu örgütü destekleyeyim, sahada biraz mesafe kazanayım, sonra masada o örgüt üzerinden kendi lehime bir barış süreci yürütürüm.” sevdasından vazgeçmesi gerektiğini kaydetti.

Kurtulmuş, burada sadece Suriye halkı lehine barış süreci yürütülebileceğinin altını çizerek, bu kadar ağır bedel ödemiş Suriye halkının özgür, adil ve kalıcı bir barış içerisinde yaşamayı hakettiğini vurguladı.

Buna katkıda bulunmak gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, örgütler üzerinden sahada kendilerine zemin oluşturmaya çalışan ülkelerin yaptıklarının Suriye barışına hiçbir katkı sağlamayacağına vurgu yaptı.

Türkiye’nin özgür, adil ve kalıcı bir barış için Suriye’nin tümüne ilişkin ABD ve Rusya ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, bu görüşmelerin sürekli yapıldığını söyledi.

“SURİYE’DE BARIŞI SAĞLAYAMAZSANIZ, BÖLGE BARIŞI OLMAYACAK”

Kurtulmuş, Suriye’nin paramparça olduğuna da işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sadece Suriye halkına büyük bir bedel ödetmiyor, eğer Suriye’de barışı sağlayamazsanız, bölge barışı olmayacak, bölge barışının olmadığı bir ortamda dünya barışı sağlanamayacak. Dolayısıyla, dünyada hakikaten barış isteniyorsa, yapılacak şey Suriye’de bir an evvel bir çözüm sürecinin, bir barışın sürecinin başlatılmasıdır. Biz Türkiye olarak burada samimiyetle, ilgili tüm taraflarla Rusya’yla, Amerika’yla, diğer müttefik ülkelerle, İran’la bu konuları her platformda konuşuyoruz. Bir an evvel Suriye’de empoze edilmiş bir barış değil halkın istediği bir barışın sağlanması için gayret sarfediyoruz.”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, KHK nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını iddia edenlerin müracatlarının ilgili kurumlar tarafından değerlendirildiğini belirterek, geçmişte yapılan yanlışlıklar nasıl düzeltildiyse bundan sonraki KHK’da da düzeltmeler olacağını söyledi.

Olağanüstü hal kapsamında mağduriyetlerin incelenmesine yönelik komisyonu, “hukukta yeni bir hak arama müessesi” diye nitelendiren Kurtulmuş, bu komisyonun en kısa sürede kurulacağını ve 2 yıl çalışma takvimi olacağını kaydetti. Kurtulmuş, bu müracatlar sonuçlandırılamazsa komisyonun süresinin uzatılmasının mümkün olacağını bildirdi.

“RAHATSIZ OLANLAR BİRLİK, DİRLİK İSTEMEYENLERDİR”

“Sultan Nevruz Cem’i”nin, 12 Eylül darbesinden sonra yapılmadığını anımsatan Kurtulmuş, “Bunlar asla mevcut referandum gündemiyle ilgisi yoktur. Bölgede bir oyun oynanıyor. Bu oyunun temel ayaklarından birisi de mezhep çatışmasıdır. Türkiye’de de bu oyun oynandı. Sivas, Çorum, Malatya olayları gibi maalesef geçmişimizde son derece karanlık olaylar var. Bu memlekette, sokaktaki vatandaşlarımızı mezhep üzerinden ayrıştırmaya çalışan iç ve dış çevrelerin olduğunu biliyoruz.” diye konuştu.

Hacı Bektaş dergahının, hem Anadolu hem Rumeli hem Balkanların Müslümanlaşmasında çok önemli bir katkısı bulunduğuna işaret eden Kurtulmuş, Alevi-Bektaşi geleneğinin Osmanlı ordusu içinde de çok ciddi etkisi olduğunu dile getirdi.

Kurtulmuş şöyle devam etti:

“Böylesine toplumun bir parçası olan, Allah bir, peygamber bir, Hazreti Ali ve ehlibeyt sevgisi bir, geleneklerimiz, kültürümüzün önemli bir kısmı bir, bu kadar birlik içerisinde asırlardır yaşamış olan toplumları bazı kirli ve karanlık eller ya ‘Alisiz Alevilikle’ İslam’ın ana gövdesinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar ya da birtakım ideolojik öğretilerle Alevi kardeşlerimizi Türkiye toplumu içerisinde ayrıştırmaya çalışıyorlar. Tam da bu oyunu bozmak için Alevi Bektaşi geleneğinin önemli dergahları, ocakları, o ocakların dedeleri böyle bir programı icra ettiler. Bu programa katılmak da bizim hükümet olarak vazifemizdi.

