Galatasaraylı Rodrigues, Serdar Aziz ve Ndiaye, Trabzonspor’a karşı forma giyebilecek

Fenerbahçe maçında belini tutarak kenara gelen Serdar Aziz’le, maç sonu ayağındaki bandajla stadı terk eden Badou Ndiaye’nin durumlarının iyi olduğu ve Trabzon karşısında oynayabilecekleri öğrenildi. Ancak Tudor’un henüz tam kararını vermese de performansından memnun olduğu Jason Denayer’i Maicon’la birlikte savunmanın göbeğinde oynatıp Serdar’ı yedek soyundurabileceği bildirildi.

RODRIGUES MÜJDESİ
Konya deplasmanında yaşadığı adale zorlanması sebebiyle maçı yarıda bırakan ve Fenerbahçe derbisinde riske edilmeyen Rodrigues’in, Trabzonspor deplasmanında forma giyebileceği öğrenildi. Dün sabah yapılan kontrollerde durumunun daha da iyi olduğu anlaşılan ve pazar günkü maça kadar tamamen hazır duruma gelmesi beklenen Rodrigues, Tudor’un şans vermesi durumunda ilk 11’e geri dönecek. Hırvat hoca, Rodrigues’i yeniden sağ kanatta oynatırsa, bu bölgedeki Feghouli kırmızı kart cezalısı olan Belhanda’nın yerine 10 numaralı bölgeye kayacak. Tudor, Belhanda’nın boşluğunu Selçuk İnan’la da doldurabilir. Genç hoca, iki opsiyon arasında tercih yapacak.

galatasaray
Serdar Aziz
Badou NDiaye

Aziz Yıldırım ve Işık Eyigüngör için hapis istemi

Habertürk Haber Merkezi’nden Arzu Kaya’nın haberine göre; Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Yakın Doğu Üniversitesi Başkanı Işık Eyigüngör arasında basketbol maçında gerçekleşen ‘vurma’ olayıyla ilgili savcılık soruşturmasını tamamladı. Eyigüngör’e tokat atan Yıldırım hakkında “kasten yaralama” suçundan 1 yıla, Yıldırım’a vurmaya çalışan Eyigüngör hakkında ise “kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan 9 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. Savcılık ayrıca yargılama sonucunda hüküm verilmesi halinde 2 ismin de seyirden yasaklanmalarını talep etti.

Kadınlar Basketbol Ligi Play – Off Final Serisi ilk maçında Yakın Doğu Üniversitesi ile Fenerbahçe arasında 7 Mayıs tarihinde oynanan maç öncesinde Aziz Yıldırım, Işık Eyigüngör’ün üzerine yürüyerek vurdu. Bu olay üzerine Eyigüngör Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı. Daha sonra Kadıköy Rıhtım Karakolu’na giden Işık Eyigüngör, Aziz Yıldırım’dan şikayetçi oldu. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı konuya ilişkin Aziz Yıldırım hakkında “kasten yaralama” suçundan soruşturma başlattı. Savcılıkta ifade veren Yıldırım da Eyigüngör’ün kendisine vurmaya çalıştığını belirterek şikayetçi oldu.

BİRİ VURDU, DİĞERİ VURMAYA TEŞEBBÜS ETTİ
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı her iki ismin de birbirinden şikayetçi olduğu olayla ilgili soruşturmasını tamamladı. Cumhuriyet Savcısı Z. Tecelli Akbulut tarafından hazırlanan iddianamede, Aziz Yıldırım’ın Işık Eyigüngör’e tokat attığı, Eyigünör’ün de Yıldırım’a vurmaya çalıştığı ancak araya girenlerin engel olduğu belirtildi. Yaşanan olayın görüntülerce sabit olduğu ve tarafların uzlaşmayı kabul etmediği kaydedildi.

HEM CEZA, HEM SEYİRDEN YASAKLAMA TALEBİ
Her 2 ismin de şüpheli olduğu soruşturmada, Aziz Yıldırım hakkında “kasten yaralama” suçundan 4 aydan 1 yıla, Işık Eyigüngör hakkında ise “kasten yaralamaya teşbbüs” suçundan 1 aydan 9 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. Savcılık ayrıca yargılama sonucunda hüküm verilmesi halinde Eyigüngör ve Yıldırım’ın seyirden yasaklanmalarını da talep etti.

cbgAds.AdsInline(1893);

"Alex’i statta görüntüleyemedik, Aziz Yıldırım bunu istemedi"

“Alex Camera 10, Türkiye’den Brezilya’ya” isimli belgeselin yönetmeni Carlos Adriano Rattmann, Alex de Souza’nın Fenerbahçe Ülker Stadı’nda görüntüsünü almak istediklerini ancak sarı-lacivertli kulübün buna izin vermediğini söyledi.

