ABD’de ırkçı şahıs dehşet saçtı

ABD’nin Oregon eyaleti Portland kentinde bir trende biri başörtülü diğeri siyahi iki kadına hakaret eden Jeremy Christian adlı bir kişi, kendisine engel olmaya çalışan üç kişiye bıçakla saldırdı. Olayda iki kişinin öldüğü bildirildi.

Yerel medyaya göre dün Hollywood Transit Center civarında yaşanan olayda, Christian, biri başörtülü diğeri siyahi iki kadına hakaret ederek, vergi ödemediklerini, trenden inmelerini ve ülkeyi terk etmelerini istedi.

Christian, kadınlara bağırarak, Müslümanlardan nefret ettiğini ve onların cani olduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, zanlının kendisine engel olmaya çalışan 3 kişiye bıçakla saldırdığını belirtti.

Saldırıya uğrayanlardan birinin olay yerinde, diğerinin de hastanede hayatını kaybettiği, bir kişinin de ağır yaralı olduğu belirtildi.

Portland Polisi konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kadınların polis gelmeden olay yerinden ayrıldığını ve cinayetlerin nefret suçundan kaynaklandığını belitti.

Christian’ın tutuklandığı bildirilen açıklamada, zanlının iki cinayet, iki nefret suçu, bir adam yaralama ve bir suç aleti taşıma olmak üzere altı ayrı suçtan yargılanacağı kaydedildi.

Jeremy Christian’ın 29 Nisan’da Portland’ın Montaville Park’ında aşırı sağcıların organize ettiği ifade özgürlüğü yürüyüşüne beyzbol sopası ile geldiği ve solcu göstericilere bununla saldırmaya kalkıştığı belirtildi.

Facebook hesaplarında da Yahudi ve Müslüman karşıtı mesajlar paylaşan zanlının ABD Başkanı Donald Trump’ın sıkı bir destekçisi olduğu tespit edildi.

Akdeniz’de tekne battı! 34 kişi öldü

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Akdeniz’de sığınmacıları taşıyan ahşap bir teknenin alabora olması sonucu 34 kişinin hayatını kaybettiğini, teknedeki yüzlerce kişinin akıbetinin de bilinmediğini duyurdu.

IOM Sözcüsü Joel Millman,  Akdeniz’de dün 500’den fazla sığınmacıyı taşıyan ahşap bir teknenin alabora olduğunu belirtti.

Olayın meydana gelmesinden bir gün sonra batıktan 34 cesedin çıkartıldığını ifade eden Millman, “Teknede bulunan yüzlerce sığınmacının akıbetini bilmiyoruz. Umuyoruz ki, çevreden geçen gemiler tarafından kurtarılmışlardır. Fakat şu ana kadar bu konuda herhangi bir bilgiye ulaşamadık. Endişeliyiz.” diye konuştu.

Millman, dün Akdeniz açıklarında farklı bölgelerde 2 bin, salı günü de 4 bin 129 sığınmacının kurtarıldığını belirterek, böylelikle bir haftada 6 binden fazla sığınmacının kurtarılarak hayata tutunduğunu ifade etti.

Ayrıca yıl başından 24 Mayıs tarihine kadar Akdeniz’den Avrupa’ya ulaşan sığınmacı sayısının 60 bin 521 olduğuna, toplamda bin 530 sığınmacının yaşamını yitirdiğine dikkati çeken Millman, bu sayıya dün meydana gelen faciada kaybolan sığınmacıların dahil olmadığını söyledi.

Sığınmacıların büyük bir bölümünün Libya üzerinden geldiğini anlatan Millman, çoğunluğunu başta Nijeryalılar olmak üzere Batı Afrikalıların oluşturduğunu aktardı.

Yıl başından bu yana İtalya’ya ayak basan sığınmacı sayısının 50 bini geçtiği bilgisini paylaşan Millman, geçen yıl aynı dönemde bu rakamın 36 bin civarında olduğunu kaydetti.

ABD’den Yemen’de El Kaide’ye baskın

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığınca (CENTCOM), ABD Özel Kuvvetleri’nin, Yemen’in Mağrib kentinde bir El Kaide kampına baskın düzenlediği bildirildi.

CENTCOM’dan yapılan yazılı açıklamada, baskında en az 7 El Kaide militanının öldürüldüğü belirtildi.