Biz siyasi olarak ‘bir olalım, iri olalım, diri olalım’ ruhuna destek vermeyi sorumluluk olarak telakki ettik. Çok da faydalı oldu. Çok güzel bir cem oldu. Bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım. Rahatsız olanlar birlik, dirlik istemeyenlerdir. Biz bu toprakların Sünnileri, Alevileri hepimiz biriz. Hepimiz aynı milletin, medeniyetin çocuklarıyız. Aynı ümmetin fertleriyiz. Hepimiz Hazreti Peygamberin ve ehlibeytin sevgisinin yolunda ilerliyoruz. Buna mani olmaya çalışanlar, rahatsızlık duyanlar kendilerine baksınlar. Kendilerini gözden geçirsinler. Ben Alevi-Bektaşi geleneğinden olan kardeşlerimizin kahir ekseriyetinin bu cemden dolayı büyük bir memnuniyet duyduğunu biliyorum.”

“ÇOK ETKİN BİR TERÖRLE MÜCADELE YÜRÜTÜYORUZ”

Terör örgütlerinin kampanya sürecinde birtakım planlar içinde olacaklarının tahmin edildiğini aktaran Kurtulmuş, bunun için hem DEAŞ hem PKK hem de FETÖ’ye karşı neredeyse her gün seri ve kapsamlı operasyonlar yapıldığını kaydetti.

Kurtulmuş, PKK ve DEAŞ’a mensup binlerce teröristin son 6 ayda tutuklandığını ya da gözaltına alındığını ifade ederek, FETÖ ile ilgili de önemli noktalardaki kişilerin gözaltına alındığını ve soruşturmaların il il devam ettiğini hatırlattı.

Üç örgüt esas alınarak çok etkin bir terörle mücadele yürüttüklerini vurgulayan Kurtulmuş, halk oylaması kampanyası sırasında özellikle siyasiler ve toplantıların hedef alınabileceğine dikkati çekti.

Siyasilerle ilgili koruma tedbirlerinin en üst düzeyde sürdürüldüğünü belirten Kurtulmuş, alınabilecek bütün tedbirleri, atılabilecek bütün adımları atmaya gayret ettiklerini söyledi.

Kurtulmuş, bundan sonraki süreçte de terör örgütlerine göz açtırılmadan kampanyanın sonunun getirileceğini söyledi.

cbgAds.AdsInline(1891);

Kılıçdaroğlu’ndan şehit Ramazan Taşkın’ın ailesine ziyaret

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Samsun’un Çarşamba ilçesinde şehit Piyade Uzman Onbaşı Ramazan Taşkın’ın babaevine taziye ziyaretinde bulundu.

Kılıçdaroğlu ile beraberindekiler, ocak ayında Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Suriye’nin kuzeyindeki El Bab’ın Suflaniyah bölgesinde terör örgütü DEAŞ mensuplarınca bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Taşkın’ın ailesini ziyaret etti.

Basına kapalı gerçekleşen ziyarette Kılıçdaroğlu’na, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP Samsun milletvekilleri Kemal Zeybek ve Hayati Tekin ile partililer eşlik etti.

KILIÇDAROĞLU: ÇANAKKALE, 3 YIL SONRA BİR KİŞİNİN İMZASIYLA GEÇİLDİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Samsun’da yaptığı konuşmada, “Rejimi değiştirelim mi değiştirmeyelim mi bu da tartışılabilir. Bana sorarasanız bugünkü rejimde hatalar var mı eksiklikler var mı, var tabi. Söyleyeyim bir siyasi ahlak kanununa ihtiyacımız var. İhale takipçisinin Meclis’te ne işi var? Yolsuzluk yapanın Meclis’te ne işi var? Siyasi ahlak kanunu çıkmak zorundadır. Sayın Davutoğlu çıkaracaktı, görüşbirliğine vardık ama ömrü yetmedi. Sen misin siyasi ahlak kanunu çıkaran, kapının önüne koydu” dedi.