Brezilya’nın Curitiba şehrinde galası yapılan belgeselin yönetmeni Rattmann, projenin nasıl geliştiğini ve yaşadıkları zorlukları anlattı.

Belgeselin İstanbul’un etkileyici sahneleriyle başladığını belirten Rattmann, “Bütün Brezilya bunu görecek. Brezilyalılara gösterdiklerimizle onların Türkiye’ye gitmesini, aynı şekilde Türkiye’ye gösterdiklerimiz ile de insanların buraya gelmesini istiyoruz.” dedi.

Belgeselin bölümlerini çekmek için 2015 yılında İstanbul’a gittiklerini anlatan Rattmann, şöyle konuştu:

“Alex’i Fenerbahçe Ülker Stadı’nın içinde görüntülemek ve kazanılmasına yardımcı olduğu kupaların bulunduğu bölümü göstermek istedik. Yanımıza Curitiba’dan bir temsilci bile aldık. Alex’in Türkiye’ye vedasını onurlandırmak için Curitiba ve Fenerbahçe arasında bir maç oynanmasını teklif etmek istedik. Hem Alex’i statta görüntüleyemedik hem de bu maçı organize edemedik. Aziz Yıldırım, basitçe bunu istemedi.”

Rattmann, belgesel için Fenerbahçe’nin bir maçına gittiklerini, taraftarları stat dışında görüntülediklerini ve Alex’in heykelini çektiklerini kaydetti.

“FENERBAHÇE TV’DEN İÇERİK ALAMADIK”
Rattmann, belgeselde Alex’in arşiv görüntülerini kullanmak istediklerini ancak sarı-lacivertli kulübün buna izin vermediğini aktardı.

Brezilyalı futbolcunun gollerini, gördüğü saygıyı, evinin önünde taraftarların toplanmasını ve İstanbul’dan ayrılışını kliple göstermek istediklerini dile getiren Rattmann, “Bunu filmin içine dahil etmeye hazırız, ama bazı zorluklar yaşıyorum. Fenerbahçe TV’den bu içeriği almayı denedim ama Başkan izin vermedi. Yayıncı kuruluş ile anlaşmaya çalıştım ancak istenilen rakamlar çok yüksekti.” diye konuştu.

Türkiye’yi Alex sayesinde tanıdığını ve Brezilyalı futbolcuyu ziyarete gittiğinde tanık olduğu bir olayın kendisini çok etkilediğini söyleyen Rattmann, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul’da 2 yaşındaki oğlumun Alex’in kucağında bir fotoğrafını çektim. Ertesi gün bir pazara gittim ve insanlar nereden geldiğimi sordular. Brezilyalı olduğumu söylediğimde herkes ‘Alex de Souza’ dedi. Cep telefonumdan Alex’in oğlumla birlikte olan fotoğrafı satış elemanına gösterdim. Pazardakiler fotoğrafı gördüğünde, sarılıp beni öpmeye başladılar. Alex’i çok sevdiklerini gördüm.”

“ALEX, MADDİ HİÇBİR KONUYA KARIŞMADI”
Brezilya’nın çok büyük bir ülke olduğunu, birbirinden çok uzak eyaletlerde maçlar oynandığını aktaran Rattmann, “Çekimler bir internet kanalı için pahalı olmaya başladı. Ancak bu proje tamamen benim ve ortağımın bağımsız yapımı. Alex, belgeselin yapımında maddi hiçbir konuya karışmadı.” ifadelerini kullandı.

aziz yıldırım
fenerbahçe
alex

Aziz Yıldırım: Sadece Altınordu’yla bu işler yürümez!

