233 yabancı savaşçıya operasyon

Son bir yıl içinde, kendi ülkelerine veya başka ülkelere gitmek isteyen 233 “yabancı savaşçı”, Suriye’den Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra polis tarafından yakalandı.

Habertürk Haber Merkezi’nden Neşet Dişkaya’nın haberine göre; Terör örgütü ile bağlantısı olduğu belirlenen 63 kişi tutuklandı. Daha önce DEAŞ’a katılmak için Türkiye’ye gelen yabancıların peşine düşen güvenlik güçleri, şimdi ise DEAŞ’tan kaçan ve Türkiye üzerinden ülkelerine dönmek isteyen yabancı savaşçıları yakalamak için ardı ardına operasyon yapıyor.

69 OPERASYONDA 233 KİŞİ YAKALANDI

Son olarak İngiltere’nin Manchester kentinde bulunan konser salonunu kana bulayan terör örgütü DEAŞ’dan büyük kopmaların olduğu belirtildi. Özellikle DEAŞ’ın kanlı eylemlerde kullandığı yabancı savaşçıların kaçmaya başladığı iddia edildi. DEAŞ’ın elinde tuttuğu topraklar azaldıkça örgütten ayrılmaya başlayan yabancı savaşçıların Türkiye’ye kaçtığı ileri sürüldü. “Yabancı savaşçıların”, kaçakçılar tarafından sınıra kadar getirildiği ve sınırı geçer geçmez ise güvenlik güçleri tarafından yakalandığı bildirildi. Kilis Emniyet Müdürlüğü’nün yabancı savaşçılar için geniş bir istihbarat ağı kurduğu öğrenilirken polis son bir yıl içinde 69 operasyon ile DEAŞ’tan kaçan 233 savaşçıyı yakaladı. Yabancı savaşçıların yanında 51 çocuğun da bulunduğu belirtildi.

ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Temsilcisi Brett McGurk’den Türkiye açıklaması

Pentagon basın toplantısında konuşan ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Temsilcisi McGurk, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kendisi için söylediği “Teröre destek veriyor,” tepkisine cevap verdi.

DHA’nin haberine göre, ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Temsilcisi Brett McGurk, Türkiye’nin en çok ziyaret ettiği ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, “Türkiye kritik bir ortağımız, Türkiye olmazsa DEAŞ’ı yenemeyiz,” dedi.

McGurk “Rakka operasyonundan sonra istikrarı sağlama sürecinde Türkiye ile yakın işbirliği içinde olacaklarını” belirtti.

McGurk, “Türkiye olmadan bunu yapamayız, her gün onlarla birlikte çalışıyoruz. Her koalisyon ortağıyla olduğu gibi, onlarla da bazı farklılıklarımız var. Ama çok yakın müttefikiz ve sorunları her zaman çözebiliriz” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Brett McGurk’e “Teröre destek veriyor, kesinlikle değiştirilmesinde fayda var” yorumunun hatırlatılması üzerine McGurk, “Bakan Tillerson’ın yakın ilişkiler içinde olduğu bir mevkidaşı” olarak tanımladığı Çavuşoğlu için, “Taktiksel farklılıklarımız olabilir, Dışişleri Bakanı’na büyük saygım var” dedi.

"MCGURK DEĞİŞMELİ"
Trump yönetimi Obama yönetiminde farklı. Buradaki farkı biz görüyoruz. Ancak bölgedeki kişilere baktığımızda, bunlar Obama yönetimindeki kişiler. Dolayısıyla arazideki bu kişilerin yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Ama arazide bu kişiler oldukça bazı riskler oluşabilir.
McGurk (ABD’nin DEAŞ’la mücadele temsilcisi) daha önce ödül de aldı bu teröristlerden. Burada YPG ve PKK’ya net bir şekilde destek veren bir kişidir. Biz Tillerson’a dostane uyarıları yaptık. Bu kişi kesinlikle YPG ve PKK’ya destek vermektedir. Bu kişinin değişmesi gerekmektedir.