Baskına kaç Amerikalı askerin katıldığı, başka ülkelerin de destek verip vermediği bilgilerine yer verilmeyen açıklamada, “Bu tür saldırılar El Kaide’yi takip edip geriletmemize ve yenmemize yardımcı olmak üzere örgütün düzen, kapasite ve niyetini anlamamızı sağlıyor. Hava saldırıları ve karadan küçük silahlarla açılan ateşle en az 7 El Kaide militanı öldürüldü.” ifadesi kullanıldı.

Pentagon sözcüsü Albay Jeff Davis de basına yaptığı açıklamada, söz konusu saldırıda birçok ABD askerinin yaralandığını söyledi.

Yaralı askerlerin durum ve sayılarıyla ilgili bilgileri prosedür gereği paylaşmayacağını belirten Davis, “Saldırı sırasında oldukça güçlü bir direnişle karşılaştık.” dedi.

Davis baskını, “ABD özel kuvvetlerinin Yemen toprakları içinde en derine indikleri operasyon” olarak tanımladı.

ABD’nin 29 Ocak’ta da Yemen’in Şebva ilinde bir baskın düzenlediğini hatırlatan Davis, bugünkü baskının aynı yetkiler çerçevesinde gerçekleştirilen ikinci baskın olduğunu ifade etti.

ABD Yemen’in Şebva ilinde El Kaide’ye ait bir kampa 29 Ocak’ta baskın düzenlemiş, baskında 14 El Kaide militanı öldürülmüş, bir Amerikan askeri ve 30’un üzerinde sivil hayatını kaybetmişti. Amerikan Osprey tipi çift kanatlı bir helikopter baskında düşürülmüştü.

Manchester’daki terör saldırısında ihmal şüphesi

Manchester katliamının ardından konser salonunda güvenlik zafiyeti yaşandığı ileri sürüldü. Görgü tanıkları, seyircilerin salona aranmadan girdiğini aktardı. Çekya’dan gelen Nikola Trochtova, “Üzerimizi ve çantalarımızı hiç aramadılar” dedi. İngiliz Kirstyn Pollard ise, “İçeriye su sokup sokmadığımızla, üzerimizde ne olduğundan daha çok ilgilendiler. Salona içecek sokulması yasaktı” diye konuştu. Konserden 4 saat önce DEAŞ’ın sosyal medya hesaplarında Manchester’da terör saldırısı olacağına dair ipuçlarının sunulduğu ancak polisin dikkate almadığı iddia edildi.

ASKER SOKAĞA İNİYOR

İngiltere Başbakanı Theresa May, 8 Haziran’da yapılacak erken genel seçim kampanyasını askıya aldığını açıkladı. Ülkenin 5 büyük partisi de seçim kampanyalarını askıya aldıklarını duyurdu. Başbakan May, askerlerin ülke çapında güvenliği artırmak için sivil bölgelere konuşlandırılacağını açıkladı. Ülkenin ana noktalarına yerleştirilecek olan askerler maç ve konser gibi durumlarda da rol oynayacak. Halka seslenen May, “terör seviyesinin kritik konuma getirildiğini” duyurdu. Ülke tarihinde 3. kez yaşanan bu durum en son, 2006 yılında Atlantik Okyanusu üzerinde yaşanan bir uçak bombalama girişiminde, teröristler sıvı patlayıcılar ile İngiltere, Kanada ve Amerika arasında sefer yapmakta olan 10 yolcu uçağını havaya uçurmayı denediği sırada yapılmıştı.

 

ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Temsilcisi Brett McGurk’den Türkiye açıklaması

Pentagon basın toplantısında konuşan ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Temsilcisi McGurk, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kendisi için söylediği “Teröre destek veriyor,” tepkisine cevap verdi.

DHA’nin haberine göre, ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Temsilcisi Brett McGurk, Türkiye’nin en çok ziyaret ettiği ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, “Türkiye kritik bir ortağımız, Türkiye olmazsa DEAŞ’ı yenemeyiz,” dedi.

McGurk “Rakka operasyonundan sonra istikrarı sağlama sürecinde Türkiye ile yakın işbirliği içinde olacaklarını” belirtti.

McGurk, “Türkiye olmadan bunu yapamayız, her gün onlarla birlikte çalışıyoruz. Her koalisyon ortağıyla olduğu gibi, onlarla da bazı farklılıklarımız var. Ama çok yakın müttefikiz ve sorunları her zaman çözebiliriz” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Brett McGurk’e “Teröre destek veriyor, kesinlikle değiştirilmesinde fayda var” yorumunun hatırlatılması üzerine McGurk, “Bakan Tillerson’ın yakın ilişkiler içinde olduğu bir mevkidaşı” olarak tanımladığı Çavuşoğlu için, “Taktiksel farklılıklarımız olabilir, Dışişleri Bakanı’na büyük saygım var” dedi.

