HTS Meclisi, Galatasaray-Fenerbahçe derbisini yorumladı

Bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi daha geldi çattı… Oldukça önemli olan karşılaşma öncesinde her iki takımın artılarını, eksilerini, maça damga vuracak isimleri ve daha birçok şeyi HTS Meclisi’nde; Habertürk kurmayları ile tartıştık, keyifli sohbette derbinin röntgenini çektik.

SELÇUK TEPELİ: G.SARAY KAZANIRSA ÜLKEDE TAŞLAR YERİNDEN OYNAMIŞ DİYE DÜŞÜNÜRÜM
Futbol tarihimize bakılırsa favori kesin Fenerbahçe’dir. Galatasaray Fenerbahçe’yi yenerse, bu ülkede taşlar yerinden oynamış ve futbolla ilgili veya ilgisiz, alışılmış her şey değişmiş diye düşünürüm. Galatasaray’ın ilk 8 haftadaki beklenmedik performansı yüzünden futbol sektöründe bir anda beliren endişe yelpazesi, Sarı-Kırmızılılar karşısındaki “karma”, ekimde öyle bir puan farkına nasıl tahammül eder ki? Bakın, siyaset sahnesinden bile “11 yabancı” eleştirileriyle yasal bir hakkın kullanımına eleştiriler yükselmeye başladı. Ayrıca Cüneyt Çakır’ın sert eleştiri almadığı tek camia Galatasaray, siftah olabilir! Galatasaray’ın ilginç bir kadrosu var. Bakıyorsun bu kadro sahaya çıkıyor ve mesela, muazzam piyano çalıyor; ama an geliyor sanki bir nöro-gelişim sorunu varmış gibi belirtiler gösteriyor ve aynı kadro kaşığı alıp çorba içemiyor. Hem bu maçta hem de bu sezon Galatasaray’daki en büyük mesele bu. Fenerbahçe açısından bakınca, bence kadrosu yetersiz. Galatasaray ve Beşiktaş’taki gibi sıra dışı yeteneklere sahip oyuncu pek yok. Ama Fenerbahçe’nin bu tür maçlardan önce kendine verdiği gaza, yarattığı ihtiras fırtınasına ve bu yolla rakiplerin hem sahada hem tribünde ayarlarını bozmasına bayılıyorum. Tudor’un yerinde olsam, “Bir yanağınıza tokat atılırsa öbürünü dönün” diye diye futbolcuların beynini yıkar, futbol harici hiçbir tepki vermemelerini sağlamaya çalışırdım. Nöro-gelişimle ilgili durumlarda bu tür koşullanmalar inanılmaz sonuçlar verebiliyor.

Yapay Zeka Bakanı Omar Bin Sultan Al Olama

Teknoloji dünyasında yazılımdan robotlar dahil tüm cihazlara yerleşmeye başlayan ‘yapay zekâ’nın artık bakanlığı bile oldu. 

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), kabinesinde yeni bir bakanlık oluşturarak “yapay zekâdan sorumlu” olarak çalışacak bir bakan atadı.

Gazete Habertürk’ün haberine göre BAE Devlet Başkan Yardımcısı, Başbakanı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum’un Twitter’dan duyurduğu gelişmeye göre BAE’nin ilk “yapay zekâ bakanı” (The Minister of Artificial Intelligence – AI), 27 yaşındaki Omar Bin Sultan Al Olama oldu.

2117’DE MARS’A YERLEŞECEKLER

Daha önce başbakanlıkta gelecekten sorumlu direktör olarak çalışan genç bakanın takip edeceği konular arasında yapay zekâ teknolojisi, kullanım alanları ve güvenliği gibi konular yer alacak. BAE, geçen günlerde 2031 yapay zekâ stratejisini de paylaşmıştı. Yeni vizyonu ve stratejisiyle yapay zekânın yanı sıra robotlar, otonom araçlar, drone’lar ve Mars’ta kolonileşme gibi konuları da gündemine alan ülke, 2021’de kâğıtla yapılan tüm işlemleri dijitalleştirmeyi, 2030’da tüm emirlikteki ulaşım ağının yüzde 25’ini otonom olarak gerçekleştirmeyi, 2050’de üretilen enerjinin yüzde 75’ini temiz kaynaklardan elde etmeyi ve hatta 2117 yılında Mars’ta kolonileşmeyi hedefliyor.