“TÜRKİYE’NİN KAYGILARINI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN ÖNLEM ALIYORUZ”

Amerikan Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford da, Türkiye ile görüş ayrılığı yaşanıp yaşanmadığıyla ilgili soruya, “Bunu askeri bir bakış açısıyla cevaplayacağım. İlk olarak, Türkiye bizim önemli bir müttefikimiz ve Türkiye ile uzun vadeli ilişkimiz kritik öneme sahip. Bunu koruyacağız,” diye cevap verdi.

Türkiye ile yakın ilişkilerin sürdürülmesi için çok sayıda üst düzey ziyaret gerçekleştirildiğini hatırlatan Dunford, “Rakka’yı ele geçirmenin en iyi yolunun ne olduğuyla ilgili farklı görüşlerimiz vardı. Biz tek olası yöntemin Suriye Demokrat Güçleri’yle olduğu görüşündeydik. Şimdi sahada Türkiye’nin kaygılarını ortadan kaldırmak için önlemler alıyoruz, örneğin silahların PKK’nın eline geçmemesi ya da Türkiye’ye gitmemesi gibi. Türklere şeffaflık sağlıyoruz. SDG’ye sağladığımız askeri teçhizatın sadece Rakka’da kullanılmasının, başka yere gitmemesinin önlemini alıyoruz,” ifadelerini kullandı.

‘ABD’nin YPG’ye silah sevkiyatı başladı’ iddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye’de çatısını PKK’nın uzantısı PYD/ YPG’yi ağır silahlarla donatma kararının ardından silahların Tabka Barajı yakınlarındaki YPG’ye bugün ulaştığı iddia edildi.

Lübnan merkezli El Masdar’ın aktardığı habere göre çatısını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Cihan Şeyh Ahmed, “Bu olumlu bir adım. Umuyoruz ki bu destek Rakka’nın özgürleştirilmesi için ve DEAŞ’la mücadele için yeterli olacaktır.” dedi.

Reuters’ın haberine göre ise bir SDG yetkilisi, Beyaz Saray tarafından YPG’ye yollanması onaylanan silahların sevkiyatının henüz başlamadığını, silahların yakında varacağını söyledi.

Yetkili, ABD öncülüğündeki koalisyonun, Rakka operasyonu başladığında zırhlı araçlar da dahil olmak üzere kendilerine silah tedarik etmesini beklediklerini ifade etti.

Trump’ın YPG’yi ağır silahlarla donatma kararı Türkiye’den tepki çekmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “YPG kaosu fırsata çevirmeye çalışıyor. Suriye ve Irak’ta her gelişme, bizim için doğrudan milli güvenlik meselesidir. Bizler müttefiklerimizin, terör örgütlerinin değil, bizim yanımızda yer almayı tercih edeceklerine inanmak istiyoruz. Bu konudaki tavrımızı, alınan kararla ilgili endişelerimizi 16 Mayıs’ta Başkan Trump ile yapacağımız görüşmelerde ayrıntılı şekilde kendilerine de bizzat ifade edeceğim. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli. DEAŞ ile mücadele terör örgütü ile olmaz” demişti.