Aziz Yıldırım’dan önemli mesajlar… Fenerbahçe’de dün Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleşen bayramlaşma törenine katılan başkan Aziz Yıldırım, futbolcuların ıslıklanmasından Milli Takım’a ve transferlere kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Başkan Aziz Yıldırım’ın açıklamaları şöyle;
“Adama 7 milyon Euro para verdik. 20. dakikada Ozan’ı ıslıklıyorlar. Sizler kötü yazıyorsunuz. Sosyal medya çok kötü yazıyor. Sonra yuhalıyorlar. Türkiye’de bu sosyal medya yüzünden eksen kayması var. Futbolcuların ayakları geri çekiliyor. Adam nasıl oynasın, sahada nasıl sorumluluk alsın! Ozan Tufan’a bu çocuğa bir sürü bonservis parası ödedik. ‘Geleceğin en iyi oyuncusu’ dedik. Ne oldu? Tu kaka yaptık hep beraber. Taraftar ‘Seninleyiz’ diyor, sonra yuhalıyor. 20 yaşında bu çocuk eli ayağı titriyor. Zaten temel yok bu çocuklarda. Toparlayıp mücadele etse ne olacak? Yabancılarda spor kültürü var. Yense de yenilse de alkışlıyorlar. Siz bir maç kötü oynuyor, sallıyorsunuz. Yol gösterme yok. Bizde spor kültürü yok.”

‘BİR ALTINORDU İLE BU İŞLER YÜRÜMEZ’
“Milli maç sonrası hep aynı şeyleri tartışıyorsunuz. Şener kötü, İsmail kötü, Mehmet Topal orada oynamaz, Ozan zaten kötü. Hep böyle yazılıyor. Sizce sorun bu mu? Sorun plan olmaması. Bizim planımız yok. Bunları hiç kimse konuşmuyor. TFF’nin, en tepeden başlayıp bütün ligleri yeniden düzenlemesi gerekiyor. Her takım bu sisteme göre hareket etmeli. Bir tek Altınordu ile bu işler yürümez. Bir Altınordu yetmez, çok Altınordu lazım. Sorun yabancı sayısı değil. Almanya, İsviçre, Belçika örnekleri var. Bunların hepsi planlar yaparak bugünlere geldiler. Almanya 2000 yılında batmıştı. Bizde de plan yapmak lazım.”

Prof. Dr. Aziz Ekşi: Plastik kaplardaki salça insan sağlığına zararlı

Devletin plastik ambalajlarda satılan salçalara koruyucu katkı maddelerinin karıştırılmasına izin vermesi üzerine açıklama yapan Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Salça konserve edilen gıdadır, konserve edilen gıdaya korucu katkı maddesi konulması yasaktır; zaten konulmasına gerek yok, ayrıca plastik kaplardaki salça tüketici sağlığını riske atar” dedi.

Prof. Dr. Aziz Ekşi, plastik ambalajlarda satılan salçalara koruyucu maddelerin karıştırılmasına izin verilmesi ve evde yapılan salçaların olumsuz yönleri üzerine açıklama yaptı. Alınan bu karar sonrasında Türkiye’nin imajının sarsılacağını belirten Prof. Dr. Ekşi, “Türkiye dünyada en modern salça teknolojisini uygulayan ülkelerden birisi, dünyada ilk 5’te yer alıyor. Siz eğer yalnız plastik kaplarda yapılan domates salçasına koruyucu katkı maddesi katılmasına izin verirseniz bunun maliyeti çok ucuzdur ama hijyen kalitesi düşüktür, sağlık açısından riski vardır. Dolayısıyla siz bu ucuz salçayla diğer ileri teknoloji uygulanarak üretilen salçanın dürüst rekabet koşullarında yarışmasını bekleyemezsiniz. Zamana bağlı olarak bütün firmalar koruyucu katkı maddesi katan yönteme yani plastikte salça üretmeye devam edebilirler ve Türkiye’nin dünyadaki olumlu imajı sarsılabilir. Öte yandan tüketici sağlığı da riske atılmış olur” diye konuştu.

“ENDÜSTRİYEL SALÇA, EVDE YAPILAN SALÇADAN DAHA KALİTELİDİR”

Endüstriyel salçanın evde yapılan salçadan her zaman kalite olarak daha üstün olduğunu bildiren Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Yapılan salçanın kalitesi açısından endüstriyel salça evde yapılan salçadan her zaman daha üstündür. Kalite açısından baktığımızda salçayı ya açık kazanlarda kaynatarak ya da güneşte bekleterek koyulaştırıyoruz. Eğer kazanda koyulaştırırsak çok koyu bir madde olduğu için karıştırması zor dolayısıyla salçanın kaba değen bölümlerinde yanma olması kaçınılmaz bu öncelikle rengin kararmasına, siyah lekelerin oluşmasına yol açar. Sıcaklık kontrol edilemediği için besin öğesi kaybı fazla olur. Eğer güneşte bekleterek bu işlemi yapıyorsak uzun süre açık havada bekletmek zorundayız. Havadaki toz, toprak,gaz,böcek, karınca gibi her şeye açıktır, dolayısıyla bir kontaminasyon söz konusudur. Ayrıca yine açık alanda uzun süre beklediği için oksidasyon olacaktır ve domatesin en değerli bileşeni olan likopenokside olup besin değeri azalacaktır” dedi.

