Merve Boluğur evi tamamen boşalttı

Takvim’in haberine göre; Murat Dalkılıç’la 2 yıllık evliliğini bitirmek üzere olan güzel oyuncu Merve Boluğur, geçtiğimiz ay eşiyle yaşadığı Yeniköy’deki daireden ayrılıp yeni bir ev aramaya başlamıştı. Boluğur, hayalindeki evi bulamayınca da ayrılık acısını üzerinden atmak için Çeşme’ye gitmişti.

ÇEŞME MORALİ

Önümüzdeki hafta görülecek boşanma davasına kadar Çeşme’de dostlarıyla kafa dinlemek isteyen ünlü oyuncu, annesi Nehra Boluğur’a Yeniköy’deki evine uğrayıp özel eşyalarını toparlamasını söyledi.

Kızının manevi değeri olan özel eşyalarını kendi evine götüren Nehra Hanım, güzel oyuncunun tatilde olmasından dolayı ev arayışını da kendi sürdürmeye başladı.

Bu arada yakın dostlarına “Birbirimize aşkımız bitti” diyen ikilinin boşanma davası 15 Eylül’de Kartal Adliyesi’nde görülecek. Anlaşmalı bir şekilde boşanacak olan ikilinin ilk duruşmada boşanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Evliliğini kurtarmak için elinden geleni yapan Merve Boluğur, kısa bir süre önce pes etmişti. Ayrılmakta kararlı olan Boluğur’un aile ve yakın dostlarından gelen “Barışın” çağrısına ise “Bu evlilik tamamen bitti, artık geri dönüşü yok” dediği iddia edildi.

merve boluğur
Murat Dalkılıç

Elif Kaya: Tıklanma satın alanlarla yarışacak param yok

‘AŞKLARCA’ adlı yeni single’ını kısa bir süre önce müzikseverlerle buluşturan Elif Kaya’yla buluşup şarkısını, müziğe bakışını ve yeni imajını konuştuk… Kaya, HT Magazin’den Ebru Ayaz’a açıklamalarda bulundu…

Yeni single çalışmanız ‘Aşklarca’yı piyasaya sürdünüz. Kimlerle çalıştınız?

‘Aşklarca’nın sözü ve bestesi Alper Narman ve Onurr’a ait. Aranjesiniyse çok eski dostum olan Enver Günen yaptı. Birkaç aydır hem kendi bestelerimin hem de başka şarkılar arasından çıkış şarkısı arıyor ama bir türlü karar veremiyordum. Aleyna’yı (Tilki) ünlü olmadan önce de tanıyordum, kendisiyle müzik konusunda fikir paylaşımlarımız oluyordu. Bana bu şarkıyı önerdi. Dinledim ve çok beğendim. Şarkım yeni ama bütün listelere gireceğine inanıyorum.

‘RAKAMLARI ŞİŞİYORLAR’

Aldığınız yorumlar nasıl?

Şarkı, kısa bir sürede çok sayıda insanın diline dolandı. Aldığım tepkilerden çok memnunum. Çünkü meslektaşlarım para verip tıklanma sayısı yaptırıyor. Gerçek rakamı şişiriyorlar. Tıklanmaya göre değerlendirilince şarkım yavaş gidiyormuş gibi bir izlenim veriyor. Aslında organik ve normal olan benimki. O yüzden gayet güzel gidiyor.

Şarkınız günde kaç kez tıklanıyor?

90 bin. Doğal şartlarda bu gayet iyi bir rakam. Onların yaptıkları imkânsız bir şey. Dünya starlarıyla kendilerini eşdeğer tutuyorlar. Bu rakamlar para savaşına döndü. Youtube’da 1 milyon tıklanma 5 bin lira. Şarkınızın ne kadar güzel olduğu kimsenin umurunda değil. Benim moralim çok iyi. İyi ki de bu şarkıyı seçmişim. Ben takipçi, tıklanma satın almayacağım. Benim onlarla yarışacak param da yok zaten.

“Bu yazın en hit şarkısı benim şarkım” açıklamasını yapmıştınız. Bu, çok iddialı bir açıklama değil mi?