TSK: 112 terörist etkisiz hale getirildi

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamada; “Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak maksadıyla; yurt içerisinde bölücü terör örgütüne (BTÖ) karşı azimli ve kararlı mücadelesini sürdürürken, Fırat Kalkanı Harekât bölgesinde güvenliğin sağlanması ve bölgede terör nedeniyle göç etmiş halkın geri dönüşüne destek kapsamındaki faaliyetleri yürütmeye devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Yapılan operasyonlarla ilgili olarak, “Teröristle Mücadele Harekâtı kapsamında; geçtiğimiz hafta içerisinde (20 – 28 Nisan 2017) BTÖ’nün sürekli barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergâhı olarak kullanması sebebiyle büyük önem taşıyan bölgeleri (özellikle Hakkâri, Şırnak, Tunceli, Diyarbakır, Batman, Kars) teröristlerden temizlemek ve bahar/yaz dönemine yönelik hazırlıklarını kısıtlamak maksadıyla başlatılan operasyonlara aralıksız devam edilmiş, bu kapsamda; Şırnak / Beytüşşebap, Bestler-Dereler, Hakkari / Yüksekova, Siirt / Pervari, Diyarbakır / Lice, Kulp, Mardin / Dargeçit, Tunceli / Aliboğazı, Bitlis / Merkez ve Kars / Sarıkamış-Kağızman bölgelerinde orta çaplı operasyonlar icra edilmiş, icra edilen operasyonlarda; 112 terörist etkisiz hale getirilmiş, 53 piyade tüfeği, 2 makineli tüfek, 6 RPG-7 roketatar, 1 adet 60 mm havan, 4 keskin nişancı tüfeği, 1 SA-18 güdümlü füze mühimmatı, 2 tabanca/makineli tabanca ve 78 el bombası ele geçirilmiş, 109 EYP tespit edilerek imha edilmiş, 7.440 kg amonyum nitrat, çok miktarda değişik çap ve cinste mühimmat ile EYP yapımında kullanılan kablo, fünye ve patlayıcı madde ele geçirilmiş, teröristler tarafından kullanılan 69 sığınak, barınak, mağara ve depo bulunarak kullanılamaz hale getirilmiş, BTÖ’nün en önemli finansal kaynaklarından olan uyuşturucu üretimi, ticareti ve kaçakçılık ile mücadeleye yönelik icra edilen operasyonlar ve hudut hattında alınan tedbirler neticesinde; 50 kg toz esrar, 579 kg kubar esrar, yaklaşık 4 kg uyuşturucu ve 26.200 paket kaçak sigara ele geçirilmiş, Etkili hudut denetim ve kontrolleri sonucunda sınırlardan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 4.765 kişi yakalanmış, 12 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 15 kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır.” bilgileri kamuoyu ile paylaşıldı.

Açıklamada, “Bu hafta özellikle Şırnak / Beytüşşebap, Bestler-Dereler, Hakkâri / Yüksekova, Siirt / Pervari, Diyarbakır / Lice – Kulp, Mardin / Dargeçit, Tunceli / Aliboğazı, Bitlis / Merkez ve Kars / Sarıkamış-Kağızman bölgelerinde yürütülen orta çaplı operasyonlar sonucunda bölücü terör örgütüne ağır kayıplar verdirilmiştir. Yürütülen başarılı ve kararlı operasyonlar ile tespit edilen sığınaklarda ele geçirilen silah, mühimmat ve patlayıcı madde yapımında kullanılan malzemeler imha edilmiş, bu sayede bölücü terör örgütünün bölgedeki hain emellerinin ve saldırı planlarının önüne geçilmiştir. Bölücü terör örgütünün önemli gelir kaynaklarından olan uyuşturucu ve kaçakçılık faaliyetleri, hudut hattında alınan etkili tedbirlerle engellenmeye devam edilmiştir. Hudut bölgelerinde alınan tedbirler sayesinde hafta içinde yaklaşık 5000 kişi yakalanmış ve çok miktarda uyuşturucu madde ve kaçak sigara ele geçirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri; 2017 yılının başından itibaren sürdürdüğü kararlı duruşla ve özellikle kış aylarından itibaren yürütülen başarılı operasyonlarla bölücü terör örgütüne büyük kayıplar verdirmek suretiyle bölücü terör örgütü üzerindeki baskısını artırmaktadır. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini temin etmek için en son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar kararlı mücadelesine devam edecektir.” ifadelerine yer verildi.

Suriye kuzeyinde icra edilen harekât kapsamında ise; “Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdidi ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak, sivilleri korumak ve sivillerin yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek maksatlarıyla icra edilmekte olan harekâtta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskûn mahal ve 2.015 km’lik alan kontrol altına alınmıştır. Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken; PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir.” denildi.

Yapılan açıklamada “Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, milli birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü hedef alan başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kesintisiz olarak sürdürecektir. Millî varlığımızın ve bölünmez bütünlüğümüzün koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve millî birliğimizin korunması için kararlı duruşuyla kendisine verilecek her türlü görevi yerine getirecek güç ve kudrete sahiptir.” ifadeleri kullanıldı.

cbgAds.AdsInline(1891);

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: "Bizi buna mecbur bıraktılar"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AKPM’nin siyasi denetim kararı ve Kuzey Irak ile Kuzey Suriye’ye düzenlenen operasyon ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Çavuşoğlu’nun konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

“Parlamentonun aldığı bu karar bundan sonraki işbirliğimizi zayıflatan bir karardır. İlişkilerimizi yeniden gözden geçireceğiz. Bizi buna mecbur bıraktılar. Ben bunu arzu etmezdim. İlişkilerin iyi olması için esasen de çok çaba gösterdim. Avrupa ülkelerinde artan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı bu kurumlara da yansıdı. AKPM’deki vekiller, ulusal meclislerden geliyor ve Türkiye karşıtlığını AKPM’ye yansıtıyorlar. Bu vekillerin bir kısmı PKK’ya çok ciddi bir şekilde destek veriyor.”