Omar Bin Sultan Al Olama
Yapay Zeka

Bankacılar, düşük faiz ortamını tercih ettiklerini söylüyor

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, bankacılık sisteminin kredi vermeye, ekonomiye destek sağlamaya devam edeceğini belirterek, bu kapsamda çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

Gazete Habertürk’ün haberine göre, Bankacılar Zirvesi’nde konuşan Leblebici, düşük faiz ortamını kendilerinin de istediğini, bunun için başka enstrümanlar da gerektiğini dile getirdi.

‘NE YERİMİZ DAR DERİZ NE YENİMİZ’

Leblebici, şu anda bütün finansmanın bankacılık sistemi üzerinden geçtiğini, sermaye piyasalarının geliştirilmesiyle faizlerin daha aşağıya inmesini sağlayabileceklerini vurguladı.

Zirvede konuşan TBB Başkanı Hüseyin Aydın ise bankacılar olarak düşük faiz ortamını tercih ettiklerini belirterek, “Faizler düşük olmazsa yatırımcılarımızın rekabet etme işi güçleşir” diye konuştu. “Kaynak, kendisi miktar olarak kıt. Kıt olan bir şey pahalı” diyen Aydın, bu kaynağın ucuzlatılmasının Türk bankacılık sisteminin birincil hedeflerinden olduğunu vurguladı. Türkiye’de çarkların döndüğünü ve sistemin tıkır tıkır çalıştığının altını çizen Aydın, “Likidite ve sermayemiz olsun, ne yerimiz dar deriz ne yenimiz” değerlendirmesinde bulundu.

Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku da katılım bankalarının ilk kurulduğundan bu yana reel sektörün içinde olduğunu söyledi.

‘HALKBANK 2018’DE YÜZDE 15 BÜYÜYECEK’

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, önümüzdeki yıl hem bilançoda hem mevduatta hem de nakdi kredilerde yüzde 15’lik büyüme bütçelemesi yaptıklarını söyledi.

‘TÜRKİYE İÇİN EN KARANLIK DÖNEMLER GERİDE KALDI’

Şekerbank Genel Müdürü Servet Taze ise 2018 yılının hem imkânların hem de birtakım sıkıntıların olabileceği ve dikkatli yönetilmesi gereken bir yıl olacağını öngördüklerini belirtti.

Gayri safi milli hasıladaki yüzde 1’lik büyümenin finansal sektörde yüzde 3’lük büyümeyi getirdiğini aktaran Taze, Türkiye’nin 2018 yılında büyümesi eğer yüzde 5 olursa finansal sektörün yüzde 15 büyümesi gerektiğini dile getirdi.

Taze, Suriye ve Irak’taki en karanlık dönemlerin geride kaldığına inandığını belirterek, 2018’de Türkiye’nin yüzde 5 büyümeyi yakalayacağını düşündüğünü söyledi.

‘TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPMAK İSTEYEN ÇOK YATIRIMCI VAR’

Zirvede konuşan HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, yurtiçinde yatırım ortamını geliştirecek adımlar atılması gerektiğini belirtti.

Kervancı, “2018’de dünyada likidite koşulları değişecek ama Türkiye’de yatırım yapmak isteyen çok yatırımcı var. Piyasa bilgilerine göre, 2018’de 2 milyar dolar halka arzın Türkiye’den uluslararası piyasalara gelmesi bekleniyor. Bu halka arzlarda bir sıkıntı olacağını düşünmüyoruz. Asya’dan ve Körfez bölgesinden ciddi talepler var” diye konuştu.

türkiye bankalar birliği
Ümit Leblebici
Bankalar faiz artırımı
kredi faizleri

Binali Yıldırım: Siber güvenlikte 30 bin uzmana ihtiyaç var

Başbakan Binali Yıldırım, milli ve yerli yazılımın önemine dikkat çekerek, “Şu anda durumumuz istediğimiz yerde değil. Çok mesafe almamız lazım. Hükümet olarak, en temel hedefimiz, siber güvenliği, milli güvenliğe entegre etmek. Bunun yolu da tehdit unsurlarını saldırı yapılmadan önce karşılamak ve bertaraf etmek” dedi.