İddialıyım. Öyle de olmak lazım. Bu piyasada mütevazılık pek fazla işe yaramıyor. Çocukken kendimi buna inandırmıştım ya da çocukluk hayalimdi de diyebiliriz. Hep “Ben çok yetenekliyim, bir gün mutlaka bir yere geleceğim” diyordum. Bence bu iş iddia işi zaten.

Yaptığınız işte en iddialı olduğunuz şey nedir peki?

Mesela son klibimle çok iddialıyım. Şu anda benzer başka bir klip yok. Hissettiğim gibi dans edip bu kadar sahneye yakışan kendi yaşlarımda birini daha görmüyorum. Bundan sonra da bunun üzerine koyarak ve daha çok şaşırtarak devam etmek istiyorum.

‘Aleyna arkadaşım ama ona inanmıyorum’

Tıklanmaları eleştiriyorsunuz ama arkadaşınız Aleyna Tilki çoğu dünya starını geçerek bir ilki başardı. Buna ne diyeceksiniz?

Bir şey bildiğim için söylemiyorum ama ben hiçbirine inanmıyorum. Aleyna’yı tanıyorum, kendisi arkadaşım ama o tıklanma sayısına inanmıyorum. Bu imkânsız bir şey! Rihanna mı daha çok tanınıyor yoksa Aleyna mı? Sadece Aleyna Tilki değil birçok isim var böyle. Mesela Ece Seçkin de 2 günde nasıl oluyor da 2 milyon tıklanıyor? Şarkısını tanıtması bu kadar kolay bir şey değil. Ece Seçkin’in bu kadar hayranı mı var? Peki neden konserleri boş geçiyor? O zaman açık havada konser versin.

Saçınızın yarısı sarı, yarısı siyahtı. İmajınızı neden değiştirdiniz?

Herkes beni taklit edince değiştirmeye karar verdim. O saç fikri Selim Akar’dan çıkmıştı. 7 yıl boyunca albümümün çıkmasını beklemiştim ve o saçla çıkacağımdan benim de haberim yoktu. Klibin çekileceği gün öğrendim. 7 yıl önce bir Aleyna Tilki olabilirdim yani. O saçlar sayesinde dikkat çektim. İsmimi bilmeyip saçlarımı biliyorlardı. Ama artık beni ismimle tanısınlar istiyorum.

Elif Kaya
aleyna tilki

Ajda Pekkan – Bülent Çavuşoğlu aşkı devam ediyor

HT Magazin’den Bülent İpek’in haberine göre; Bir dönem fırtınalı bir aşk yaşayan Bülent Çavuşoğlu ile Ajda Pekkan’ın kıskançlık nedeniyle biten ilişkilerinin 7 ay önce yeniden başladığı ortaya çıktı. Başlaması, bitmesi ve yeniden alevlenmesi filmlere konu olacak bu aşkın heyecanlı öyküsü magazin kulislerinde dilden dile anlatılıyor.

Anlatılanlara göre, Ajda Pekkan yaklaşık 2 yıl önce Bülent Çavuşoğlu tarafından terk edildi. Ayrılık sebebiyse Çavuşoğlu’nun kıskançlığıydı. Pekkan, Bodrum’da kardeşi  Semiramis Pekkan’la tatildeyken bir grup arkadaşıyla tekne turuna çıktı.

O teknede Kemal adlı bir reklamcı da vardı. Ekip dümeni Yunanistan’ın Mikonos Adası’na kırdı. Eğlencenin tavan yaptığı o Mikonos gezisinin haberini alan Çavuşoğlu, Pekkan’ı terk etti. Pekkan ise bu kıskançlığı sebepsiz ve çocukça bulduğu için geri adım atmadı ve ayrılık pekişti.

ACISINI DESTEĞİYLE ATLATTI

Geçen yıl tekrar iletişim kuran, arkadaşça konuşup mesajlaşan ikilinin bu ilişkisi, şubatta Pekkan’ın yakın arkadaşı yönetmen Ayşe Ersayın’ın sanatçının Bahçeköy’deki evindeki ani ölümüne kadar sürdü.

Pekkan’ın bu zor dönemdeki en büyük destekçisi her daim yanında olan Bülent Çavuşoğlu’ydu. Küllenen aşk bu süreçte yeniden alevlendi.