SİNCAR’A DÜZENLENEN HAVA OPERASYONU

“Bize yönelik tehditlere karşı operasyon yapacağımızı herkese söylüyoruz. DEAŞ’a da PKK’ya da YPG’ye de yapacağız. Bu bölgede operasyon yapacağımızı ABD’ye bildirdik. Askerlerini sınırımızdan 20-30 km güneye çekmelerini de söyledik. Aramızdaki anlaşma gereği, operasyondan 2 saat önce bunun bilgisini paylaştık. Bu bilgiyi koalisyonun Katar’daki koordinasyon merkeziyle paylaştık. Rusya’nın Suriye’deki harekat merkeziyle de paylaştık. Dolayısıyla burada bilgi paylaşımı yok diyorsa bir kimse, ben ona katılmıyorum. Son birkaç hafta içinde ABD’li dostlarımızla burada operasyon yapacağımızı paylaştık. Türkiye burada şeffaf davranıyor. Bizim gizli ajandamız yok. Buradan teröristler Türkiye’ye giriyor. Tünel kazıyorlar. En son Diyarbakır saldırısında bunu gördük. Burada bir tehdit varsa, bizim ne yapmamız lazım? Biz milli güvenliğimizi, tehditleri bertaraf ederek, güvenliği sağlamak için her türlü tedbiri almakla sorumluyuz. Çok bedeller ödedik. Bundan sonra daha kararlılıkla, terör örgütleriyle mücadelemiz devam edecek. Dostlarımızdan beklentimiz Türkiye’ye destek olmalarıdır. Burada bir meşru müdafaa vardır. Bu hukuk dışı da değildir, gayet ölçülüdür.”

Fransa’da saldırı: 1 polis öldü, 2 polis yaralandı! SON DAKİKA HABERLERİ

Fransa’da Şanzelize Caddesi yakınlarında terör saldırısı meydana geldi. Reuters’ın Fransa İçişleri Bakanlığı’na dayandırdığı bilgiye göre; kalaşnikoflu saldırıda 1 polis öldü, 2 polis yaralandı.

Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlenirken Fransa Cumhurbaşkanı Hollande “Saldırı terörle bağlantılı” açıklamasını yapmıştı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaralı polislerden birinin daha öldüğü iddiasını yalanlarken Şanzelize Caddesi trafiğe kapatıldı. 

Reuters’ın aldığı bilgiye göre, polis yetkilileri iki saldırgandan birinin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Polis, caddeden uzak durulması yönünde çağrı yaparken saldırganın indiği araçta parmak izi tespiti için çalışma başlatıldı.

İKİNCİ ŞÜPHELİ İÇİN TUTUKLAMA KARARI

Kaçan diğer saldırganın yakalanması için operasyon sürerken Belçika’dan trenle Fransa’ya giriş yaptığı bildirilen ikinci şüpheli için tutuklama kararı çıkarıldı.

Paris Polis Sözcüsü Johanna Primevert AP’ye yaptığı açıklamada saldırganların Franklink Roosevelt metro istasyonunun yakınında bulunan ve bölgeyi koruyan polislere saldırdığını belirtti.

SALDIRGANIN EVİ ARANDI

Paris polisi, ölen saldırganın Paris’in doğusunda bulunan evini aradı. Ölen saldırganın güvenlik güçleri tarafından zaten takip edilen bir isim olduğu belirtiliyor.

Teröristin 1977 doğumlu olduğu ve 16 yıl önce polislere yine saldırıda bulunduğu bildirildi. 

PARİS’TEKİ SALDIRI ANI MI?