Gazete Habertürk’ün haberine göre, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda 10. Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’na katılan Başbakan Yıldırım, “Siber Güvenlik ve Yapay Zekâ” temalı konferansın açılışında yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

SİBER GÜVENLİK KURULU: Ekim 2012’de Siber Güvenlik Kurulu kurduk. Bu işlerin lafları çok ediliyordu… “Altyapı çöküyor, sistemler çalışmıyor.” Bu neyin nesi dedik. Bu işin kurumsal bir yapıya sahip olması gerektiğine karar verdik. O zaman biz bunu kurduğumuzda, dünyada bu işin farkında olan bir düzine ülke vardı. Başlangıç noktamız fena değil ama acaba hızımız, geldiğimiz nokta aynı mı? Orada yapacak çok işimiz var. Bugünkü hesaplara göre, bizim 30 binden fazla siber güvenlik uzmanına ihtiyacımız var, işte bin civarında var. Demek ki yetişmiş insan açığımız da ciddi boyutta. Gençlerimiz “iş” diyor. İşte iş önünüzde. O bakımdan, bu alana gençlerimizin daha fazla yönelmesini istiyoruz.

100 DOLARLIK YAZILIM: Artık siber güvenlik tehdidi söz konusu olduğunda aslında hayatımızın tehdit altında olduğunu anlamamız gerekiyor. Eski dönemlerde ulusal güvenlik politikaları anlatılırken güçlerden bahsedilir; kara kuvvetleri, deniz kuvvetleri, hava kuvvetleri, özel kuvvetler, jandarma… Şimdi başka bir boyut var. O boyutun adı siber güçler. Artık siber güçlerden bahsediyoruz. Milyarlarca, milyonlarca para harcayarak elde ettiğimiz uçaklar, tanklar 100 dolarlık bir yazılımla devre dışı bırakılabilir. Siber tehditler ucuz maliyetle elde ediliyor, buna karşın koruma tedbirleri ve caydırıcılık için ciddi insan kaynağına ihtiyacınız var.

MİLLİ MESELE: Günümüzde siber alanda yaşanan her saldırı, her tehdit artık ülkelerin milli güvenliği haline gelmiştir. Amerika, 2009’da Siber Savaş Komutanlığı kurdu. Çin, Rusya, Kuzey Kore, İsrail ve İran gibi ülkeler de siber savunma güçlerini oluşturdular. Kuzey Kore Üniversitesi her yıl siber operasyon için özel öğrenci yetiştiriyor. Başbakan Binali Yıldırım

‘GÜNDE 230 BİN KÖTÜ YAZILIM SALDIRIYOR’

Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

“Eğer işin aklı sizde değilse, o iş sizin değil. Uzaya uydu gönderiyorsunuz. Kaportanın tabii ki önemi var ama asıl önemli olan içindeki akıldır, yazılımdır. O sizde olduğu zaman nereye giderse gitsin onun sevk ve idaresi elinizde. Beyninin başkasına ait olduğu bir araç, makine size sadakatle hizmet etmeyebilir. O bakımından milli ve yerli yazılım. Bu konuda istenilen yerde değiliz. Temel hedefimiz siber güvenliği milli güvenliğe entegre etmek.”

Açılışta konuşan Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı ve HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ise dünya üzerinde günde 230 bin kötü niyetli yazılım üretildiğinin altını çizdi.

binali yıldırım
bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu
10. Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı
siber güvenlik istihdam

Ömer Koç: Sistem ve toplumlar sınavlardan geçiyor

Koç Topluluğu’nun bayilerini bir araya getirerek görüş alışverişinde bulunmak amacıyla düzenlediği geleneksel Anadolu Buluşmaları’nın 26’ncısı Trabzon’da gerçekleşti.

Gazete Habertürk’ün haberine göre, topluluğun Trabzon, Erzurum, Ordu, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Giresun ve Artvin’deki 500’e yakın bayisinin bir araya geldiği Anadolu Buluşmaları’na Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu ve Koç Holding grup başkanları katıldı. Toplantının açılışında konuşan Ömer M. Koç, tüm dünyada politik ve ekonomik sistemlerin, hatta toplumların önemli sınavlardan geçtiğini vurguladı.

‘REKABET KURALI FARKLILAŞIYOR’

Dünya genelinde iş yapma biçimlerinin önemli bir değişim geçirdiğine dikkat çeken Ömer M. Koç “Alıştığımız rekabet kuralları farklılaşıyor. Dördüncü endüstri devrimi ya da dijital çağ olarak adlandırılan bu yeni dönemde, teknoloji ve insan kaynağı gücünü doğru konumlandırabilen kurumlar önemli rol oynayacak” diye konuştu.