AÇIKHAVA’YI KABUL ETMEDİ

Yakınlarının anlattığına göre Ajda Pekkan artık bekâr bir erkek olan Bülent Çavuşoğlu’yla ilişkisine kendini tamamen bıraktı.

Öyle ki Pekkan, yaz döneminde beraberliklerini kesintiye uğratacağı düşüncesiyle organizatörlerin ısrarlı Harbiye Açıkhava konseri tekliflerini reddetti. Pekkan’ın Açıkhava’yı pas geçme gerekçesi, çok önem verdiği konsere hazırlanırken sahne, kostüm ve okuma provalarının en az 20 gününü alacak olmasıydı.

‘YUVAMI YIKTIN’ DAVASI AÇILMIŞTI

Ajda Pekkan ile Bülent Çavuşoğlu’nun ilişkisi 2011 yılında ortaya çıkmıştı. Çavuşoğlu KVK’da genel müdürlük yapan, cemiyet hayatından tanınan Eyilik Ailesi’nin kızı Tuğçe Eyilik’le evli, genç ve kariyerli bir yöneticiydi.

Pekkan da çıkardığı hit şarkılar ve cesur sahne kostümleriyle kariyerinin adeta en parlak dönemini yaşıyordu. Çiftin gizli ilişkisi, bir iş toplantısı sonrasında başlamıştı.

Pekkan’ın gizliliği için büyük çaba harcadığı ilişki çok sınav verdi. Eyilik’in Pekkan’a açtığı, sonuçsuz kalan 250 bin liralık manevi tazminat davası medyada ‘metres davası’ olarak adlandırılarak Pekkan’ı yıpratma amacıyla kullanıldı. Çavuşoğlu ile Eyilik boşandı.

Şilan Makal kimdir? Şilan Makal’dan Murat Dalkılıç açıklaması

Geçtiğimiz ay Merve Boluğur ile boşanma kararı aldıklarını açıklayan Murat Dalkılıç’ın, Şilan Makal ile yeni bir aşka yelken açtığı öne sürülmüştü. Makal ile Dalkılıç’ın, ünlü şarkıcının ‘Aşinayız’ isimli şarkısına çektiği klipte yakınlaşmaya başladığı iddia edilmişti. Çıkan bu haberden sonra Şilan Makal bir basın açıklaması yaptı.

Şilan Makal açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün hakkımda çıkan haberleri talihsizlik olarak nitelendiriyorum. Tatilimi arkadaşım ve dostum Merve Dalkılıç ile geçirdiğim tüm gazetelerde haber olarak yer almışken, gerçeği yansıtmayan asılsız bir haberin içinde yer almaktan dolayı oldukça üzgünüm.

Haberi yapan sevgili gazeteci dostumuza da kırgınlığım yok, ama yanlış istihbarat belli ki, bunu da saygıyla karşılıyorum.
Merve ve Murat çok sevdiğim, değer verdiğim iki arkadaşımdır ve ömür boyu da böyle kalacaklar.

Aynı  menajerlik şirketiyle çalıştığım Sayın Murat Dalkılıç’ın, ‘Aşinayız’ isimli parçasının klibinde rol alarak oyuncu arkadaşı olmamın dışında, yansıtıldığı gibi bir ilişkim yoktur. Bir sevgilim olduğu doğrudur.

Fakat bugün yansıtıldığı gibi bu kişi Murat Dalkılıç değildir.

Benim ailemden aldığım örf ve adetlerde, bana ilk öğretilen namus kavramı herşeyden değerlidir. Öğretisiyse yaşamımın her anında bana yol gösterecektir.

Bu tarz haberlerin içinde olmaktan ailem ve kendim adına oldukça üzüntülüyüm. Bu açıklamayı da başta hayatımda olan kişiye, aileme ve hayranlarıma olan saygımdan dolayı yapıyorum.

Bende kullanılan haber başlığındaki gibi bu haberle, sırtımdan vurulmuş oldum. Keşke birileri arasa ve bana sorsaydı. O zaman bende en gerçeğini buradaki gibi açıklayabilirdim…

Saygılarımla”                   

‘Tecavüzcü Coşkun’ karakterini canlandıran Coşkun Göğen ameliyat olacak

DHA’da yer alan habere göre; Tanıtımını yapmak için gittiği Antalya’daki özel bir hastanede check-up yaptıran sinema sanatçısı Coşkun Göğen’in kalp damarlarının tıkalı olduğu tespit edildi.  Anjiyo olan Göğen’e, doktorlar bu kez de aort anevrizması teşhisi koyarak ameliyat olması gerektiğini söyledi.