Şanzelize Bulvarı yakınlarındaki saldırının ardından bir görgü tanığı tarafından çekilen videoda polis minibüsünün yanındaki silahlı çatışma görülüyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El-Cezire’ye konuştu

Katar Merkezli El-Cezire Televizyonu’na konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan referanduma ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan’ın açıklamalarında Almanya Başbakanı Merkel’le ilgili söyledikleri dikkat çekti. Erdoğan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in kendisini tebrik için henüz aramadığını belirterek “Bunu bir suçluluk psikolojisi olarak değerlendirebiliriz” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ” Türkiye rejim tercihini 1923’te cumhuriyetle yapmıştır. Ondan sonra Türkiye’nin böyle bir tercihi yoktur. Şu anda atılan adım, sadece bir yeni yönetim sistemidir, pazar günü yaşadığımız budur.” dedi.

Erdoğan, Katar Merkezli El-Cezire Televizyonu’na verdiği mülakatta pazar günü yapılan halk oylaması, bundan sonra atılacak adımlar, Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik baskıları ve ABD Başkanı Donald Trump’la gerçekleştirdiği telefon görüşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Halk oylamasından evet sonucu çıkmasının ardından acilen atılacak adımların neler olacağıyla ilgili soruya Erdoğan, “Öncelikle, dezenformasyon ya da olumsuz kampanya yürütmek suretiyle bu işi bir diktatörlük vesaire gibi nitelendirme gayreti içinde olanlar ya da rejim değişikliği gibi yaklaşım gösterenlere karşı şöyle bir ifadem olacak; Türkiye rejim tercihini 1923’te cumhuriyetle yapmıştır. Ondan sonra Türkiye’nin böyle bir tercihi yoktur. Şu anda atılan adım, sadece bir yeni yönetim sistemidir, pazar günü yaşadığımız budur. Çünkü sistem içinde çok ciddi tıkanıklıklar var, bu tıkanıklıklar Türkiye’nin çok daha süratle büyümesini engelleyen tıkanıklıklardır. 14-15 yıllık iktidarımız döneminde bunları biz yaşadık. Üç kat büyüme sağlamış olmamıza rağmen biz diyoruz ki, daha fazla büyüme imkanımız varken niye üç kat büyümeyle bunu geçiştirelim. Ayaklarımızda prangalar var, tabii bu prangaları kesip atmadıktan sonra bunu sağlayamazsınız.” cevabını verdi.

cbgAds.AdsInline(1751);

Binali Yıldırım’dan bedelli askerlik açıklaması! Bedelli askerlik 2017, bedelli askerlik olacak mı?

Başbakan Binali Yıldırım, “Biz ‘hayır’ grubunun başını çeken Sayın Kılıçdaroğlu gibi korku anlatmıyoruz, endişe, karamsarlık pompalamıyoruz.” derken bedelli askerlikle ilgili iddialara net yanıt verdi.

Yıldırım, TRT’nin ortak canlı yayında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

“Fırat Kalkanı Harekatı sonrasında ihtiyaç olması halinde yeni bir harekat başlatılacak mı?” sorusuna Yıldırım, “Bundan sonra icap ederse. Nasıl icap edecek? Sınırlarımıza, can ve mal güvenliğimize bir tehdit olursa sınırlarımız dışında ona müdahale etme hakkımız her zaman saklıdır. Şartlar oluşursa, lüzum hasıl olursa gayet tabii bu operasyon da devam eder, onun adı da başka bir şey olur.” diye cevap verdi.

“Mevcut tabloya baktığınızda yakın zamanda böyle bir gereksinim olacak mı?” sorusu üzerine ise Yıldırım, “Takip ediyoruz, olabilir. Birtakım konular var, potansiyel gelişmeler olabilir. Ona karşı her zaman hazırlıklıyız.” dedi.

Yıldırım, ABD’nin DEAŞ’la mücadele için verdiği tanksavarların Türkiye sınırında, Türk askerlere karşı kullanılmasına ilişkin şunları kaydetti:

“Biz de bunu söylüyoruz. Siz DEAŞ’la mücadele için silah gönderiyorsunuz. Ağır silahlar, gelişmiş silahlar gönderiyorsunuz. İyi tamam gönderin bir şey demiyoruz ama o silahların yarısı PKK’ya gidiyor. PKK da ülkemizde güvenlik güçlerimize, vatandaşlarımıza o silahları doğrultuyor, bize zarar veriyor. Dost, müttefik, 50 yıldır bir dost olan ülkenin bunu yapmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim anlattığımız bu. Başka bir şey söylemiyoruz.”