‘DEMOKRASİ VARSA HEPİMİZ VARIZ’

Koç Topluluğu’nun ülkenin kalkınmasına destek olduğunu ifade eden Ömer M. Koç, sözlerine şöyle devam etti:

“Üzerine titreyerek koruduğumuz değerlerimizin, Cumhuriyetimizin ilke ve devrimlerine bağlılığımızın, bugün ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu görüyoruz. Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un ‘Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız’ sözünün ışığında, ülkemizin ekonomik ve toplumsal gelişimine öncülük etmeye, değer katmaya odaklanıyoruz. Yılmadan, cesaretle ve sorumlulukla art arda yeni yatırımlara ve atılımlara devam ediyor, ülkemizin kalkınmasında itici güç olmaya gayret gösteriyoruz.”

Hazine, Telekom için Oger’e ek süre vermedi

Hazine’nin, Oger Telecom’un Türk Telekom’u (TT) satın almak için aldığı ancak geri ödemelerini kaçırdığı kredinin yeniden yapılandırılması müzakerelerinde Oger’in hissedarlarından Saudi Telecom’un (STC) kasım ayına kadar süre uzatımı talebini kabul etmediği belirtildi.

Konuya yakın iki kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre Hazine’nin TT’nin yönetim kuruluna, ardından icra komitesine atama yapması planlanıyor. Lübnanlı Hariri Ailesi’nin STC ile ortak olduğu Oger Telecom, 2005’te TTnin yüzde 55’ini Türkiye’de kurduğu Ojer Telekomünikasyon AŞ (OTAŞ) adlı şirket üzerinden yapmıştı.

OTAŞ da TT’yi satın almak için bankalardan kullandığı kredinin yeniden finansmanı için aldığı 4.75 milyar dolar kredinin taksidini son olarak Eylül ayında üçüncü defa yapamadı.

Saudi Telecom, kreditörlerle görüşmelerin sürdüğünü Hazine’ye ileterek, ödeme için kasıma kadar ek süre istemişti. TT’nin icra komitesi, Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Hariri ve yönetim kurulu üyeleri Rami Aslan, Abdullah Tivnikli ve Nasser Suleiman Al Nasser’den oluşuyor.

türk telekom
oger
Saudi Telecom
kredi

Nilgün Belgün: ‘Tiyatro benim tek vazgeçilmezim’

Nilgün Belgün, hayat hikâyesinden ve anılarından yola çıkarak sahnelediği ‘Nilgün Belgün’le Aşk ve Komedi’ isimli müzikli-danslı gösterisinin 500. temsiliyle hayranlarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 23 Ekim’de seyirciyi Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde selamlayacak olan usta tiyatrocu, sanat hayatının 41. yılını da sahnede kutlayacak. Belgün, aradan 41 yıl geçmesine rağmen sahneye hep ilk günkü aşkla çıktığını söylüyor…

‘SEYİRCİM BENİ YALNIZ BIRAKMADI’

Sanat hayatınızın 41. Yılını kutluyorsunuz. Geriye dönüp baktığınızda neler hissediyorsunuz?

1976 yılında Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda ‘Haneler’ oyunuyla profesyonel olmuştum. Bugün, ‘Nilgün Belgün’le Aşk ve Komedi’nin 500. gösterisi için çok heyecanlıyım. 5 yılda bu rakama ulaşmak şahane. Tiyatroya ilk başladığım yıllarda bir hayli heyecanlıydım. Gelinen noktada bu heyecan hâlâ üst düzeyde.

Tiyatroya başladığınız dönemle günümüzü kıyasladığınızda neler söylersiniz?

O yıllarda gösteriler yaparken daha keyifliydim. Günümüzde sosyal medya ve dijital aletler insanları sanattan uzaklaştırdı. Ama ‘Nilgün Belgün’le Aşk ve Komedi’de seyircim beni bir gün bile yalnız bırakmadı. Tek kişilik gösteri ciddi bir enerji istiyor. İnanın benim yaptığım bu gösteriyi 30-40 yaşlarında biri zor becerir ama ben çok çalışkanım. Bugüne kadar en çok tiyatroyu sevdim, hayatta tek vazgeçilmezim tiyatro oldu. Her şeyden vazgeçebilirim ama tiyatrodan asla!

‘ŞU ANDA TEK RAKİBİM KENDİMİM’

Komedi dünyasında erkek egemenliği var. Hemcinsleriniz neden sahnede sizinkisi gibi uzun soluklu gösteriler yapamıyor?