Doktorların önerisini dikkate alan sanatçı, yarın ameliyat masasına yatacak. Doktorun ameliyat olmasını önerdiğinde paniklediğini belirten Coşkun Göğen, “Başka bir doktora daha muayene olduktan sonra ameliyat olmayı kabul ettim” dedi.

AMELİYAT 6 SAAT SÜRECEK

Bu ameliyatın hiç hesapta olmadığını vurgulayan Coşkun Göğen, “Kalbe giden en büyük damar olan aortta şişme olmuş. Yarın 6 saate yakın sürecek bir ameliyata gireceğim. Allah yolumuzu açık etsin. Bu riskli bir şey. Ama doktorum bana moral veriyor. Yaş 73 yani, hayırlısı olsun. Kendimi doktorlara emanet edeceğim” dedi.

Emektar oyuncuyu sanatçı arkadaşları da hastanede yalnız bırakmıyor. Sanatçı dostları Peker Açıkalın, Engin Evin, kaleci Yaşar, Kartal Kaan, Coşkun Göğen’i ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Antalya’da yaşayan bir dönemin ünlü pop sanatçısı Engin Evin, “Önce anjiyo oldu. Ancak doktorlar bir tanı daha koydu. Yarın ameliyat olacak. Panik olacak bir durum yok” diye konuştu.

AORT ANEVRİZMASI NEDİR?

Vücuttaki en büyük damar olan aort, kalpten direkt çıkan ve tüm organlara temiz kanı taşıyan ‘ana kan hattı’dır. Kişinin boy ve kilosu göz önünde bulundurularak, dakikada 3 ila 6-7 litre kan taşıyor. Bu kanı taşırken de kalbin atım gücüne ve bünyenin yapısına bağlı olarak içinde belirli bir basınç var (80- 140 mmHg). Buna halk arasında tansiyon deniliyor. Aort çeşitli sebeplerden dolayı vücutta sessizce büyüyebiliyor.

Coşkun Göğen
Tecavüzcü Coşkun

Nusret’in Narcos balonu söndü

Etleri tokatlayan adam Nusret’in kasaplıktan ikonluğa geçişi hepimizin gözleri önünde yaşandı.

Neresinden bakarsanız bakın bir başarı öyküsü onunki. Birçok insana örnek olacak, ilham verecek türden bir öykü. Ama bizim konumuz o değil…

Tuz serpme hareketiyle şöhretinin ülke sınırlarını aşması çok hızlı gelişti Nusret’in. Sonra aynı hızla, dünyaca ünlü dizi ‘Narcos’ta konuk oyuncu olduğu haberi geldi.

Açıkçası başta şüpheyle yaklaştım ama setten fotoğrafları görüp “Kolombiya’ya gitti, konuk oyuncu oldu” haberlerini okuyunca saygı duydum kendisine.

Çünkü bahse konu olan, dünyada milyonlarca insanın hayranlıkla izlediği, ki onlardan biri de benim, gerçekten fenomen bir diziydi.

Lakin, televizyon dünyasında hiçbir şey göründüğü gibi değildir! Bu hikâyede de öyle olmadığı dizinin üçüncü sezonunun 1 Eylül’de yayınlanmasıyla ortaya çıktı.

Önce Nusret’li tanıtım servis edildi sosyal medyada. Cali kartelinin patronlarına et pişirip elleriyle servis etti. Tabii o meşhur hareketini de yaparak. Tanıtımı ve Nusret’in oyunculuğunu çok başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

NUSRET BİZİ KANDIRMIŞ!

Tanıtımın akabinde dizi platformdaki yerini aldı. Oturup tüm sezonu izledim. (ilk iki sezonun tadını vermese de yine de iyi iş çıkarmışlar) Fakat o da ne, Nusret dizide yok!