“PLASTİK KAPLARDAKİ SALÇAYI ALMAYIN”

Bilinmeyen plastikte satılan herhangi bir gıdayı salça dahil satın almamanın en doğru davranış olduğunu aktaran Prof. Dr. Ekşi, “İster kaynatarak istersek güneşte koyulaştıralım geldiğimiz noktada içerisine fazla miktarda tuz konulması gerekir, tuz fazlalığı yüksek tansiyon ve onunla ilişkili bir çok hastalığın nedeni.Biz evde salça yaparak aynı zamanda sağlıksız beslenmeye yol açmış oluyoruz. Salçadaki bir takım uygulamalar örneğin eczanelerde domates tozu diye satılan salisilat (aspirin) koruyucu madde olarak kullanılıyor ki bu izinli bir katkı maddesi değildir, sağlık açısından zararlıdır. Evde yapılan salçanın olumsuz yanı ise genelde salçayı plastik kaplara koyuyoruz. Plastik kapların ne olduğunu bilmiyoruz. Yani gıda için kullanılmaya uygun olup olmadığını bilmiyoruz. Kullandığımız plastikten salçaya sağlığa zararlı maddeler geçmesi söz konusudur, bunlar genelde kanserojen bileşenlerdir. Bilinmeyen plastikte satılan herhangi bir gıdayı salça dahil satın almamak en doğru davranıştır” dedi.

“AB’NİN YÖNETMELİĞİNDE DE BENZOAT VE SALİSİLAT KATILAN GIDALAR ARASINDA SALÇA YOK”

2008 yılına kadar Türkiye’de salçalara katkı maddesi koyulmasının yasak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ekşi, “Hatta dünyada da yasaktı. Çünkü salçanın tanımına bakarsak salça;fiziksel yolla dayanıklı hale getirilen veya ısıl işlemle muhafaza edilen gıdadır. Yani bu ne demektir yalnızca fiziksel işlem uygulayarak, pastörize ederek muhafaza edilebilir. Şimdi bir ürünün tanımını böyle yapıp sonra kimyasal madde katılmasına izin verilmesi çok çelişkili bir durumdur. Öncelikle ürünün tanımına aykırıdır. Ayrıca AB’nin gıda katkı maddeleri yönetmeliğinde benzoat ve salisilat katılan gıdalar arasında domates salçası yoktur. Türkiye’de zorlama bir yorum yapılarak bu gruba alınmıştır. Yani salça, meyve ve sebze müstahzarlarından sayılmıştır. Oysa salça öyle bir gıda değildir. Tam tersi konserve edilen gıdalardan birisidir. Konserve edilen gıdalara koruyucu madde katılması yasaktır, zaten gerekmez” ifadelerini kullandı.

“ETİKETİNDE TR VE ÜRETİLDİĞİ İLİN TRAFİK KODUYLA BAŞLAYAN SAYI YOKSA O SALÇAYI ALMAYIN”

Marketten salça veya herhangi bir gıda alırken önce ambalajına bakmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ekşi, “Ambalajında deformasyon var mı?, ürün düzgün olmalı çarpık, deforme veya sızıntı olmaması gerekir. Daha sonra etiketi okumalıyız. Türkiye’de tüketicilerin etiket okuma alışkanlığı yeterli değil. Etiketi okurken öncelikle kayıt numarasına bakılmalı. Bu işletme Tarım Bakanlığı’na kayıt yaptırmış mı? TR ve üretildiği o ilin trafik koduyla başlayan bir sayıdır bu. Eğer bu numara yoksa o ürün merdiven altı, kayıt dışı üretimdir. Bu numara olmayan gıdaları kesinlikle almamalıyız. Daha sonra içindekiler bölümüne bakmak lazım. Her etikette gıdanın ne içerdiğinin yazılı olması lazım. Eğer salçanın içerik bölümünde E-200, 201, 202, 203 gibi sayı varsa veya sorbik asit, potasyum sorbat gibi koruyucu maddenin adı yazıyorsa bilinki bu salçada koruyucu madde vardır; zaten bu salça plastiktedir,diğerlerine katılması yasaktır. Tüketici bu durumu bilsin ama tercih kendisinindir” açıklamalarında bulundu.