CHP Genel Başkana Kemal Kılıçdaroğlu Samsun’da bir otelde düzenlenen şehit aileleri, gaziler, muhtarlar ve sivil toplum kuruluş temsilcilerinin yer aldığı toplantıya katıldı. Burada konuşma yapan Kılıçdaroğlu, bir partinin genel başkanı olarak değil, ülkesini seven, bayrağını, milletini seven bir vatandaş olarak konuşacağını söyleyerek, “Çünkü Nisan’ın 16’sında sandığa gittiğimizde bir seçim yapmıyoruz, bir siyasi partiyi seçmiyoruz, oy vermiyoruz. Ülkemizi, milletimizi, torunlarımızı geleceğimizi ilgilendiren bir anayasa değişikliğine evet mi diyeceğiz hayır mı diyeceğiz” dedi.

TOPLUMLARDA UYUMU ANAYASA SAĞLAR

Dünyanın en güzel ülkesi olan Türkiye’de kutuplaşmanın ve kavganın olmaması gerektiğini fade eden Kılıçdaroğlu, hangi gerekçe ile komşunun kimliği, inancı ve yaşam tarzının sorgulandığını söyledi. İnsanoğlu bozmazsa tabiatta bir uyum ve denge bulunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bizim toplumumuzda, demokratik toplumlarda uyumu sağlayan temel kanunun adına Anayasa diyoruz. Bir toplumda uyumu sağlar. Neden çünkü anayasalar toplumsal uzlaşma belgeleridir” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

DEVLET YÖNETİMİNDE İSTİŞARE VARDIR

“Devlet yönetiminde istişare, danışma vardır. Devlet yönetiminde sağduyu vardır. Devleti yönetenler dillerine hakim olmak zorundadır. Diline hakim olamayan devleti iyi yönetemez. Devleti yönetecek kişilerin bilgili olması, birikimli, sabırlı, sağduyulu olması lazım. Vatandaşları arasında ayrımcılık yapmaması lazım. Her vatandaşını kucaklaması lazım.”

1 KİŞİYE VERİLEN YETKİ ÇANAKKALE’NİN GEÇİLMESİNE YOL AÇTI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 7 düvelin Çanakkaleyi’yi geçmek istediğini söyleyerek, “Çanakkele’nin her karış toprağında şehitlerimiz var. 7 düvel Çanakkale’yi geçemedi. Çanakkale geçilmez dedik. İzin verilmedi bu ülke korundu. 14-15 yaşında çocuklarımız orada şehit düştü. Geçiyorum 3 yıl sonrasına. Çanakkale geçilmez güzel 3 yıl sonra bir kişi kalktı bir imza attı. Çanakkele Boğazını bizim o savaştığımız bütün o savaş gemileri ve devletler geldiler ve Marmara’da demirlediler 16 Mayıs 1919 ve Atatürk Samsun’a geldi. 1 kişiye verilen yetki Çanakkale’nin geçilmesine yol açtı. Bir kişinin attığı bir imza düşman gemilerinin gelip Marmara’da demirlemesine yol açtı. Atatürk Samsun’dan Amasya’ya geçerken Amasya tamimi yayınlandı. Sonra Erzurum ve Sivas kongreleri hiçbirisinde tek adam yoktur. Neden tek adama yetki verilmiyor, çünkü akıl denen bir şey var. Akıl akıldan üstündür. Bir kişi yanılabilir, hata yapabilir. Benim görmediğimi herhangi bir vatandaşım görebilir. Şimdi biz bir anayasa değişikliği yapıyoruz. Bir kişiyi olağanüstü yetkilerle donatıyoruz bu değişiklikle” dedi.