Oysa olacakmış gibi hava yaratılmıştı. Merakımı gidermek için Netflix’in Türkiye partnerine sordum, “Nusret nerede?” diye.
İşin aslı şuymuş…

‘Narcos’ gibi büyük yapımların lansmanı öncesinde, izleyicileri heyecanlandıracak projeleri hayata geçirmeyi ve bu işlerde yerel nüanslara temas etmeyi seviyormuş Netflix.
‘Narcos’un üçüncü sezonunun Türkiye ayağı için de Nusret’le işbirliği yapıp kendisini Kolombiya’daki çekimlere davet etmişler.

Benzer çalışmalar başka ülkelerde, başka ünlülerle de yapılıyormuş. Ve bu projelerde taraflar arasında kesinlikle herhangi bir ödeme söz konusu olmuyormuş.

Yani en başından bunun bir “tanıtım filmi” olduğu belliymiş ama öyle değilmiş gibi yapılmış.

Nusret biçilen rolü, “Şöhrete giden yolda her şey mubahtır” diyerek hakkıyla oynamış. Bazı meslektaşlarımızı ve onların bağlı olduğu yayın organlarını da buna alet etmiş.

Alacağın olsun Nusret!

nusret gökçe
narcos

‘Robinson Crusoe ve Cuma’ filminde rol alan John Nyambi hayatını kaybetti

“Robinson Crusoe ve Cuma” filminde Cuma karakterini canlandiran 24 yaşındaki John Nyambi, böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

Dört çocuklu bir ailenin en küçük bireyi olarak Malavi’de dünyaya gelen Nyambi, 2010 yılında Türkiye’ye yerleşmişti. Bir süre Trabzon’da yaşayan ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde eğitim gören Nyambi, “Robinson Crusoe ve Cuma” filmi için İstanbul’a geldi. Film çekimleri sonrasında ülkesi Malavi’ye dönen Nyambi, özel bir şirkette çalışmaya başlamıştı.

Nyambi’nin arkadaşı Celal Çelikkaya yaptığı açıklamada, “Türk gibi davranan, can tatlısı bir kardeşimizdi. Bir yıl önce rahatsızlandı. Ülkesinde hastalığının teşhisi konulamadı. Tedavi için Türkiye’ye gelmeyi hep reddetti, ta ki bu hafta sonuna kadar. Türkiye’ye gelecekti.” dedi.

Çelikkaya ayrıca, “Kız arkadaşı da Türkiye’de tıbbı bitirip Malavi’ye dönmüştü. Evlilik hazırlıklarına başlamıştı ama nasip olmadı.” ifadelerini kullandı.

Nyambi’nin cenazesi yarın öğle namazına müteakip Zomba Köyü’nde toprağa verilecek.

Nyambi, Türkiye’ye yerleşmesi hakkında, “Biraz değişiklik olsun, yurtdışına çıkayım, hayat nasıl oralarda bakayım diye. İlk önce okumak için geldim, ondan sonra böyle bir şans doğdu. Bu proje (Robinson Crusoe ve Cuma filmi) bana geldi, İstanbul’a geldim, konuştuk. Ben projeyi çok beğendim, zaten benim hayalimdi oyunculuk ve müzik” ifadelerini kullanmıştı.

“TÜRKLER SICAKKANLI BİR MİLLET”

2012 yılında verdiği bir röportajda, “Türkler iyiler, sıcakkanlı bir millet” sözleriyle Türk insanına sevgisini dile getiren Nyambi, Kemal Sunal’a olan hayranlığı hakkında da şunları söylemişti: Benim için en efsane oyuncu Kemal Sunal. Gerçekten, açarım akşama kadar onu izlerim. Muhteşem bir adam, her sahnede güldürüyor. Sadece bakıyor mesela, yine de gülüyorsun. Çok seviyorum, keşke yaşasaydı, öyle bir adam yok!

Ayberk Pekcan’ın Canda Karikutal’a uyguladığı şiddetin faturası!