“KOYU RENKLİ, TUZLU VE EKŞİ SALÇANIN KALİTESİ DÜŞÜKTÜR ÇÜNKÜ…”

Salçanın rengi ne kadar koyuysa, tuzu ne kadar fazlaysa ve ne kadar ekşiyse kalitesinin o kadar düşük olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ekşi şöyle konuştu: “Salçada tüketici algısının değişmesi gerekiyor. Kaliteli salçayı anlatmaya tüketici algısı büyük bir engel. Kaliteli salça dediğimizde renginin domatesten biraz koyu ama parlak kırmızı olması gerekir. Yanık siyah lekelerin bulunmaması lazım. Tuzu düşük olmalı ve koruyucu madde içermemeli. Ama evde salça yapıldığında bunların hepsi var. Çünkü ev kadınları evde salça yakarken şöyle düşünüyor; rengi ne kadar koyuysa, tuzu ne kadar fazlaysa ve ne kadar ekşiyse yemeğe o kadar tuz,ekşilik ve renk geçecektir dolayısıyla bu salça iyidir. Oysa bu salça iyi değil tam tersine kalitesi düşük salçadır. Öncelikle tüketicinin bunu bilmesi gerekir.Birde evde salça yaparken kadınlar domatesin suyunu atıyor. Yani domates parçalanıyor, domatesle su ayırıyorlar sıvı bölümü atılıyor. Biz ona serum ayrılması diyoruz. Bu aslında domatesin suda çözülen C vitamini ve mineral maddeler başta olmak üzere domatesin başlıca bileşenin kendi elimizle atılması demektir. Dolayısıyla besin değeri düşürülüyor,suyunu atmamak gerekir.”

cbgAds.AdsInline(2011);

Aziz Yıldırım: "Başarılar Fenerbahçe’nin, başarısızlıklar ise bizimdir"

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 2016-2017’ye göre gelecek sezonun kendileri açısından çok farklı geçeceğini savunarak, “Sonuna kadar şampiyonluk için çalışan, emek veren bir futbolcu grubunu oluşturacağız.” ifadesini kullandı.

Aziz Yıldırım, sarı-lacivertli kulübün resmi dergisinin temmuz ayı sayısındaki yazısında, başarıda ve başarısızlıkta tüm sorumluluğun kendisine ve yönetim kuruluna ait olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Başarılar Fenerbahçe’nin, başarısızlıklar ise bizimdir. Geçtiğimiz sezon futbolda yaşadıklarımız bize önemli tecrübeler kazandırdı. Mücadeleden vazgeçmenin, formayı terinin son damlasına kadar ıslatmamanın nedenlerini çok iyi analiz ettik. Söz veriyorum ki önümüzdeki sezon geçtiğimiz sezondan çok farklı olacak. Formasına ve armasına kendini adayan, mücadeleden asla vazgeçmeyen, sonuna kadar şampiyonluk için çalışan, emek veren bir futbolcu grubunu oluşturacağız.”

Futbol takımında teknik direktörlük görevine getirdikleri Aykut Kocaman’dan övgüyle bahseden Yıldırım, “Futbolculuğu ve teknik adamlığı sırasında Fenerbahçemize şampiyonluk ve kupalar kazandırmış, büyük başarılar elde etmiş, camiamızın bir parçası olan, gerek futbol bilgisi ve futbol adamlığına, gerekse de sağlam karakterine güvendiğimiz Sayın Aykut Kocaman’ı getirdik. Aykut Kocaman halen sürdüğüne inandığımız 3 Temmuz sürecinin ilk gününden itibaren önemli bir liderlik göstermiş ve futbol takımımızı bir arada tutarak, takımımızın dağılmasına müsaade etmemiş, 3 Temmuz davasını kendi davası olarak görmüş, bu davaya kendini adamış, saygıyı ve takdiri hak eden cesur yürekli bir Fenerbahçelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Aziz Yıldırım, Kocaman ile fikir alışverişi yaptıklarını da ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Aykut Kocaman ile harcadığımız ortak mesai neticesinde takımımızı hedeflerimiz doğrultusunda güçlendirmek adına bazı transferler gerçekleştirdik. Çalışmalarımız önümüzdeki günlerde de devam edecek ve taraftarımızın arzuladığı ölçülerde profesyonel futbol takımımız yeniden yapılandırılacaktır. Önümüzdeki sezonda futboldaki en büyük beklentimiz, 12 numaralı oyuncumuzdan, yani taraftarlarımızdandır, tıpkı erkek basketbol takımımızı THY Avrupa Ligi şampiyonu yaptıkları gibi tribünleri hınca hınç doldurmaları, takımlarının arkasında durarak stadımızı rakiplerimiz için, içinden çıkılmaz çelik bir kaleye çevirmeleridir.”