"MCGURK DEĞİŞMELİ"
Trump yönetimi Obama yönetiminde farklı. Buradaki farkı biz görüyoruz. Ancak bölgedeki kişilere baktığımızda, bunlar Obama yönetimindeki kişiler. Dolayısıyla arazideki bu kişilerin yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Ama arazide bu kişiler oldukça bazı riskler oluşabilir.
McGurk (ABD’nin DEAŞ’la mücadele temsilcisi) daha önce ödül de aldı bu teröristlerden. Burada YPG ve PKK’ya net bir şekilde destek veren bir kişidir. Biz Tillerson’a dostane uyarıları yaptık. Bu kişi kesinlikle YPG ve PKK’ya destek vermektedir. Bu kişinin değişmesi gerekmektedir.

“TÜRKİYE’NİN KAYGILARINI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN ÖNLEM ALIYORUZ”

Amerikan Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford da, Türkiye ile görüş ayrılığı yaşanıp yaşanmadığıyla ilgili soruya, “Bunu askeri bir bakış açısıyla cevaplayacağım. İlk olarak, Türkiye bizim önemli bir müttefikimiz ve Türkiye ile uzun vadeli ilişkimiz kritik öneme sahip. Bunu koruyacağız,” diye cevap verdi.

Türkiye ile yakın ilişkilerin sürdürülmesi için çok sayıda üst düzey ziyaret gerçekleştirildiğini hatırlatan Dunford, “Rakka’yı ele geçirmenin en iyi yolunun ne olduğuyla ilgili farklı görüşlerimiz vardı. Biz tek olası yöntemin Suriye Demokrat Güçleri’yle olduğu görüşündeydik. Şimdi sahada Türkiye’nin kaygılarını ortadan kaldırmak için önlemler alıyoruz, örneğin silahların PKK’nın eline geçmemesi ya da Türkiye’ye gitmemesi gibi. Türklere şeffaflık sağlıyoruz. SDG’ye sağladığımız askeri teçhizatın sadece Rakka’da kullanılmasının, başka yere gitmemesinin önlemini alıyoruz,” ifadelerini kullandı.

Almanya’dan İncirlik açıklaması: Türkiye’deki tüm askerlerimizi çekeriz

Türkiye ile Almanya arasında süren İncirlik Üssü’nde görevli askerleri ziyaret krizinde Almanya’dan yeni bir hamle geldi. ABD’de resmi temaslarda bulunan Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, İncirlik krizi nedeniyle şayet Türkiye’den çekilme söz konusu olursa, bunun sadece İncirlik’te görevli askerleri kapsamayacağına dikkat çekti.

DHA’nın haberine göre, Gabriel, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile görüşmesinde İncirlik’te görevli Alman askerlerin ziyaretine izin verilmesi konusunda Amerika’nın devreye girerek, Türkiye’yi ikna etmesini istemişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Almanya İncirlik’ten gitmek isterse ‘güle güle’ deriz” açıklamasının ardından Gabriel’den yeni bir açıklama geldi. Alman Bakan, Konya’da NATO misyonu kapsamında konuşlandırılan AWACS uçaklarını gündeme getirdi.

“İKİSİNİ BİRBİRİNDEN AYIRMAK ZOR”

Zeit Onlin’ın bildirdiğine göre, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ABD ziyareti kapsamında yaptığı açıklamada, İncirlik ile NATO misyonu çerçevesinde Konya’da konuşlandırılan erken uyarı uçakları AWACS’ların birbiriyle ilintili olduğunu söyledi. Gabriel, “Bu entegre bir karar. Ben her iki konunun birbirinden ayrılmasının zor olduğunu düşünüyorum” dedi.

NATO kapsamında görev yapan erken uyarı uçağı AWACS’ların personelinin üçte biri Alman askerlerinden oluşuyor.

ALMAN SAVUNMA BAKANI, ‘ALTERNATİF’ İÇİN ÜRDÜN’E GİDİYOR

Almanya, İncirlik’te görevli askerlerin ziyaretine izin verilmemesi durumunda Tornado keşif uçakları ve 250 dolayındaki personelin başka bir yere kaydırılabileceğini açıklamıştı.