HT Magazin’den Hayati Arıgan’ın haberine göre; Oyuncu Ayberk Pekcan, yönetmen, oyuncu ve menajer eski sevgilisi Canda Karikutal’a şiddet uyguladığı gerekçesiyle ‘kasten yaralama suçu’ndan 3 bin lira, ardından açılan tazminat davasında da toplam 14 bin lira tazminata mahkûm oldu. Dava dosyasındaki iddialara göre, 6 yıl önce Karikutal, Pekcan’la dışarı çıktı. Gittikleri mekânda Karikutal’a, bir erkek arkadaşı sarıldı. Sinirlenen Pekcan, sevgilisine hakaret etti. Karikutal, taksiye binip eve gitmek istedi. Pekcan peşinden gittiği Karikutal’a tokat atıp saçını çekti, ardından taksiye bindi ve onu kendi evinin önüne getirdi.

14 BİN LİRA TAZMİNAT ÖDEYECEK

Pekcan, Karikutal’ı saçından ve montundan tutup taksiden indirmeye çalıştı. Karikutal’ın şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. Gözünde morluk ve kolunda uyuşma meydana gelen Karikutal, 3 hafta iş göremez raporu aldı. Pekcan hakkında kasten yaralama suçundan İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme Pekcan’ı 3 bin lira para cezasına çarptırdı. Ceza ertelendi. Bunun üzerine Karikutal, Pekcan’a İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. Mahkeme, Pekcan’ın 9 bin TL maddi, 5 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Canda Karikutal
Ayberk Pekcan

Serdar Ortaç’tan albüm müjdesi

Kurban Bayramının 1’inci günü Bodrum’da sahne alan Serdar Ortaç sevenlerine unutulmaz bir bayram gecesi yaşattı. Sevilen şarkılarını seslendiren Ortaç sahne öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İHA’da yer alan habere göre; Ortaç yoğunluk nedeniyle bayramdan bir şey anlamadığını söyleyerek, “İstanbul’da kurbanımızı kestik. Ben gidemedim ama menajerimi gönderdim. Gitti kurbanımızı aldı kestirdi. Orada başında olamasak da ben inanıyorum yarı hayrı dokunuyordur, önemli olan niyettir. O kurban kesene adanırken sen çalıştığın yerde onunla aynı anda o duayı ediyorsan hayrı sana illaki dokunur. 40 senedir bana yaradı” dedi.

Ortaç, babasının vefatından sonra evin en büyüğü olarak tüm ailenin kendini aradığını ifade ederek, “Evin en büyüğü olduğum için babam gittikten sonra, ailenin birçoğu benim bayramımı kutluyor önce. Ben annemin elini öpmeye gideceğim. Kardeşlerim burada değil ama bir ara gelirler ziyarete bayram kutlamasına” şeklinde konuştu.

Sağlığı hakkından da bilgi veren ünlü şarkıcı, “Çok şükür sağlığım iyi. Eşim bana bakıyor, ben de ona bakıyorum. Şimdilik bir sıkıntım yok” ifadelerini kullandı.

“SAHNE JİMNASTİK GİBİ GELİYOR”

Sahnenin kendine jimnastik olduğunu da anlatan Ortaç “Sahne jimnastik gibi geliyor bana. Yoksa bu kadar sağılıklı kalamazdım. Çok şükür diyorum. Her zaman şükredelim. İnsan her zaman ihtiyacı olduğu zaman şükür eder. İhtiyacın olmadığı zaman şükretmeyi bilmen lazımdır. Başıma bir şey gelmeden şükür etmeyi bilmeliyim ki, başıma bir şey geldiği zaman rabbim kabul etsin. Ben her sabah kalktığımda çok şükür derim” dedi.

BEBEK VAKTİ GELDİ

Artık bir çocuk istediğini vurgulayan Ortaç, “Artık bir çocuk istiyoruz ama bu işler kısmet işi. Az kaldı artık vakit geliyor. 2018 uğurlu olabilir yani. Emin değilim ama kısmet işi nasibi varsa bu dünyada gelir” açıklamasında bulundu.

Emeklilik hakkında da konuşan Ortaç “Halen şarkılarım dinleniyor. Hayranlarım, sevenlerim beni bıraktığı zaman emekli olurum. İnsanlar beni dinlemeyi bırakırsa emeklilik gelmiş demektir. Ama şu anda her şey güzel gidiyor” dedi.