YARGITAY KARARI
Aziz Yıldırım, önlerindeki 1 yıllık yönetim süresince, Yargıtay kararının açıklanmasını beklediklerini aktardı.

Yargıtay kararından sonra gelecek sürecin önemine dikkati çeken Yıldırım, “Önümüzdeki 1 yıllık yönetim süremizde, heyecanla beklediğimiz Yargıtay kararının açıklanması da çok yüksek ihtimaldir. O karardan sonra Fenerbahçe tüm benliğiyle, kendisine 3 Temmuz kumpas ve tuzağını kuranlardan, bu köklü camiaya ihanet edenlerden, kumpasın tüm sorumlularından kanun nezdinde hesap sormaya ve zararlarını yine yasalar nezdinde tazmin etmeye başlayacaktır. Bu karardan sonra gelecek süreç, Fenerbahçe’nin başına bu çorabı örenlere tek tek hesap soracağı süreç olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Aziz Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olanları da rahmetle anarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu vesile ile 15 Temmuz hain darbe kalkışmasına karşı göğsünü siper ederek, demokrasi ve bağımsızlık uğrunda mücadele edenleri şükranlar anıyor, hain darbe kalkışması sırasında şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazi olanlara ise sağlık içinde uzun ve huzurlu bir hayat diliyorum. Fenerbahçe arması altında yarışan tüm takımlarımızın, tüm sporcularımızın, şampiyonluklar, kupalar ve madalyalarla dolu bir dönem geçirmesi dileklerimle.”

cbgAds.AdsInline(1893);

Fatih Altaylı: "Ali Koç aday olursa Aziz Yıldırımcılar bile ona oy verir"

Bloomberg HT’de Fatih Kuşçu’nun sunumuyla yayınlanan “Spor Saati” programının yorumcusu Fatih Altaylı, spor gündemini yorumladı.

“JUVENTUS’A HAFİF BİR KILLIĞIM VAR”
“Şampiyonlar Ligi finalini seyrettim maalesef. Beğenmedim. Daha iyi bir maç bekliyordum açıkçası. Juventus beklediğimden iyi oynadı. Ben Juventus’u daha sıkıcı bekliyordum. Hatta Real Madrid ilk yarıda daha sıkıcıydı. Sonrasında keyifliydi. Ben Real Madrid’i tutuyordum. İnsanlara kin tutmam ben ama takımlara böyle çirkin hareketlerine karşı gıcığım oluşuyor. Juventus’un da 1999’da Abdullah Öcalan krizi sırasında Galatasaray’a bir kan kusturmuşlukları vardır. Türkiye’ye gelmeyiz de şöyle yapmayız da diye… Sonra geldiler burada, bizim 1.50’lik futbolcumuzun Suat’ın kafa golüyle biz burada onlar bir yendik. O günden beri benim Juventus’a hafif bir kıllığım vardır. Zaten Real Madrid de benim sevdiğim bir takım. Ronaldo gibi şahane bir insan oynuyor orada, futbolculuğunu demiyorum, insan olarak… Zidane gibi benim futbol kahramanlarımdan bir tanesi, çok hastasıyımdır Zidane’ın. O takımın başında ve başarılı olmasını çok istiyordum. O yüzden maçın istediğim gibi sonuçlanmasından çok keyif aldım. Futboldan o denli üst seviye bir keyif almadım. Messi çok büyük futbolcu, göze çok hoş gelen futbol oynuyor ama iyi bir insan olmadığı konusunda da çok ciddi şeyler var. Vergi kaçakçılığından, şundan bundan… Ronaldo yardımseverliğiyle ünlü, herkese el uzatmasıyla, Filistin’e yaptığı büyük desteklerle ünlü. Messi ise futboluyla ve vergi kaçakçılığıyla ünlü.”