DANIŞMA YOKSA ORADA DEVLET YOKTUR

Bu kadar yetki verilen başkanın hiçbir yerde hesap vermeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Evde bir karar alırken otururuz konuşuruz, çocuklar büyükse onların da görüşünü alırız. Bunlar yok arkadaşlar. Bir ailede olan danışma bir devletin yönetiminde yoksa, orada devlet yoktur. Rejimi değiştirelim mi değiştirmeyelim mi bu da tartışılabilir. Bana sorarasanız bu günkü rejimde hatalar var mı eksiklikler var mı, var tabi. Söyleyeyim bir siyasi ahlak kanununa ihtiyacımız var. İhale takipçisinin Meclis’te ne işi var. Yolsuzluk yapanın Meclis’te ne işi var. Siyasi ahlak kanunu çıkmak zorundadır. Sayın Davutoğlu çıkaracaktı görüşbirilğine vardık, ama ömrü yetmedi. Sen misin siyasi ahlak kanunu çıkaran, kapının önüne koydu. İki yüzde 10 seçim barajı doğru değil. Niye yüzde 10 seçim barajı. Bir parti yüzde 9, 99 oy alsa dahi bir milletvekili meclise gelmiyor. Niye gelmiyor? Biz ne diyoruz yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı meclisi gelsin. O da çıksın kürsüden konuşsun milletin kürsüsü değil mi? 1 milyon oy almış meclise bir milletvekili sokamıyor, olmaz yanlıştır. Hem milli irade, diyeceksin hem de önüne duvar öreceksin.”

ÜLKEMİZİ SOKAKTA BULMADIK

Yüzde 10 seçim barajını Kenan Evren ve arkadaşlarının getirdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Onlar kimdi darbeciydi. Şimdi darbe kanunları savunmak ne demektir. Darbeciliği savunmak demek değil midir. Biz karşı çıkıyoruz çünkü biz darbe istemiyoruz. Bu ülkede bu millet kendi kaderini tayin etmelidir. Türkiye öyle çok rahat kurulan bir ülke değildir. Biz ülkemizi sokakta bulmadık. Hepimizin oturup yeniden düşünmesi lazım. Bu günkü sistem içinde en temiz en güzel seçim en demokratik seçim, muhtar seçimleridir. Muhtar çıkar mahalleye veya köye der ki ‘Ben adayım’ vatandaşlar gelirler muntarını seçerler. Milletvekiliği seçimlerini millet mi yapıyor hayır arkadaşlar. O da bir darbe yasası ile geldi. Sizin önünüze siyasi partiler liste koyuyorlar. Bunlara oy vereceksiniz diye. Siz miletvekilini seçmiyorsunuz. Siz listeyi seçiyorsunuz. Bu doğru değil” diye konuştu.

HAYIRIN ANLAMI; DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEMİ İSTİYORUZ

Demokratik parlementer sistemin güçlendirilebileceğini, aksaklıkların giderilebileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, buna itirazının olmadığını söyledi. İki yasama dönemi öncesinde Anayasa değişikliği için 4 parti masaya oturduğunu, 60 maddede uzlaşıldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Demek ki 4 parti biraraya gelip anayasa değişikliğinde uzlaşabiliyorlar. Hayır çıkarsa ne olur. En güçlü mesajı şu olur; Biz demokrasiyi istiyoruz. Demokratik parlementer sistemi istiyoruz, bu sistemin aksaklıkları var, ey partiler oturun bu sistemin aksaklıklarını giderin. Bu mesaj Türkiye’ye verilecek en güçlü mesajdır. Oturacağız aksaklıkların tamamının giderilmesini isteyeceğiz. Bunu savunacağız” diye konuştu.

GELİN TELEVİZYONA ÇIKALIM

Doğruları anlatmak için istenilen televizyon kanalında, istenilen gazetecilerin karşısına birlikte televizyona çıkabileceğini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, “Hiç birisi gelmiyor arkadaşlar. Niye gelmiyor çünkü onlar da biliyorlar ben doğruları söylüyorum. Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanı kimdi. Büyük Ortadoğu Projesi uygulanmaya konulduktan sonra Suriye ne oldu parçalandı, Irak ne oldu parçalandı. Nasıl bir yetki veriyoruz başkana biliyor musunuz Samsun, Giresun, Ordu, Trabzon, Rize hepsini birleştiriyorum tek vilayet yapıyorum. Başlarına da bir genel vali atıyorum. Bir kararname ile” dedi.