Neden rakip olmuyorlar bilmiyorum ama şu anda bu alanda tek rakibim kendimim. Sahnede sahici, samimi ve eğlenceli olmasaydım insanlar beni tercih etmezdi. Seyirci, tiyatro sahnesinde yapmacık olmayan sanatçıları istiyor. Beni izlemeye gelen seyirciyi evime gelmiş misafir gibi karşılıyorum. Kendimi sürekli güncelliyorum. Cem Yılmaz, Ata Demirer ve Yılmaz Erdoğan gibi komedyenlerin arasında tek başına bir kadın olarak ayakta kalmak cidden büyük iş!

Bir gün bu saydığınız komedyenlerle aynı sahneyi paylaşmak ister misiniz?

İsterlerse beni çağırsınlar, seve seve aynı sahnede gösteri yapabilirim. Mel Gibson’a kadar yolu var! Benim hiç öyle egolarım yok. Keşke bu 3 komedyen bir araya gelse ve beni de aralarına alsa, çok mutlu olurdum.

‘ZAFER’İN AÇIKLAMALARI ŞAŞIRTTI’

Ülkemizde komedyenler pek bir araya gelmiyor ama…

Bu, onların sorunu. Ben, kadın-erkek fark etmeden her komedyenle bir araya gelirim. Onlar da egolarını aldırsınlar! Yabancı aktörlerde hiç ego yok. İnsanın hayatta tek rakibi kendisi olmalı.

Zafer Algöz geçtiğimiz günlerde “Komik kadın yetişmiyor. Demet Akbağ ve Yasemin Yalçın dışında komedyen yok” şeklinde bir açıklamada bulundu. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Zafer Algöz’e katılmıyorum. Son dönemde oldukça genç kadın komedyenler filmlerde rol alıyor. Gonca Vuslateri ve Gupse Özay gibi isimleri nasıl yok sayabilirsiniz? Zafer’in bu açıklamaları
beni oldukça şaşırttı.

‘Mutluluğun yegâne formülü sevmek!’

Zaman makinesi olsaydı 70’li, 80’li yıllara dönmek ister miydiniz?

Çok isterdim. 2000’lerin başına kadar her şey çok güzeldi. Biz birden sevgisizleştik! İnsanlar birbirlerine güvenmiyorlar, eski dostluklar da kalmadı.

Böyle bir coğrafyada bu kadar mutlu kalmayı nasıl başarıyorsunuz?

Mutlu olmak için önce kendini sevmek zorundasın. Ben kendimi çok seviyorum. Bir diğer özelliğim de hatalarımdan hiç gocunmadan ders çıkarmam. Her istediğimi yaşadım. Yaşamı, insanları ve İstanbul’u çok seviyorum. Mutluluğun yegâne formülü sevmek! Ama biz ülkece somurtuyoruz, mutlu değiliz, gülen insan çok az!

17 Ekim’de kişisel Youtube kanalını açan Nilgün Belgün, her salı ‘Nilgün Belgün’le Bingo’ adlı dijital kadın programında insan ilişkilerine ve iletişime dair konuları özgürce masaya yatıracak.

‘İnsanlar aşktan korkuyor’

Gençlik döneminizde yaşanan aşklarla günümüzde yaşanan aşklar arasında ne gibi
farklar görüyorsunuz?

Eskiden aşkları daha derinlikli yaşardık. Şimdiki gençlerin aşkına baktığımızda hep maddiyat ön planda, bizde maneviyat ön plandaydı. Günümüzde önce “Ne model arabası var?”, “Aylık kazancı ne kadar?” gibi sorular gündeme geliyor. Aşk, ruh birlikteliğidir ey millet, uyanın! Bir de insanlar aşktan korkuyor.

Aşktan korkmaktan kastınız nedir?

Gençler, aşkı yaşamaktan korkuyor, kendilerine güvenmiyorlar. Aşk biraz da dik başlılıktır! İki kişilik bir devrimdir. Bu devrimi yapmaktan çekinmemeli. Toplumun genelinde aşksızlık var ama bir arayış da var. Ancak umumiyetle sonuca bağlanmıyor. Aşk emektir ama kimse bu emeği vermiyor. Aşkı yüzeyde değil, derinde yaşarsan var olursun. Aşka günlük bir öğün muamelesi yapılıyor. Aşk, uzun vadede tüketilen ve her daim sıcaklığını koruması gereken bir olgudur. Ama nerede! Artık bütün aşklar sosyal medyada yaşanıyor. İlişkiler kalp emojisiyle başlayıp hoşça kal emojisiyle son buluyor. Zaten yedekte bekleyen de çok oluyor!