Başbakan Angela Merkel, İncirlik’e alternatif olarak “Ürdün olasılıklardan biri” demişti. Alman kamu kanalı ZDF’ye konuşan Savunma Bakanı Ursula Von der Leyen, haftasonunda Ürdün’e gideceğini ve Kral Abdullah ile konuyu görüşeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Washington’da önemli açıklamalar

Geçen pazartesi günü, tam 36 saat sürdü. Nasıl mı? Kısaca aktarayım… Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Çin ve ABD ziyaretlerine katılanlar için dünya turunda ilk durak malum, Çin’in başkenti Pekin’di. Türkiye’den geçen hafta cuma sabahı yola çıkılmış, Ankara’ya göre 5 saat ilerideki Pekin’e yaklaşık 8 saatlik bir uçuşla cumartesi sabaha karşı varılmıştı. Doğu ile Batı’yı çok katmanlı modern bir İpek Yolu ile bağlama projesi olan Kuşak ve Yol Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanı, başta Çin ve Rusya devlet başkanlarıyla olmak üzere önemli görüşmeler yaptı. Ardından, 15 Mayıs Pazartesi günü 15.30 sularında CAN ve TUR uçakları Pekin’den Washington’a doğru havalandı. Doğuya doğru, Kuzey Buz Denizi, Alaska ve Kanada üzerinden Washington’a 14 saat uçuldu. Pekin’e göre 12 saat gerideki Washington’a varıldığında tarih 15 Mayıs Pazartesi’ydi, saatlerse henüz 17.30’u gösteriyordu. Bu arada Erdoğan, Putin ve Şi Cinping’in yan yana fotoğrafları Washington’a daha hızlı ulaşmış, “Türkiye’nin farklı seçenekleri”- nin de yorumlandığı kimi yazılarla Amerikan basınında yerini almıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Mayıs Salı günü öğle saatlerinde Beyaz Saray’da ABD Başkanı Trump ile yaptığı, 20 dakikası baş başa toplamda 2 saat 45 dakikalık görüşmenin ardından, gazete genel yayın yönetmenleri ve köşe yazarlarının sorularını yanıtladı. 22.00 sularında uçaklar, Washington’a göre 7 saat dilimi ilerideki Türkiye’ye doğru, bu kez yaklaşık 10 saatlik bir yolculuk için havalandığında, “Saat kaç?” zor sorulardan biri haline gelmişti…

Mevlüt Çavuşoğlu konuşuyor…

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Çavuşoğlu’nun sözlerinden satırbaşları:

ABD ve Türkiye DEAŞ karşıtı koalisyondaki en etkili iki ülke. Ancak işbirliği için şartlarımız var. Biz doğru gruplar ve doğru stratejilerle hareket etmemiz gerektiğini söylüyoruz. 2012’de Türkiye’nin tavsiyelerini dinlemedikleri için hata yaptıklarını hatırlattık. Bizim gizli bir ajandamız yok. Bizim tavsiyelerimizi dinlemediğiniz için ileride üzüntü duyarsınız dedik. Rakka operasyonu için, içerisinde YPG’lilerin olduğu bir yerde biz olamayız. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu çok net aktardı. YPG’ye karşı mücadele edeceğimizi, angajman kurallarını uygulayacağımızı ve vurabileceğimizi çok net ve sade bir şekilde ABD Başkanı ve heyetine aktardı. Yanıt olarak herhangi olumsuz bir şey söylemediler. Bunu anlayışla karşıladılar. Kendileri de YPG dahil hiçbir unsurun Türkiye’ye karşı tehdit oluşturmayacağını söylediler. Bu verilen silahların Rakka ve güneyinde kullanılacağını söylediler. 

“MCGURK DEĞİŞMELİ”

Trump yönetimi Obama yönetiminde farklı. Buradaki farkı biz görüyoruz. Ancak bölgedeki kişilere baktığımızda, bunlar Obama yönetimindeki kişiler. Dolayısıyla arazideki bu kişilerin yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Ama arazide bu kişiler oldukça bazı riskler oluşabilir.

McGurk (ABD’nin DEAŞ’la mücadele temsilcisi) daha önce ödül de aldı bu teröristlerden. Burada YPG ve PKK’ya net bir şekilde destek veren bir kişidir. Biz Tillerson’a dostane uyarıları yaptık. Bu kişi kesinlikle YPG ve PKK’ya destek vermektedir. Bu kişinin değişmesi gerekmektedir.

Alman Bakan’dan sert ‘İncirlik’ çıkışı: Türkiye fikrini değiştirmezse…

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye’nin Alman milletvekillerine İncirlik izni vermemesini bir kez daha eleştirdi.