Washington Post’ta PYD propagandası!

Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan ve DEAŞ’a karşı PKK/ PYD saflarında savaşmaya giden iki komünist Amerikalının yaşadıklarının aktarıldığı haber terör örgütünü “meşru” ve “barışçıl” gösterdiği gerekçesiyle tepki çekti.

Washington Post gazetesinin internet sitesinde, önceki gün Liz Sly imzasıyla “İki Amerikalı Marksist, DEAŞ’a karşı ön saflarda nasıl yaralandı” başlığıyla bir haber yayınladı.

Haberde, Frace Belden (27) ve Lucas Chapman (21) adlı kendilerini komünist olarak tanımlayan iki Amerikalının, Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD saflarına “komünizm idealini tecrübe etmek” için nasıl katıldıkları anlatıldı.

Belden ile Chapman’ın, bir yandan “Amerikan kapitalizmine karşı” dururken, öte yandan Amerikan ordusuyla yan yana savaşan PKK/PYD kamplarında yaşadıkları arasındaki “hayal kırıklığı” ve “ikilemlere” vurgu yapılan haberde, iki Amerikalının izlenimlerine detaylı şekilde yer verildi.

PKK/PYD MEŞRU BİR YAPILANMA GİBİ SUNULDU

Ancak haberde terör örgütü olan PKK/PYD’nin, terör örgütü DEAŞ’a karşı savaşan “meşru” ve “barışçıl” bir yapılanma gibi anlatılması tepki çekti. Özellikle 2016’da çok sayıda Amerikalının Suriye’nin kuzeyine DEAŞ’la mücadeleye katılmak üzere gittiği ve bunun Amerikan yasalarına aykırı olmadığı ifade edilen haberde, Belden ve Chapman’ın da büyük beklentilerle PKK/PYD saflarına katıldığı anlatıldı.

Washington’daki bir üniversiteden yeni mezun olan Chapman’ın ve San Francisco’da daha önce çiçekçilik yapan Belden’ın ağzından aktarılan “Burası çok sıkıcı. Savaşla ilgili söyledikleri şey doğruymuş; yüzde 10 aksiyon oluyor, yüzde 90 bir şey olmasını bekliyorsunuz.” sözleri de dikkat çekti.

PKK/PYD’nin “Suriye’de sadece DEAŞ’a karşı savaşan bir örgüt” olarak sunulduğu haberde, örgütün diğer Kürt gruplara uyguladığı belirtilen baskı ve savaş suçu iddialarına ise yer verilmedi.

ABD’nin “dolaylı olarak” destek verdiğini kabul ettiği PKK/PYD’nin Marksist bir yapılanma olması ABD Kongresinde de birçok kez tartışma konusu oldu.

Son olarak 9 Mart’taki oturumda Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel’e, “ABD’nin Marksist/Komünist PYD’ye çok fazla destek verip vermediği ve bunun hem Türkiye hem de PYD’nin ajandasını desteklemeyen diğer Kürt gruplarla ilişkileri olumsuz etkileyip etkilemeyeceği” sorusunu sormuştu.

DAHA ÖNCE CENTCOM’UN PAYLAŞIMLARI TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Daha önce de CENTCOM’un Twitter hesabından yaptığı ve özellikle PKK/PYD’nin küçük yaştaki savaşçılarının “tanıtımını yaptığı” paylaşımları tepki çekmiş, PKK’nın hem ABD hem de AB tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği ve PYD’nin de PKK’nın Suriye uzantısı olduğu dile getirilmişti.

Buna karşılık şu ana kadar PYD’nin PKK ile bağını kabul etmeyen ABD yönetiminin, özellikle Rakka operasyonu kapsamında PYD’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adlı oluşuma silah ve mühimmat desteği vermeye devam ettiği biliniyor.

20 Ocak’ta başkanlık görevini devralan ve DEAŞ’la mücadelede yeni bir plan hazırlanması talimatı veren Donald Trump’ın, DEAŞ’a karşı mücadelede PYD ile işbirliğini nereye konumlandıracağı merak ediliyor.

cbgAds.AdsInline(1891);

Washington Post’ta PYD propagandası!

Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan ve DEAŞ’a karşı PKK/ PYD saflarında savaşmaya giden iki komünist Amerikalının yaşadıklarının aktarıldığı haber terör örgütünü “meşru” ve “barışçıl” gösterdiği gerekçesiyle tepki çekti.

Washington Post gazetesinin internet sitesinde, önceki gün Liz Sly imzasıyla “İki Amerikalı Marksist, DEAŞ’a karşı ön saflarda nasıl yaralandı” başlığıyla bir haber yayınladı.

Haberde, Frace Belden (27) ve Lucas Chapman (21) adlı kendilerini komünist olarak tanımlayan iki Amerikalının, Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD saflarına “komünizm idealini tecrübe etmek” için nasıl katıldıkları anlatıldı.

Belden ile Chapman’ın, bir yandan “Amerikan kapitalizmine karşı” dururken, öte yandan Amerikan ordusuyla yan yana savaşan PKK/PYD kamplarında yaşadıkları arasındaki “hayal kırıklığı” ve “ikilemlere” vurgu yapılan haberde, iki Amerikalının izlenimlerine detaylı şekilde yer verildi.

PKK/PYD MEŞRU BİR YAPILANMA GİBİ SUNULDU

Ancak haberde terör örgütü olan PKK/PYD’nin, terör örgütü DEAŞ’a karşı savaşan “meşru” ve “barışçıl” bir yapılanma gibi anlatılması tepki çekti. Özellikle 2016’da çok sayıda Amerikalının Suriye’nin kuzeyine DEAŞ’la mücadeleye katılmak üzere gittiği ve bunun Amerikan yasalarına aykırı olmadığı ifade edilen haberde, Belden ve Chapman’ın da büyük beklentilerle PKK/PYD saflarına katıldığı anlatıldı.

Washington’daki bir üniversiteden yeni mezun olan Chapman’ın ve San Francisco’da daha önce çiçekçilik yapan Belden’ın ağzından aktarılan “Burası çok sıkıcı. Savaşla ilgili söyledikleri şey doğruymuş; yüzde 10 aksiyon oluyor, yüzde 90 bir şey olmasını bekliyorsunuz.” sözleri de dikkat çekti.

PKK/PYD’nin “Suriye’de sadece DEAŞ’a karşı savaşan bir örgüt” olarak sunulduğu haberde, örgütün diğer Kürt gruplara uyguladığı belirtilen baskı ve savaş suçu iddialarına ise yer verilmedi.

ABD’nin “dolaylı olarak” destek verdiğini kabul ettiği PKK/PYD’nin Marksist bir yapılanma olması ABD Kongresinde de birçok kez tartışma konusu oldu.

Son olarak 9 Mart’taki oturumda Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel’e, “ABD’nin Marksist/Komünist PYD’ye çok fazla destek verip vermediği ve bunun hem Türkiye hem de PYD’nin ajandasını desteklemeyen diğer Kürt gruplarla ilişkileri olumsuz etkileyip etkilemeyeceği” sorusunu sormuştu.

DAHA ÖNCE CENTCOM’UN PAYLAŞIMLARI TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Daha önce de CENTCOM’un Twitter hesabından yaptığı ve özellikle PKK/PYD’nin küçük yaştaki savaşçılarının “tanıtımını yaptığı” paylaşımları tepki çekmiş, PKK’nın hem ABD hem de AB tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği ve PYD’nin de PKK’nın Suriye uzantısı olduğu dile getirilmişti.

Buna karşılık şu ana kadar PYD’nin PKK ile bağını kabul etmeyen ABD yönetiminin, özellikle Rakka operasyonu kapsamında PYD’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adlı oluşuma silah ve mühimmat desteği vermeye devam ettiği biliniyor.

20 Ocak’ta başkanlık görevini devralan ve DEAŞ’la mücadelede yeni bir plan hazırlanması talimatı veren Donald Trump’ın, DEAŞ’a karşı mücadelede PYD ile işbirliğini nereye konumlandıracağı merak ediliyor.

cbgAds.AdsInline(1891);