Şu sıra sizin hayatınızda aşk var mı peki?

Şu sıra hayatımda kimse yok.

‘Hayatı hiç ıskalamadım’

41 yıllık sanat hayatınızda hiç gözünüzün kaldığı bir şey oldu mu?

Hiçbir şeyde gözüm kalmadı. Hayatı hiç ıskalamadım. Merdivenleri yavaş yavaş, sindire sindire çıktım. Hiçbir dönem ne oldum delisi olmadım. Aynaya baktığım zaman
çok mutlu hissediyorum. 

nilgün belgün

TABSİS projesi ile elektrik kesintilerinde yeni döneme giriliyor

Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ (BEDAŞ) Genel Müdürü Murat Yiğit, Ar-Ge çalışmaları kapsamında hayata geçirdikleri Trafo Arıza Bildirim Sistemi (TABSİS) projesiyle trafo merkezlerine monte edilen modemler üzerinden elektrik kesintini anlık olarak görebildiklerini ve abonenin ihbarına gerek kalmadan ekiplerin arızaya hızla müdahale ettiğini belirtti.

Yiğit yaptığı açıklamada, TABSİS projesiyle cadde ve sokak aydınlatmalarına ait sayaçların da izlenebileceğini, yanmayan veya gereksiz yanan aydınlatmaların tespit edilebileceğini söyledi.

Sistemin ayrıca aşırı veya dengesiz yüklü trafoları ve yıl içinde oluşan toplam arıza sayılarını grafiksel olarak coğrafi harita üzerinde gösterebildiğini ifade eden Yiğit, böylece sistemin ileriye dönük olarak yatırım yapılması gereken alanlar konusunda da bilgi verdiğini dile getirdi.

TABSİS projesiyle elektrik kesintilerinin giderilmesinde yeni bir dönem başlattıklarına dikkati çeken Yiğit, şunları kaydetti:

“Projeyle trafo merkezlerine monte ettiğimiz modemler üzerinden elektrik kesinti bilgisini anlık olarak öğrenebiliyoruz. Ardından da abonelerin ihbarına gerek kalmaksızın BEDAŞ ekipleri arızalara hızla müdahale ediyor. Sistemin BEDAŞ’a ve elektrik abonelerine hiçbir maliyeti yok. Bu sistemde otomatik sayaç okuma sistemi için kurduğumuz modemleri kullanıyoruz. Herhangi bir ek yatırım gerekmeden GSM operatörlerinin mevcut APN (Access Point Name) altyapısını kullanarak projeyi geliştirdik. Bir GSM hattına ve bataryaya sahip modemler, elektrik kesintisi olduğunda batarya üzerinden çalışmaya devam ederken kesintiyi algılayarak GSM şebekesi üzerinden merkeze bildiriyor. Tek bir modemin bildirimi, lokal bir arıza olduğu anlamına gelirken birden fazla modemden kesinti bildirimi gelmesi durumunda ise büyük çaplı bir arıza olduğu anlaşılıyor. Bu sayede ekiplerimiz doğrudan arızanın kaynağına yönlendiriliyor. Proje başarılı olduğundan patentini de alacağız.”

Bir sonraki adımın trafo merkezlerine giriş çıkışların ve trafo merkezleri içindeki koruma cihazlarını besleyen doğru akım kaynaklarının da TABSİS üzerinden izlenebilmesi olduğunu anlatan Yiğit, “Bu konuda şu anda pilot uygulamaları başlatmış bulunmaktayız. Biz TABSİS’i nesnelerin interneti, Endüstri 4.0’a ilk adım olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

TABSİS
TABSİS nedir
TABSİS projesi
BEDAŞ

Yeni Gelin 21. bölüm: Asude Konak halkının oyununa geliyor

Show TV’nin eğlenceli dizisi Yeni Gelin 21. yeni bölümü ile yine izleyiciyi kahkahaya boğacak. Dizinin bu akşam ekrana gelecek yeni bölümünde Konak halkının Asude’den çok etkilenen Kalender Ağa’yı engellemek için planlar yapıyor. İşte Yeni Gelin 21. bölüm fragmanı ve yeni bölüm özeti…