Neue Osnabrücker Zeitung gazetesine gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gabriel, Türkiye’nin İncirlik konusunu politik bir araç olarak kullanmak istemesinin ters tepeceğini söyledi.

“MÜSADE ETMEDİK ETMEYİZ”

Alman askerlerinin İncirlik’ten çekilmesi konusundaki bir soruyu yanıt veren Gabriel, “Parlamentonun ordusu olan Alman ordusu, IŞİD’e karşı mücadelede önemli bir katkı sağlıyor. Bu sadece bizim isteğimiz değil, ABD gibi önemli NATO ortaklarının da isteği. Türkiye’nin şu anda yaptığı gibi, İncirlik’i politik bir araç olarak kullanması, iyi sonuç doğurmayacaktır. Kim bize Alman anayasasının sağladığı sığınma hakkını dikkate almama konusunda baskı (şantaj) yapmaya kalkarsa ve milletvekillerinin Alman askerlerini ziyaret etmesine bizim politik sığınma arayanları işkence ve tutuklanmaları pahasına iade etmemiz durumunda izin verecekse, o zaman granit gibi bir Almanya ile karşılaşır. Biz böyle bir şeye geçmişte müsaade etmedik, gelecekte de etmeyiz” diye konuştu.

“TÜRKİYE FİKRİNİ DEĞİŞTİRMEZSE…”

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel sözlerine şu ifadelerle devam etti:

“İncirlik’te makul bir çalışma imkanı mümkün olmayacaksa – buna milletvekillerinin Alman askerlerini ziyaret etmeleri de dahil- o zaman alternatifleri dikkate almamız gerekir. Biz Türkiye’ye kapıları kapatmamak için son birkaç ay içinde her şeyi yaptık. Kendimize hakaret edilmesine rağmen her defasında Türk hükümetiyle ilişki kanallarını açık tutmaya çalıştık. Ancak, sürekli Alman vatandaşları makul gerekçeler gösterilmeden tutuklanacak ve kendilerine konsolosluk desteği verilmesi engellenecekse, Alman vatandaşlarının Türkiye’den çıkışına izin verilmeyecekse ve şimdi de Alman parlamentosuna baskı yapılmaya çalışılacaksa, o zaman tahammül sınırına ulaşılmış demektir. Ben sadece Türk hükümetinin gelecek günlerde fikrini değiştirmesini ümit edebilirim. Aksi takdirde Alman parlamentosu hiç kuşkusuz askerlerini Türkiye’de bırakamaz.”

Suudi Arabistan’da yasağı delen genç kız, hayat kurtardı

Suudi Arabistan’da üniversite öğrencisi bir kız, ülkede kadınların araç kullanması yasak olmasına rağmen minibüsün başına geçerek şoförün hayatını kurtardı.

Russia Today’de yer alan habere göre Ashwaq Al-Shammari adlı öğrenci, diğer 4 kız arkadaşıyla birlikte üniversiteden evlerine giden minibüsün içindeydi.

Fakat yolculuk sırasında şoför, kendini iyi hissetmediğini ve başının döndüğünü söyleyerek arabayı kenara çekti. Ardından da bayıldı.

Saudi Gazette’den aktarılan habere göre yolun ortasında kalan kızlar, şoförü ayıltmaya çalışsa da başarılı olamadı.

Bunun üzerine Ashwaq, babasının çiftliğinde araba kullanmayı öğrendiği günleri hatırlayarak direksiyonun başına geçti.

Aracı en yakındaki dükkana sürerek buradan su aldı. Fakat şoförün kendisine gelmesi için bu yöntem de işe yaramayınca, genç kız aracı adamın evine sürdü.

Eve geldikten sonra kontrolü alan şoförün ailesi, adamı hastaneye götürdü.

“KIZIMLA GURUR DUYUYORUM”

Beyin felci geçirdiği anlaşılan adamın, genç kızın hızlı müdahalesi sayesinde hayatının kurtulduğu kaydedildi.

Ashwaq’ın babası Zahir Al-Shammari ,”Kızımla gurur duyuyorum. O küçükken çiftlikte ona araba kullanmayı öğretmiştim. Onun bu gönüllü hareketi, sosyal sorumluluğunun bir parçası” dedi.

Suudi Arabistan, dünyada kadınların araç kullanmasının yasak olduğu tek ülke.

Buna karşın yasağın bölgelere göre değişiklik gösterdiği belirtiliyor. Riyad ve çevresinde yasak sıkı bir şekilde uygulanırken, kırsal bölgelerde kadınların araç kullanmasına ‘tolere edildiği’ dile getiriliyor.