BEN 12 EYLÜL DARBE ANAYASASINA ‘HAYIR’ OYU VERDİM

Kılıçdaroğlu, genç bir bürokratken İstanbul’da Fikirtepe’de bir okulda gidip 12 Eylül darbe anayasasına ‘Hayır’ oyu kullandığını söyleyerek, “Ben bunu yaptım ve çocuklarımıza da övgü ile anlatıyorum ki yüzde 90 küsurle evet oyu çıkmıştı. Ben hayır oyu kullananlardan birisiyim. Çocuklarınıza torunlarınıza, bu ülkede demokrasiyi kaldırmak istediler, tek adam rejimi getirmek istediler. Ben sandığa gittim hayır oyu kullanarak demokrasiyi savundum diye onurlu bir söylemde bulunmak istiyorsanız hayır oyu kullanacaksınız. Evet’in vebali çok ağırdır arkadaşlar. Zaten onlar da neden Evet oyu kullanılmalı onu anlatamıyorlar. Oysa çıkıp vatandaşın önüne zaten bütün televizyonlar emrinizde günün 24 saati kullanıyorsunuz zaten. Vatandaşa neden evet oyu kallanması gerektiğini anlatın. Bakın devletin forsunu kullanıyorlar devletin arabalarını kullanıyorlar, devletin uçaklarını kullanıyorlar devletin televizyonlarını kullanıyorlar, devletin paralarını kulanıyorlar ve biz maduruz diyorlar. Ya biz? Devletin parasını arabasını kullanmıyoruz. Uçaklarını kullanmıyoruz. Televizyonlar zaten bizi hiç çıkarmıyor. Devlet televisyonları aynen. Yazı yazdım telefon ettik ya arkadaş bizi niye çıkarmıyorsun. Benim vergimle sen TRT’de yayın yapıyorsun bizi niye çıkarmıyorsun. İzin alamıyorlar. Nereden izin alacaksın kardeşim. Sen tarafsız yayın yapacaksın. A’yı çıkarıyorsan B’yi de çıkaracaksın beraber çıkacaklar veya ayrı ayrı çıkacaklar. Şimdi biz mi maduruz onlar mı madur. Ama söyledim ya ben bu milletin ferasetine güveniyorum. Bu milletin vatan, bayrak sevgisine güveniyorum” diye konuştu.

cbgAds.AdsInline(1891);

Zekai Aksakallı, El Bab’da suikast girişiminden kurtulmuş

Özel Kuvvetler Komutanı (ÖKK) Korgeneral Zekai Aksakallı’nın, Suriye’de yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı’nın ilk günlerinde Azez’de suikast girişiminden son anda kurtulduğu ortaya çıktı. Aksakallı Paşa’ya doğru yürüyen canlı bombayı bir yüzbaşının durdurduğu belirlendi.

Türkiye’nin Suriye sınırını kontrol altına almak ve güvenli hale getirmek için başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı’nda Zekai Aksakallı, 24 Ağustos 2016’da başlayan harekatın ilk günlerinde bombalı suikast girişiminden son anda kurtulduğu öğrenildi.

Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar’ın yazdığı “Özgür Şehit” adlı yeni kitabında bu bordo berelilerin başındaki Aksakallı Paşa’nın başından geçen suikast girişimi bütün detayları ile anlattı.

“YUMRUĞU BURNUNA ÇAKTI!”
Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, Ağar, suikast girişimini şöyle anlattı:

“Gerçekten de ortalık çok karışık, kimin eli kimin cebinde belli değildi. Kimse bilmez, ama Aksakallı Paşa bile, bir intihar saldırısından ramak kala kurtulmuştu. Bir gün Azez’deydiler. Komutan ÖSO’nun kurduğu kontrol noktalarından birinde durmuş, ne yaptıklarını, nasıl yaptıklarını görmek istemişti. Bu anlarda yanlarına yerel kıyafetler içinde orta yaşlı bir adam (!) yaklaşmıştı. Adamın üzerine kuşandığı intihar feda yeleğini ve parmağının altındaki patlatma düzeneğini son anda fark etmişlerdi. Komutanın yanındaki deli göz yüzbaşı atak davranmış, burnuna yumruğu çaktığı gibi adamı yere indirmişti. Adam ayılıncaya kadar da üzerindeki bomba düzeneğini bozmuşlardı.

Anlık, apansız bir olaydı. Buralar böyleydi. Burası, insanlık tarihinin en kanlı ve en kirli savaşının yaşandığı Suriye’ydi ve bütün tehdit okları Türkiye’yi ve Türk askerini gösteriyordu. Hemen herkes DEAŞ ve PKK’yı bilirdi ya, eylemi gerçekleştirmeye çalışan canlı bomba DEAŞ’lı değil, başka bir örgüttendi.”