YENİ GELİN 21. BÖLÜM: KONAK HALKI, KALENDER AĞA’YA PLAN YAPIYOR

Yeni Gelin’in bu akşam ekrana gelecek 21. bölümünde; Kalender’in Asude’ye olan ilgisi, tüm konak halkını alarma geçirmiştir. Asude’nin evdeki varlığı herkes için tehdit oluşturmaktadır. Kamilla sırf bu yüzden evi terk etmiştir. Kalender, Asude’yi evde tutabilmek için her yola başvurmuş, bu uğurda biricik dünürü Kamil’i bile kaybetmeyi göze almıştır. Kalender ise hiçbir şeyi umursamadan sadece Asude’ye odaklanmış, onu etkilemeye çalışmaktadır. Tabi ki ne yazık ki onunla baş başa kalamadığı için emeline ulaşamamaktadır.

Konakta aşkı arayan, aşkını elinde tutmaya çalışan ve aşkına karşılık bulmaya çalışan tek kişi Kalender değildir. Şirin, Baran, Ferhat’tan oluşan aşk üçgeni bozulmuş; Ferhat aradan çekilmeye karar veriştir. Bu karar; Baran’la Şirin’in hayatını değiştireceği gibi kendi hayatını da değiştirecektir. Ferhat, farkında olmasa da bambaşka bir hikayenin eşiğine gelmiştir. Şimdilik konaktaki en büyük aşk meselesi, Kalender’inkidir. Konak halkı, el birliğiyle Kalender’i Asude’den soğutmanın yollarını ararlar. Konaktaki kadınların meseleleri çözme biçimleri de sadece entrika olduğundan yine bir entrika çevirmenin yolunu ararlar. Denedikleri birkaç yöntem başarısız olup hatta bunun sonunda kendileri zararlı çıktıklarından daha büyük oynamaya karar verirler. Bu sefer işin içinde oğlanlar ve hatta Bella dahil herkes vardır. Oyun kurucu ise Kamilla’dır.  Bu sefer oyun, gerçekten çok büyüktür. Asude, konaktakilerin oyununa gelir, Kalender’e resti çeker. Kalender, büyük bir itham altındadır. Kendini aklaması, Asude’nin tekrar gözüne girmesi nerdeyse imkansızdır.

Petrol ve doğalgazdan alınan ÖTV geliri 63.9 milyar lirayı bulacak

Petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi ile (ÖTV) bütçeye 2014-2018 döneminde 287 milyar lira katkı sağlanmış olacak.

Devlet, gelecek yıl ise petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV, ret ve iadelerle mahalli idare payları dahil 68,4 milyar lira gelir hedefliyor. Bu tutar 2017 yılıyla kıyaslandığında yüzde 7’lik artışa karşılık geliyor.

Petrol ve doğalgaz ürünlerinden 2014 yılında yaklaşık 46,1 milyar lira, 2015 yılında 51,5 milyar lira, 2016 yılında yaklaşık 57 milyar lira ÖTV geliri elde edilmişti.

Petrol ve doğalgaz ürünlerinden ÖTV yoluyla bu yıl yaklaşık 64 milyar lira, gelecek yıl da 68,5 milyar liralık gelir tahmini göz önüne alındığında, devletin kasasına 2014-2018 döneminde 289 milyar lira girmiş olacak.

MOTORLU TAŞITLARDAN ALINAN ÖTV

Öte yandan bütçede 2017 yılı için 19 milyar 838 milyon 516 bin lira olarak tahmin edilen motorlu taşıt araçlarından alınan ÖTV’nin yıl sonunda 20 milyar 979 milyon 223 bin liraya ulaşması bekleniyor. 2018 yılında da motorlu taşıtlarda, ÖTV tahsilatının bu yıla kıyasla yüzde 11,9 artarak 23 milyar 483 milyon 246 bin liraya ulaşması öngörülüyor. Söz konusu vergi geliri 2014’te 12,9 milyar lira, 2015 yılında 17,1 milyar lira, 2016’da ise 18,9 milyar lira düzeyindeydi.

petrol ve doğalgaz ÖTV geliri
petrol ve doğalgaz ÖTV geliri 2014-2018
petrol ve doğalgaz ÖTV geliri yıl sonu
petrol ve doğalgaz ÖTV geliri ne kadar