EKİM’DE ALBÜM GELİYOR

Yeni albümünün yolda olduğunu müjdeleyen Serdar Ortaç, yeni yaptığı şarkılara hayran kalınacağını söyleyerek, “Bu yaz albümü yetiştiremedim. Çok güzel bir albüm yaptım. Yazı beklemeyeceğim Ekim ayında çıkaracağım albümü. Single değil albüm çıkarıyorum. Single bana uymuyor. Az şarkı sevmiyorum ben. Dünyada da herkes single yapıyor. Belki doğrusu single bilmiyorum ama bana uymuyor. Hep kendim bestelediğim için yapmışken tam yapayım diyorum. Son 2 albümümde bir sürü besteciden şarkı aldım. Bu albümümde de Yıldız Tilbe yazdı birkaç beste bana. Çok güzel bir albüm oldu” dedi.

Ortaç yaklaşık 3 saat sahnede kaldı. Ortaç’ı dinlemeye gelenler izdihama neden oldu. Yaklaşık 2 bin kişini izlemeye geldiği konserde Ortaç’ın neşeli tavırları da dikkatlerden kaçmadı. Zaman zaman hayranlarına espriler yapan ünlü sanatçı duygusal şarkılarını da seslendirdi. Serdar Ortaç’ı dinlemeye ünlü sanatçı Cengiz Kurtoğlu’da geldi.

Serdar Ortaç

İmera: Şarkılarımızı önce ninelerimize dinletiyoruz

KARADENİZ müziğine yeni bir soluk getiren grup İmera, sosyal medyada kulaktan kulağa yayılıyor. Şarkılarının Doğu ve Güneydoğu’da daha çok sevildiğini söyleyen grup üyeleri Hüseyin Ulusan, Merve Büyüktaş, Yıldıray Yanlı’la yeni albümleri ‘Dio’yu, her şarkılarının 100 milyon tıklanma sayısını geçmesini ve Karadeniz müziğinin değişen çehresini ele aldığımız hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Karadeniz müziği yapan bir grubun üyeleri olarak, nerelisiniz?

Hüseyin Ulusan: Ben Trabzon’un Of İlçesi’ndenim.

Merve Büyüktaş: Rize, Pazar.

Yıldıray Yanlı: Trabzon’un Araklı İlçesi’ndenim.

Grup kaç kişiden oluşuyor?

H.U.: Sahnede 9 kişiyiz fakat grubun sorumluluğunu iki arkadaş üstleniyor, kararları iki kişi alıyor. Kalabalığız, kaos olmaması için böyle yapıyoruz.

Nasıl bir araya geldiniz?

H.U.: Grup, eski arkadaşların bir araya gelmesiyle oluştu. Herkes daha önceki müzik çalışmalarından, üniversiteden veya konservatuvar döneminden tanışıyor. Bireysel olarak hepimiz müzikle uğraşıyorduk ve bir gün ‘Neden birlikte müzik yapmıyoruz’ dedik. Grubumuzu 2013’te kurduk ve ‘Ena’ adında bir albüm yaptık. 3 sene boyunca da konserlerde bu albümü tanıttık.

‘Dio’ isminde yeni bir albüm yaptınız. Albümünüzden bahseder misiniz?

Y.Y.: 15 şarkıdan oluşan bir albüm yaptık. Kendi stüdyomuzda çalışıyoruz. İnsanların bizden beklentisi yüksek ve bizim de güzel şarkıları seçip koymamız gerekiyordu. Bu albümde hareketli ve slow şarkılar var. İnsanlar hareketli şarkılardan çok hoşlanmıyorlar, grubumuzu tarz olarak daha duygusal buluyorlar. Bizim bir başka özelliğimiz de dışarıdan beste almamamız. Beste lerin hepsi bize ait, grup içinde değerlendirip çalıştığımız eserler. Bu eserlerin haricinde kullandığımız eserler geleneksel Karadeniz ezgileri oluyor. Onları birçok enstrümanla harmanlayıp özünü bozmadan yeniden üretiyoruz.

Anonim şarkıları yeniden düzenliyorsunuz yani…

H.U.: Kendi bestelerimiz de var. Kliplerimizi de kendimiz çekiyoruz. Yapım şirketimiz ve ses kayıt şirketimiz var. Albüm yapımını da kendimiz üstlendik. Grubun içinde mali müşavir olan da var, öğretmen de var.